Esra Özkan, Fedailerin Kalesi Alamut'u inceledi.
 20 Nis 21:00 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah (Seyduna)'ın yeryüzünde kurduğu ütopik cennetindeki güzel huriler,bu cennete girebilmek için korkusuzca savaşıp canını veren fedailer...
Hasan Sabbah'ın muhteşem zekası ile kurduğu cennette güzel huriler vardır.Bu hurilere ulaşabilmek için canını veren fedaileri haşhaş ile büyüleyip istediğini yaptıran Seyduna'nın serüvenini konu edinir.
Bugüne kadar okuduğum tek tarihi roman.Oldukça sürükleyici ve akıcı.
Herkese tavsiye ederim..

OKUNMUŞ KÜTÜPHANE, Fedailerin Kalesi Alamut'u inceledi.
02 Mar 13:36 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum bir kitapla ilgili okurken bir sürü şey geliyor aklıma. Şunu da yazsam bunu da yazsam diyorum hep. Fakat düşündüklerimin birçoğunu not almadığım için aklımdan uçup gidiyor. Bu kitabın bana hissettirdiği birçok duygu oldu. Aklımda kalanları yazıyorum. ( https://okunmuskutuphane.blogspot.com.tr )
Kitabımız Vladimir Bartol'un Fedailerin Kalesi Alamut isimli kitabı. Yazarı Sloven bir şahsiyet. Kitap Halime isimli bir kölenin veya cariyenin tarihin tozlu sayfalarının meşhur bir ferdi olan Hasan Sabbah'ın eline düşmesini konu edinmekte. Ancak tam da aynı zamanlarda İsmaili olan İbni Tahir'de Hasan Sabbah'ın emrine girmiştir. Kitabın genel işleyişinde olaylara bir Halime'nin gözünden bir de İbni Tahir'in gözünden bakıyorsunuz. Aslında Hasan Sabbah'ı bilmeden bu kitabı okumuş olmak biraz eksik kalır.
Hasan Sabbah 1034-1124 yıllarında Büyük Selçuklu Devleti döneminde yaşamış bir tarikat lideri. Tarikatı önceleri İsmaili olarak bilinirken sonrasında Hasan Sabbah ile haşhaşi olarak bilinmeye başlamış. Kendisinin en önemli özelliği müritlerine verdiği haşhaş ile onları uyutarak kurduğu sahte cennetlere götürmesi ve sahte cennetlerin her türlü nimetlerinden müritlerini faydalandırarak onların kendisine sıkı sıkıya bağlanması sağlamış olmasıdır. Bu sahte cennetlere giren müritler oradaki güzel kızlar, bahçelerin güzelliği ve yediklerinden içtiklerinden etkilenerek gerçekten de cennete geldiklerini sanıyorlar ve sonrasında liderleri olan Sabbah'ın yanına döndüklerinde ona inanılmaz bir bağlılık ile bağlanıyorlardı. İşte bu kitap o sahte cennetin yani Alamut'un hikayesini anlatır.
Kitap genel olarak bu cennetten bir dönemi ve Hasan Sabbah'ın felsefesini anlamakta. Alamut'un bir köşesinde sahte cennetlere gönderilmek ve sıkı bir fedai olması hedeflenen İbni Tahir ve kendisini gibi fedai arkadaşları vardır. Diğer köşesinde gizli bir bahçede ise Hasan Sabbah'ın sahte cennetinin belki de en önemli unsuru olan güzel köle kızları vardır. Fedailer, Alamut'ta her yönden sıkı bir eğitimden geçirilirler. Alamut'un gizli köşesindeki bahçelerde ise Halime ve arkadaşları fedailere sunulmak üzere bir kadının erkeklerin nasıl hoşuna gidebileceği konusunda sıkı bir eğitim almaktadırlar. Hasan Sabbah, nam-ı diğer Seyduna yetiştirdiği fedailerden üçünü bu bahçelere, cennetine(!) adam gönderme yetkisini kullanarak gönderir ve fedailer bu sahte cennetin ve huri zannetikleri kızlara aşık olarak kalenin fedailer bölümüne tekrardan Seydunaya tam bir itaatle dönerler ve arkadaşlarına da cennetten geldiklerini anlatırlar. Sonuç... Hasan Sabbah'ın sahte cennet numarası tutmuş ve kendisine körü körüne bağlı fedailer yetişmiştir artık. Hasan Sabbah bu fedaileri belki de devri değiştirecek olaylar için kullanacaktır. Burada bir ipucu vermek istiyorum. Avrupa dillerindeki "assasinate" kelimesi suikast anlamına gelmekte ve bu yabancı kelime ise haşhaşi kelimesinden türemiş yazılanlara göre. Gerisi kitapta...
Kitabın ana hatları böyle. Ancak ben bir de yazarın tarzına ve yukarıda anlattığım olayları nasıl somutlaştırdığına gelmeyi özellikler istiyorum.
Bu kitabı okurken ben Hasan Sabbah'ın sahte cennetindeydim. Ara sırada fedailer köşesindeydim. Ama en çok cennet bölümünde olduğumu söyleyebilirim. Kitabın dili çok sade. Kelime oyunları ve sizi düşündürecek cümleler yok. Fakat olay bir cennet hayali olunca kitabı elimden bırakmak istemedim. Yazarın cümleleri ile kimi zaman Halime kimi zaman Meryem kimi zaman Sara'nın yanındaydım. Orada bir köşede, minderlerin üstünden o sahte cenneti gözlüyordum. Hatta olayların bizzat içindeydim. Ya da keşke içinde olabilseydim demek daha doğru olur. Kitap, sizi sahte cennetin hurilerinin narin elleriyle sarıyor ve bırakmak istemiyorsunuz. Kitap, belki de birçok kişi için felsefi bir kitap olabilir. Ama ben kitaba o kadar kaptırdım ki işin felsefi yönünü geçtim ve yaşamaya başladım. Bu yazarın anlatım başarısından mıdır yoksa her insanın cennet hayalinin somut olarak önüne sunulmasından mıdır bilemedim. Ama çok çok güzel, bir çırpıda bitebilecek bir kitap. Kesinlikle okunması gerekir ancak özellikle erkek okuyucuların kitaba fazla dalmasını tavsiye etmem :)
Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap. İyi okumalar.

