1000Kitap Logosu
592 syf.
·
2 günde
·
4/10 puan
Kitabı beğenmedim. #cringe Bir ara okuma durgunluğu geldi üstüme. Araya basit bir kitap alayım istedim. Kitabın konusu: Onu zorla kaçırıp alıkoyan adama kızın aşık olması. Bir çeşit stokholm sendromu hikayesi. Tabi bu yakışıklı, zengin, akıllı, güçlü, sert, mafyatik tip de ona aşık oluyor. Kızın başörtüsü takması, namaz kılıp dua etmesi dışında, tam bir wattpad klişeleri karışımı. O namaz ve başörtüsü de bir çeşit muhafazakar sos. Dahası, bu ikisine rızaları dışında "dini nikah" kıyılıyor, kitap boyunca kız hem "sen benim kocam değilsin" hem " o benim helalim, mahrem değil" diyor. Yani o zorla ve gizli kıyılan nikah sayesinde, diğer aşk romanlarında bulunabilecek bir çok aşk ve romantizm sahnesi meşru olarak sunuluyor. Bu dediklerime takılmayan binlerce insan vardır ki; bu kitaplar bir çok baskı yapıyor ve çok satıyor. Sosyo-kültürel olarak buradaki din/hayat/insan/kadın/erkek/evlilik algısının Türkiye'de karşılığı var. Kıskanç, baskıcı, sahiplenici erkek tipi, çok seven adam oluyor ve kız bu tavırlara eriyip bitiyor. Yazarın hakkını yemeyeyim; gerçekten bir açıdan dürüst bir Türkiye portresi bu. Olması gerekeni değil, olanı yazmış, samimi yazmış, akıcı yazmış. Benim okuma alışkanlıklarım açısından ters olsa da, okuyup sevecekler çoktur. Ama ben hayatı galiba fazla ciddiye alıyorum ve eleştirel bakıyorum herşeye. Z kuşağının protest, özgürlükçü, feminist tarafı, kitaba benim gibi gıcık olur, ama kesinlikle bir kısmı da okurken 'ah biz de böyle birini bulsak" diye iç çeker. Yani, ben hiç beğenmedim diye herkes de beğenmeyecek diye bir şey yok. Toksik ilişkiler okunuyor malesef. Allah hepimize akıl fikir, sağlam muhakeme gücü versin.
Yusuf Yüzlü Demir Yürekli
Yusuf Yüzlü Demir Yürekli
Şeyma Demir
Şeyma Demir
Yusuf Yüzlü Demir Yürekli
Okuyacaklarıma Ekle
400 syf.
·
7 günde
·
6/10 puan
Genel kanının aksine çok da güzel bir kitap gibi gelmedi bana. Belki de öncesinde dizisini izlemediğim için olabilir. Genel yaş aralığı olarak 15-20 yaşa hitap ettiğini düşünüyorum. Serinin diğer kitaplarını da okumak istiyordum; ancak birinci kitapta bile bu kadar sıkılınca, diğerlerini okumaktan vazgeçtim maalesef. Akıcı fakat içi çok da dolu olmayan bir kitaptı. Popüler olmasının tek nedeninin dizisi olduğu için olduğunu düşünüyorum.
Yeşilin Kızı Anne 1
Okuyacaklarıma Ekle
28 syf.
·
10/10 puan
Plüton bebeğimissss Şeyma Çekici'yi çoğu kişi gibi instagramdan tanıdım.Anne olan kuzenlerim sağ olsun sayelerinde güzel insanlar tanıyorum, henüz bekarken Bakış açısı çok güzel olan, insana çok şey katan bir abla benim için. Ama Plüton... Bir çocuk kitabı olmaktan çok öte gözümde.Olduğu gibi sevilmemekten korkan, bu yüzden kendini gizlemiş ama bu haliyle de kalbi kırık-hele ki içindeki çocuğun...- yetişkinler için başucu olabilecek bir kitap.Üstelik çizimleri de öyle güzel ki.Defalarca okuyorsunuz.Kuzenlerim çocuklarına okur defalarca, ben de içimdeki minnak Merviş'e okuyorum.Hatta muhtemeldir ki müstakbel bebeme okuyana kadar biraz deformeler olur gibi çünkü sürekli yanımda Neyse ikincisini alırız ne du yaniiiVelhasıl alın alın okuyun.
