Şeyma

Yaşam üzerine... Bir varmış, bir yokmuş. Uçsuz bucaksız evrendeki küçük bir çakıl taşı gezegeninde, kırk milyondan fazla canlı türü yaşarmış. Türlerden yalnızca biri olan insan, bu bilgiyle ne yapacağına hemen karar vermiş ve hiç vakit kaybetmeden bu gezegendeki ömrünün bir deniz süngerinden, bir parazitten, bir kara kaplumbağasından, bir papağandan, bir ıhlamur ağacından, hatta bir plastik bardaktan daha kısa olduğunu bile bile, kendini en üstün, en akıllı, en güçlü canlı ilan etmiş. Bu zavallı tür, öyle kendini beğenmiş ki, yaşama hakkının yalnızca kendinde olduğunu, yaşadığı süre boyunca her şeyi yapmaya hakkı olduğunu, yaptığı her şeyde de haklı olduğunu savunup durmuş. Tüm toprakları kendinin sanmış. Toprakların üzerinde yaşayan tüm canlıları kendinin sanmış. Topraktan çıkan her şeyi, yaşamın kendisine hediye olarak sunduğuna öyle inanmış, öyle inanmış ki, hayatta kalmak kaygısını tatminsiz bir zevke dönüştürüp topraktan çıkan her şeyi yemeye çalışmış. Yalnızca kendine ve kendinden doğana tapınmış bu tür. Durmadan çoğalmış, çoğalmış, tüm gezegene yayılmış. Özgüvenini, arsızlığını, saygısızlığını yaymış tüm gezegene. Ve nihayetinde öyle saldırganlaşmış ki diğer canlılardan hırsını alamayıp kendi türünü de yok etmeye başlamış. Yakmış, yıkmış. Ezmiş, bozmuş. Dövmüş, öldürmüş. Ta ki kendini yok edene kadar.
Sayfa 19
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Neden durmadan konuşuyoruz? Neden sürekli bir şeyler söyleme ihtiyacı duyuyoruz? Hem de bu kadar çok kelime ile. Bu kadar kelime arasından arayıp bulup nasıl en kırıcılarını seçebiliyoruz? Hiç konuşmadan, hiçbir şey söylemeden iletişim kurmaya çalışmak daha az kırıcı olmaz mıydı? Olmaz mı?
Sayfa 18
İnançlar sözlüğünü çok seviyorum. Hemen hemen herkesin bir tane var. Uğur böceğinin şans getireceğine inananla, kendiliğinden uyanınca gününün güzel geçeceğine inananı, önüne kuru bir yaprak düşünce özlediği birini arayanla, gözü uzaklara dalınca “gelecek var” diye çay suyu koyanı çok seviyorum. Öyle inanıyor ki buna, aksinin olması zaten mümkün değil.
Sayfa 18
İnsanlar büyük uzaklıkları aşamazlar, ama fikirler aşabilir. Ursula K. Le Guin
Sayfa 6
Sevgi, acının içinden geçme yollarından yalnızca biri, bazen yanılıp ıskalayabilir. Acı hiçbir zaman ıskalamaz. Ama bu yüzden ona dayanma açısından pek seçeneğimiz yok. İstesek de, istemesek de katlanmak zorundayız.
Sayfa 3