《Mizgine_İslâm /    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم profil resmi
Konuşsam DİL' im, sussam KALB' im yanar.

Ustad NFK - Ӝ̵ ميزگينه اسلام
302 okur puanı
03 Eki 2017 tarihinde katıldı.
  • 2 Temmuz 1993 günü Aziz Nesin'in sebep olduğu Sivas olayına karşılık, Alevilerin kontrolünde olup, Tunceli yöresinde etkin olan TİKKO ve PKK. Ortak olarak eylem kararı alırlar. Hedef olarak da Erzincan’ın Kemaliye ilcesine bağlı, İslam’i yapısı ve köyde yaşayan insanların İslam'i kişilikleri ile dikkatleri çeken Başbağlar Köyü seçilir. 9 Temmuz 1993 günü bu küfri ittifakın ortak eylemi ile köye baskın düzenlenir. Başta köyün imamı olan Adil Torun olmak üzere toplam 33 Müslüman canice kurşuna dizilerek şehid edilir.
  • Hizbullah-PKK çatışmasının yaşandığı dönemlerde ilkeli ve ilkesiz savaş teknikleri ile karşılaştık. Mesela hiç kimse Hizbullah tarafından öldürülen falan yerdeki bir çocuktan veya kadından bahsedemiyor. Neden? Çünkü yanlışlıkla da olsa böyle bir eylemi olmadı. Ancak PKK`nın bir babanın kendi öz evladını vurması gibi vahşiyane eylemleri oldu. Kadın, çoluk-çocuk demeden yapılan eylemlerden dolayı şehid edilen dindarların çocukları için, bu güne kadar hiçbir insan hakları ile alakalı kurumun bir rapor veya benzeri bir doküman yayımladığını duymadım.

    Onlar yayımlamasa da biz birkaç örnek verelim.