Plüton'un Dünya Umurunda Değil
Okuyacaklarıma Ekle
206 syf.
·
10 günde
·
4/10 puan
Bittiğine şükürler ettiğim bir kitap oldu. Acımasız dille kitap eleştirisi yapmayı pek sevmem -Şeyma Subaşı vb. lüzumsuzlarca yazılmadığı müddetçe- ama öh be abicim, kitap adı altında işkence yazmışsın ya. Mektup gibi kaleme alarak kendisiyle ya da mektup yazdığı arkadaşıyla -kitapta bin kez tekrar edildiği üzere “Sevgili Dost”uyla- kafasına esen her şey üzerine sohbet etmiş yazar. Ama biri benimle böyle konuşsa “Ne kafa açtı” diye düşünmeden edemem sanırım. Aşırı bir edebiyat paralama çabası, inanılmaz fazla betimleme ve kişileştirme, “Ne anlatıyor acaba şu an?” dedirterek esas söylenmek istenenden fazlaca uzaklaşmış örneklemeler... Bana hiç hitap eden bir kitap olmadı.
Posta Kutusundaki Mızıka
8.2/10 · 15,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
400 syf.
·
23 günde
·
10/10 puan
Yeşilin Kızı Anne - Rilla
Yesilin Kızı Anne serisinin sekizinci kitabı hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle bu serisiyi Ren Yayınları' dan takip ediyorum. Serideki kitapların her biri ilk kitaptan itibaren Anne'nin yaşadığı yer ile isimlendirilmiş. Green Gables, Avonlie, Adanın Kızı, Rüzgarlı  Söğütler, Hayaller Evi, Ingleside, Gökkuşağı Vadisi vb. Yalnız bu son kitabın alt başlığı Rilla. Rilla kim mi? Anne'nin en küçük kızı. Seriyi okuduysanız Green Gables'li küçük yetimin artık beş çocuklu bir kadın olduğundan haberiniz vardır. Son kitaba ismini veren Rilla da Anne Blythe'ın kızlarından biri. Ve biz serinin son kitabında çocukluktan genç kızlığa geçiş sürecini büyük dünya harbi yıllarında geçiren Rilla' nın değişimine tanıklık ediyoruz. Montgomory seri boyunca bazı kitaplarda farklı anlatım türleri denemişti. Örneğin beşinci kitap romandan çok mektup tarzında yazılmıştı. Anne' nin Green Gables'a ve Gilbert'a yazdığı mektuplardan oluşuyordu. Bu son kitapta ise bazı  bölümler Rilla'nın günlüğü  şeklindeydi. Açıkçası bu durum beni pek de rahatsız etmedi. Yeşilin Kızı Anne serisi daha çok genç yetişkin tarzında bir seri. Pek sevdiğim bir tür değil aslında. Ama ilk kitabından itibaren(bunda netfiliks dizisinin de payı var sanırım) heyecanla takip ettiğim bir hikaye oldu. Anne'nin gelişimini ve dönüşümünü takip etmek, hatalarını hatalarından çıkardığı dersleri bilmek, neredeyse tüm hayatına tanıklık etmek çok keyifli. Bu keyif  büyük ölçüde karakterle özdeşleşebilmemden kaynaklı sanırım. Küçükken takip ettiğim Bir Genç Kızın Gizli Defteri içinde bu heyecanım benzerini yaşamıştım. Her neyse, asıl konumuza dönelim. Tuhaf bir şekilde bu kitap bana birinci kitabın hissini en çok veren kitap oldu. Rilla'yı hem karakter hem görünüş olarak Anne' e çok benzettiğim için olabilir. Ayrıca serinin bu kitabı için birinci kitaptan sonra en sevdiğim kitap oldu diyebilirim. Nedenini de hemen açıklayayım. Eğer bir zaman makinesi olsaydı mutlaka 1900-1920 tarihleri arasına gitmek isterdim. Birinci dünya savaşı döneminde  Anadolu topraklarında yaşamak ve o tarihe tanıklık etmek isterdim. Bu dönem beni her zaman çok heyecanlandırmış ve duygulandırmıştır. Kendimi bu döneme ait hissederim. Anne serisinin son kitabı da tam olarak bu tarihlerde geçiyor. O tarihlerde ve cephede. Birinci Dünya