• Aşk'ın Diyar-ı Kalp'teki bu seyahatinin, önceden okudüğumuz İran ve Os­manlı mesnevilerinin aksine coğrafyada vuku bulan fizik bir seyahat olmayıp, bilakis ruh ve kalbin kendi dünyasında yaşanmış bir seyir olduğunu, bilmiyorum, yeni baştan hatırlatmaya gerek var mı?

    Dolayısıyla bu dil tutumu, insanın kendi derûnunda hissettiği ve duyu organlarının da devre dışı kalmasıyla, sadece ruhi bir hal olarak iclrak edilmiş durumların aktarımı olarak ortaya çıkıyor. Yani Aşk'ın (...) karşılaştığı "ateş denizi" de, "karanlık kış geceleri" de ruh ve kalbin farklı farklı hallerinden başka birşey değil.
    Şeyh Galip
    Sayfa 107 - Necmettün Türinay
  • Aynı şekilde, Hüsn ü Aşk'ta yer alan "Geceye ve Kışın Şiddetine Dair/Der Sıfat-ı Şeb ve Şiddet-i Şita" başlıklı bölümü, burada hatırlamak gerekiyor. Bu bö­lümde, Aşk'ın Kalp diyarındaki yolculuğu sırasında, kendini ansızın içinde buldu­ğu bir kış gecesi anlatılmaktadır.

    Şeyh Galib'in kendisine mi, yoksa icad ettiği hikaye kahramanı Aşk'a mı ait olduğu kolay kolay kestirilemeyen geceye ve kışın ayazına ilişkin intibalara ve dolayısıyla ifadenin şiddetine dikkat etmek gerekir.

    Hafif açılarak sadeleştirilmiş şu cümlelere, beraberce göz gezdirelim isterseniz:

    "Bu karanlık ve soğuk gecede ay ışığı donmuş...

    Karanlık, bir ceylan gibi or­talıklarda kol geziyor.

    Karın içindeki siyahlıklar insana, gözün beyazlığı içindeki "göz bebeği"ni hatırlatıyor.

    Kar, kışla beraber yer yüzüne inerken, gece bir zenci­nin dişleri gibi sırıtıyor.

    Her tarafta sıçrayıp duran kıvılcımlar ayazın şiddetinden donup kalıyorlar.

    Uzak dağlarda kaynayan sular, göklere yükselerek kar adıy­la/şeklinde yeniden ve durmaksızın yağar da yağarlar.

    Havada uçan bir kuş bile gözükmüyor. Göklerde, sadece tek tük ateş renkli uçuşlar göze çarpıyor.

    Bu şart­larda eğer sabah, buzdan kazıklarını güneşe çakmasa, onun ateşini de rüzgar alıp götürebilirdi.

    Şiddetli kış buzdan sütunlanyla destek olmasa, yeşil/mavi gökler yerlere çökerdi. Ağlayan gözlerde yaşlar dahi buz tutmuş!

    Bu çaresizlik içinde insanlar, ölümü dahi gözlükle arar hale gelmişler.

    Daha da önemlisi, karanlıklada yüklü gecede "fikir yolu" da buz tuttuğu için, söze can veren bütün sanatkarlar sükütu tercih eder hale gelmişler."
    Şeyh Galip
    Sayfa 106 - Necmettin Turinay