Fısıltı, gürültüyü yener. Çünkü evlerin yanına incir ağacı dikmezler. “Ocağına incir ağacı dikilmek” sözü de buradan gelir. Çünkü incir kökleriyle amansız yayılır toprağa. Bağıra bağıra büyümez incir. Kökleri, bir fısıltı gibi yayılır dipte. Sonra mümkün değil kimse sökemez yerinden. Evleri yıkar o dipteki fısıltı, sarayları da.
Bağırarak kurulmaz insanlar arasında bağ. İnsanın ismi de kulağına fısıldanır doğduğunda, ölürken de bir dua üflenir küçük sesle yüzüne. İçine işlesin istediğin her şey fısıldanır. Bağırmak hep etin yüzeyinde.
Bağırmaya kapı pencere kapatılır belki ama fısıltı bütün duvarlardan sızar. Çünkü, kim olursa olsun, kral bile, fısıldayanların ne dediğine kulak kesilir.
Keşke geleceğim için bu kadar endişeli olmasaydım. Keşke kalbim hiç kırılmasaydı. Keşke birazcık daha yarınımı bilebilseydim. Bildiğiniz keşkeler işte...