https://okunmuskutuphane.blogspot.com.tr

Anıl Kaya, bir alıntı ekledi.
11 Oca 17:15

Seyduna ile Şahrut
"..ey Şahrud
hani susarsın ya
susuşun dili en bilindik silahtır, susuş ateştir, bozgundur
tarihin yanık yüzüdür ülkemde
bense payıma düşen kor bir yürekle gelmiştim.
yangınımı kirpiğinin rüzgarıyla karşıladın
oysa bir dal yeşil bulurum sandım.."

Lal, Tunay BozyiğitLal, Tunay Bozyiğit
Anıl Kaya, bir alıntı ekledi.
11 Oca 17:14

Seyduna ile Şahrut
"..gözlerin diyorum ay Şahrud
coğrafyamın kurşun ardınca susku
öz içinde yanan beden acısı
oysa gözlerine tutunacaktım
fırtınasını suskuya bırakan
isimsiz bir ülkenin açışıydım
gözlerinde bulacaktım adımı
gözlerin nerde ay Şahrud.."

Lal, Tunay BozyiğitLal, Tunay Bozyiğit
Anıl Kaya, bir alıntı ekledi.
11 Oca 17:13

Seyduna ile Şahrut
"..yitik Öyküdür,..
tarihten iki ayrı çoğrafyaya damlayan,
iki yürekte durmadan kanayan,
seyduna ile Şahrud.
yüreklerinin akarken bıraktığı izi,
birbirlerinin gözlerinde aradılar,
yoktu.
iki iklim farkıydılar, ne zaman göz göze değseler,
yangın çıkmayacak denli uzaktılar.."

Lal, Tunay BozyiğitLal, Tunay Bozyiğit

Grup Abdal ,Seyduna ,Grup Yorum türküleri kulaklarımda bu gece de..

Nesrin Korkmaz, bir alıntı ekledi.
19 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu kadar bariz bir sahtekarlığın, nasıl olup da daha önce farkına varamamıştı? Gözleri bu denli kör müydü gerçekten? Allah Allah! Fakat onun gibi hakikate hizmet ettiğine inanılan büyük bir dini önderin bir sahtekar olduğunu nasıl düşünebilirdi ki? Onun böylesine bir alçaklığı yapabileceğini? Ve Meryem, meleklere benzeyen kız, onun suç ortağından başkası değildi! Seyduna'dan daha da kötüydü hatta; çünkü onun emirlerini uygulamak için aşk kadar kutsal bir duyguyu bile kullanabilecek kadar aşağılıktı.

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 445)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 445)
İlker Aksu, Fedailerin Kalesi Alamut'u inceledi.
10 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Alamut Kalesi. Kartal yuvası anlamına gelen ve Deylem Krallığının yaptırdığı kalelerden biri olan Alamut'un İsmaililerin eline geçmesiyle, Seyduna 20 yıllık planını hayata geçirmiştir. Alamut kalesinin arkasında bulunan bahçeleri adeta Kuran'da vaadedilen cennette benzer bir yer haline getirmiştir. Tabii buradaki en önemli etken, köle pazarından satın aldığı ve müridlerine "huri" olarak tanıttığı gencecik güzel kızlardır. Seyduna, Hindistan'da bulunduğu bir dönemde tanışmış olduğu uyuşturucu etkisi olan haşhaştan elde ettiği hapları, savaşta üstün başarı gösteren fedailere yutturarak sahte cennete gönderip, adeta onlara ölmeden cenneti yaşatmıştı. Fedailer ebedi cenneti yaşamak umuduyla ön saflarda korkmadan savaşmış, rakip hükümdarlara ve basvezirlere suikast düzenleyip öldürmüş, hatta tereddüt etmeden Seyduna'nın tek bir emriyle kendi canlarına kıymışlardır. Bu olaylara şahit olan ve henüz Seyduna'nın sahte cennetine gitmemis olan fedailer ise, daha önce cennete gittiklerini söyleyen ve tekrar cennete gideceklerini düşünüp kendilerine verilen emir ile hiç düşünmeden intihar eden fedaileri gördükçe, Seyduna'nin, elinde cennetin anahtari olan bir peygamber olduğuna inanmamışlardır. Aslında işin aslı çok farklıdır. Seyduna gençlik yıllarında halkı kendilerine egemen olan imparatorluklara baş kaldırmaları amacıyla bilinçlendirmeye çalışmıştır. Fakat her defasında hayal kırıklığına uğramıştır. Bu arada insanların körü körüne mucizelere ve masallara inanma alışkanlığını keşfettikten sonra şeytani planı kafasında şekillenmeye baslamistir. En nihayetinde ise zaaflarini kullandigi insanlar sayesinde tüm dünyaya korku salmıştır. Ama aslında kendisi tam anlamıyla Nihilist'tir. Hiçbirşeyin hakikat olmadığına, duyularımız aracılığıyla hakikati idrak ettiğimizi, duyularımızın ise bizi her zaman yanılttığını düşünmektedir. Düsturu ise " Hakikat diye bir şey yoktur, herşey mübahtır".