Savaşı'nı çoğu zaman ittifak güçleri tarafından gözlemlemiştim. İlk defa karşı taraf gözünden bir hikaye ile bu kadar özdeşleştim sanırım. Jem' in Türklerle savaşta olması belki de Çanakkale'de düşman siperlerinde olması ve en çok sevdiğim kitap karakterinin oğlu olması beni çok etkiledi. Hatta kitabın bu bölümlerinde Mustafa Kemal'in Çanakkale Savaşı sonrası Anzak annelerine yazdığı mektubu tekrar açıp okudum. Bu da ayrı bir hüzün yaşattı bana. Çünkü Mustafa Kemal'in o mektubu yazdığı "evlatlarını uzak diyarlarlardan savaşa yollayan analar"dan biride en sevdiğim roman karakteri olan Anne'di.Savaşta bizim sevindigimiz zaferlere onların üzülmesi, onların sevindigi zaferlere bizim üzülmemiz oldukça etkiledi beni.  Üstelik kitapta genel olarak hakim olan savaş karşıtı  tınıyı oldukça  samimi ve gercekçi buldum. Savaş karakterlerin ağzından tüm siyasi ayrıntıları ile  anlatılmıştı. Belki de bu yüzden anlatılan olaylarda bir olgunluk hissettim. Olgunluk ve acı. Özellikle Walter'in ölümü kısmı çok acıklıydı. Sadık köpek Pazartesi'nin savaşa giden sahibini yıllarca tren garında beklemesi, Walter' in ölümünü hissedip sabaha kadar uluması oldukça etkileyiciydi. Serinin birinci kitabı en sevdiğim kitap olmasına ne rağmen Yeşilin Kızı Anne-Rilla yani son kitap benim için bambaşka bir yerde. Son olarak şunu da söylemeliyim ki serinin  yazarı  Montgomory' e de küçük bir hayranlık duymaya başladım. Dönemine göre oldukça entelektüel ve aydın bir kadın. Feminist duruşu var. Beni en çok çeken yanı bu sanırım. Ve günümüzde popüler olmasının nedeni de bu bence. Dönem dönem tekrara düşmesi, iflah olmaz bir romantik olması, dünyada bekar kalmaması için yemin etmişcesine herkesi evlendirmesi (son kitapta 'kız kurusu' Suzan'ın bile kısmeti açılıyor) gibi sevmediğim yanları yok mu? Var. Ama iyisiyle kötüsüyle Anne Shirley benim en sevdiğim kitap karakteri. Sekiz kitaptan oluşan bu seri ise en sevdiğim kitap serisi. Sekizinci kitap ise bu serinin en sevdiğim kitabı. Yesilin Kızı Anne serisinin sekizinci kitabı hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle bu serisiyi Ren Yayınları' dan takip ediyorum. Serideki kitapların her biri ilk kitaptan itibaren Anne'nin yaşadığı yer ile isimlendirilmiş. Green Gables, Avonlie, Adanın Kızı, Rüzgarlı  Söğütler, Hayaller Evi, Ingleside, Gökkuşağı Vadisi vb. Yalnız bu son kitabın alt başlığı Rilla. Rilla kim mi? Anne'nin en küçük kızı. Seriyi okuduysanız Green Gables'li küçük yetimin artık beş çocuklu bir kadın olduğundan haberiniz vardır. Son kitaba ismini veren Rilla da Anne Blythe'ın kızlarından biri. Ve biz serinin son kitabında çocukluktan genç kızlığa geçiş sürecini büyük dünya harbi yıllarında geçiren Rilla' nın değişimine tanıklık ediyoruz. Montgomory seri boyunca bazı kitaplarda farklı anlatım türleri denemişti. Örneğin beşinci kitap romandan çok mektup tarzında yazılmıştı. Anne' nin Green Gables'a ve Gilbert'a yazdığı mektuplardan oluşuyordu. Bu son kitapta ise bazı  bölümler Rilla'nın günlüğü  şeklindeydi. Açıkçası bu durum beni pek de rahatsız etmedi. Yeşilin Kızı Anne serisi daha çok genç yetişkin tarzında bir seri. Pek sevdiğim bir tür değil aslında. Ama ilk kitabından itibaren(bunda netfiliks dizisinin de payı var sanırım) heyecanla takip ettiğim bir hikaye oldu. Anne'nin gelişimini ve dönüşümünü takip etmek, hatalarını hatalarından çıkardığı dersleri bilmek, neredeyse tüm hayatına tanıklık etmek çok keyifli. Bu keyif  büyük ölçüde karakterle özdeşleşebilmemden kaynaklı sanırım. Küçükken takip ettiğim Bir Genç Kızın Gizli Defteri içinde bu heyecanım benzerini yaşamıştım. Her neyse, asıl konumuza dönelim. Tuhaf bir şekilde bu kitap bana birinci kitabın hissini en çok veren kitap oldu. Rilla'yı hem karakter hem görünüş olarak Anne' e çok benzettiğim için olabilir. Ayrıca serinin bu kitabı için birinci kitaptan sonra en sevdiğim kitap oldu diyebilirim. Nedenini de hemen açıklayayım. Eğer bir zaman makinesi olsaydı mutlaka 1900-1920 tarihleri arasına gitmek isterdim. Birinci dünya savaşı döneminde  Anadolu topraklarında yaşamak ve o tarihe tanıklık etmek isterdim. Bu dönem beni her zaman çok heyecanlandırmış ve duygulandırmıştır. Kendimi bu döneme ait hissederim. Anne serisinin son kitabı da tam olarak bu tarihlerde geçiyor. O tarihlerde ve cephede. Birinci Dünya Savaşı'nı çoğu zaman ittifak güçleri tarafından gözlemlemiştim. İlk defa karşı taraf gözünden bir hikaye ile bu kadar özdeşleştim sanırım. Jem' in Türklerle savaşta olması belki de Çanakkale'de düşman siperlerinde olması ve en çok sevdiğim kitap karakterinin oğlu olması beni çok etkiledi. Hatta kitabın bu bölümlerinde Mustafa Kemal'in Çanakkale Savaşı sonrası Anzak annelerine yazdığı mektubu tekrar açıp okudum. Bu da ayrı bir hüzün yaşattı bana. Çünkü Mustafa Kemal'in o mektubu yazdığı "evlatlarını uzak diyarlarlardan savaşa yollayan analar"dan biride en sevdiğim roman karakteri olan Anne'di.Savaşta bizim sevindigimiz zaferlere onların üzülmesi, onların sevindigi zaferlere bizim üzülmemiz oldukça etkiledi beni.  Üstelik kitapta genel olarak hakim olan savaş karşıtı  tınıyı oldukça  samimi ve gercekçi buldum. Savaş karakterlerin ağzından tüm siyasi ayrıntıları ile  anlatılmıştı. Belki de bu yüzden anlatılan olaylarda bir olgunluk hissettim. Olgunluk ve acı. Özellikle Walter'in ölümü kısmı çok acıklıydı. Sadık köpek Pazartesi'nin savaşa giden sahibini yıllarca tren garında beklemesi, Walter' in ölümünü hissedip sabaha kadar uluması oldukça etkileyiciydi. Serinin birinci kitabı en sevdiğim kitap olmasına ne rağmen Yeşilin Kızı Anne-Rilla yani son kitap benim için bambaşka bir yerde. Son olarak şunu da söylemeliyim ki serinin  yazarı  Montgomory' e de küçük bir hayranlık duymaya başladım. Dönemine göre oldukça entelektüel ve aydın bir kadın. Feminist duruşu var. Beni en çok çeken yanı bu sanırım. Ve günümüzde popüler olmasının nedeni de bu bence. Dönem dönem tekrara düşmesi, iflah olmaz bir romantik olması, dünyada bekar kalmaması için yemin etmişcesine herkesi evlendirmesi (son kitapta 'kız kurusu' Suzan'ın bile kısmeti açılıyor) gibi sevmediğim yanları yok mu? Var. Ama iyisiyle kötüsüyle Anne Shirley benim en sevdiğim kitap karakteri. Sekiz kitaptan oluşan bu seri ise en sevdiğim kitap serisi. Sekizinci kitap ise bu serinin en sevdiğim kitabı.
Yeşilin Kızı Anne 8 - Rilla
Okuyacaklarıma Ekle
416 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Herkes her zaman mutlu olsaydı okuyacak bir şey de olmazdı..
L. M. Montgomery
L. M. Montgomery
'nin
Yeşilin Kızı Anne 1
Yeşilin Kızı Anne 1
serisinin büyük bir bölümünü okumuştum. Son iki kitabın ciltsiz yayımlanmasını beklerken
Rüzgârın Kızı Emily
Rüzgârın Kızı Emily
ile devam etmek istedim. Emily ile Anne serilerini kıyaslamak gibi yanılgıya düşmek istemediğim için incelemede sadece Emily'in hikâyesine odaklanmaya çalışacağım. Emily; oldukça şefkatli, samimi ve bir o kadar da gurur dolu, henüz çok küçükken önce annesini sonrasında babasını yitiren küçük bir kızın hikâyesi. Babasının vefatından sonra annesinin akrabaları tarafından himaye altına alınan Emily, Yeni Ay Çiftliği'ne taşındıktan sonra hayatında yepyeni bir sayfa açar ve hayatına burada devam eder. Montgomery Rüzgarın Kızı Emily serisiyle okuruna Emily’nin iç dünyasına bir seyahat sunuyor. Edebiyat, doğa, kedi tutkunları için oldukça keyifli bir serüven..
Rüzgârın Kızı Emily
Okuyacaklarıma Ekle
136 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
:))) dün kitap fuarından aldım keyifle bir yudumda okudum. Cidden hoş detayları o durumda olacak insanlara nasihat vari anlatmış. Ben beğendim. Anneler okumalı
Burası Gerçek Dünya
Okuyacaklarıma Ekle
472 syf.
·
8 günde
·
3/10 puan
12-15 yaş arasına hitap eden bir kitap. Gerçekten bir an önce bitirmek istediğim bir kitaptı. 2 sene önce falan okusaydım büyük ihtimalle çok beğeneceğim bir kitaptı. Her şeyin "artık uyu" mesajıyla başlaması ve aşka dönüşmesi, tuhaf yani. Karantina kitabını okumuştum 2 yıl önce falan, çok sevmiştim o zaman (şuan aynı fikirde değilim) İki kitap çok benzer, İzmir Zeynep yani, ya da bana mı öyle geldi bilemiyorum. Aşk kitabı falan okumak istiyorsanız daha güzel kitaplar var. Okuyup beğenen kitleye bir şey dediğim yok ama ben sevmedim bu kitabı :) Hikayeyi kuzenim okumamı istediği için okudum daha çok, para verip almazdım yani. Bir de ne olursa olsun çocuk bir katil, masum olması iyi biri olması katil olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çok saçma yerler vardı. Mesela gruplarındaki Koray, Doruk, Merve üçlüsüyle aynı üniversiteye düşmeleri :D Ben amcam, teyzemlerde rahat kalamıyorum kız hiç tanımadığı, bir eve gidiyor ve orada kalıyor. Acun Ilıcalı, Şeyma Subaşı meselesine gelmiyorum bile, bu karakteri komik yapmıyor sadece cringe yani. Düşüncelerim bunlar :)
3391 Kilometre
8.2/10 · 10,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
176 syf.
·
1 günde
Gogol, Dostoyevski, Sigmund Freud, Karl Marx gibi yazarlardan sonra bu çok nadir başıma gelen güzel eseri nasıl övsem bilemedim en iyisi Kürtçe de dahil bütün dünya dillerine çevrilsin ama Türkçe ve Türkiye'de yayınlanmasın. Savaşa silaha gerek kalmaz. Milletler kendiliğinden intihar eder. Bizim yorulmamıza gerek kalmaz. Nerede olduğumu soran olursa Karl Marx'ın mezarına af dilemeye gitti dersiniz.
Sadece Şeyma
2.1/10 · 121 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Bu kadın kesinlikle çok başarılı bir makyavelist ve strateji üstadıdır. Ülkenin en büyük medya patronlarından birisi ile evlenip insanların üç ömür süresi kazanamayacağı bir serveti yaratmak çok meşakkatli bir iştir ve bunu kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışanından onlarca yıl parasını katılım, faiz ve borsada değerlendirmiş olanlara kadar herkes bilir. Şeyma Subaşı, sana büyük saygı duyuyorum yüce şeyh güruh. Sen bir başarı öyküsüsün. Ayrıca kitapta verilen bütün tarifleri tek tek deneyeceğim. Sun Tzu'dan sonra gelmiş en büyük taktiksel harp ustası sensin. ''Herkesi mutlu edemezsin, çünkü pizza değilsin." -Şeyma Subaşı Musk
Sadece Şeyma
2.1/10 · 121 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
...
837 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.