    PKK`nın eylemleri sonucu şehid edilen çocuklar, daha çok Nusaybin`de yoğunlaştı. İlk şehid Küçük Ali diye nam saldı. Ali bir gençti aslında.Ama o zamanların en küçük şehidi olduğundan “Küçük Ali” dendi kendisine. Babası solcuydu, aynı zamanda Kürtçü. Küçük Ali o zamanların meşhur, heyecanlı Müslüman gençlerinden biriydi. Baba, oğluna tahammül edemiyordu. Küçük Ali yaşça belki küçüktü ama imanı tüm Nusaybin`e sığmıyordu. Baba ile oğul sık sık tartışırlardı. Baba, kendisi küçük ama imanı büyük bu genç karşısında ezildikçe, öfkelenir ve fiziki olarak saldırırdı oğluna. Küçük Ali`yi davadan vazgeçiremeyen baba, en sonunda silahına davrandı. Ali şehittir artık ve Küçük Ali diye isimlendirilir.
    Yine Nusaybin`de, hem bir okulda hem de tüm toplum sathında öğretmenlik yapan bir İbrahim Hoca vardı. PKK her nasıl olursa olsun vurmaya karar vermişti Hoca`yı. Kural kaide tanımayanlar, bir okul çıkışında suikast düzenlediler. Şehid olan İbrahim Hoca`nın yanında bir de çocuk vardır. Belki yanına ev ödevini sormaya gelen bir küçük öğrencisiydi bu.
    Yine Nusaybin. Bu kez şehid olan Mehmet Nafi Çevik isimli bir çocuktur. Molla Salih isimli ilmiyle amil bir âlimin çocuğuydu. PKK hakkı haykıran her âlimin düşmanıydı. Dolayısıyla Molla Salih de İbrahim Hoca gibi yok edilmesi gerekenlerin listesine alınmıştı. PKK yine kural kaide tanımayan eylemlerinden birine imza attı. Molla Salih`in evinin dış duvarından avluya bir bomba attı. Avluda oynayan daha 9-10 yaşlarındaki oğlu Mehmet Nafi Çevik şehadete erer. Şehid olduğunda ilkokul üçüncü sınıftadır.
    1993`te bu kez Ayşe ÖZ ve Fatime ÖZ isimli anne ve kızını şehid ederler Nusaybin`de. Acziyet kokan bir eylemdi bu. Çünkü erkeklere güç yetiremeyenler kadın ve kızlara saldıracak kadar aciz kalmışlardı. Aslında ailenin tüm fertlerini hedef almışlardı. Ama sadece anne ve küçük kızına ulaşabilmişlerdi. Bu şekilde savaş hukukunu hiçe sayan bir eylem daha yaptılar. Karşılarındakinin yaşlı bir kadın ve küçücük bir kız olması, ellerinin tetiğe gitmesine mani olmadı.
    PKK ile Hizbullah arasındaki gerginlik İdil`de kıvılcım almıştı. PKK militanları 07/05/1991 günü Karaaslan ailesinin evini basıp, Faka Sabri`nin oğlunu yanlarında götürmek isterler. Babası buna şiddetle karşı çıkınca evi tararlar. Olayda Baba Faka Sabri, anne Hayriye Karaaslan şehit olurlar. Yine karşılarındaki kişilerin yaşlı iki kişi olması (Üstelik biri bayan) savaş hukukuna riayetsizliğin bir başka deliliydi. Üstelik ateş açılan odada çocuklar da vardı. Onlardan biri yaralandı. Diğerlerinin vurulmaması ilahi kaderin bir tecellisiydi.
    26 Haziran 1992 tarihi bir Cuma gününe denk geliyordu. Bu gün Kerbela`yı andırıyordu. Çünkü Susa`da Camide ibadet etmekten başka suçları olmayan 10 kişi de şehid edilmişlerdi. Ancak bizim bahsedeceğimiz olay kadınların hunharca parçalandığı bir mayın saldırısıdır. İdil`e bağlı Tepeköy`deki tarım işçileri, tarlalarında işlerini bitirip evlerine dönüyorlardı. Bir traktörün römorkuna binen işçilerin arasında kadınlar da vardı. Savaş hukukunda kör hedef olarak diye tanımlanabilecek mayın döşeme, PKK`nin sık sık başvurduğu yöntemlerden biridir. O gün traktörün dönüş yoluna mayın döşenmişti. Traktörün o mayına basması sonucu, Müslüman olmaktan başka hiçbir günahı olmayan dört insan parçalanarak şehit oldular. Şehit Abdulkerim Özel 34, Şehit İbrahim Kartal 28, Şehit Hediye Baştuğ 35 ve Şehit Menice Kartal henüz 16 yaşındaydı.
    Aslında konu daha da uzatılabilir. Ancak gazetenin köşemiz için belirlediği bir yer sınırı var. Yoksa PKK`nin hala aynı bilinçte olduğu ve savaş hukukuna uymadığını Yasin Börü`nün şehadetinde de görüyoruz.
    Yani PKK yine aynı PKK`dir. Buna pek şaşırmamak lazım. Peki ya sözde insan hakları savunucularının aynı kalmasına ne demeli?
  • İsrail askeri sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, saldırıda aralarında askeri yöneticilerin de bulunduğu 74 komutan ve askerin öldüğü, bunlardan 27’sinin cesetlerinin kayıp olduğu belirtildi. İsrail gazeteleri de saldırıdan birkaç gün sonra yaptıkları haberde olayın bilançosunun 10’u kayıp 141 ölü olduğunu kaydetti.
    İşgalci İsrail ordusu, güney halkına uyguladığı saldırılar ve günlük baskıların küllerinin altından İslami Direniş közünün hızla alev almaya başladığının farkında değildi. Lübnan'da ve Arap - İslam coğrafyasında direniş ve karşı koyma refleksinin neredeyse çöküşte olduğu bu dönemde, göstergeler bölge için teslim olma ve boyun eğme örtüsüne bürünen çirkin bir gelecek öngörüyordu. Bu senaryoya göre, Beyrut'un merkezini istila ederek ilk defa bir Arap başkentine girmiş olan İsrail'in tanklarının ağırlığı altında tüm tüfekler kırılacaktı.

    Çemberin Kırılması ve Tellerin Kopması :
    Hem Araplar hem de batılılar kendi bloklarında, Güney Lübnan için gelecek aşama hakkında tablolar çizmeye başlamıştı. Öyle ki, Lübnan'ın şehirlerini ve köylerini dolaşarak Beyrut'a varan Ariel Şaron, burada özellikle de halka devletleri olarak bilinen bölge ülkelerinde yaygınlaştırılacak bir model oluşturmak için yeni yönetim gurubu ile bir araya geldi. Şaron, İsrail orkestrasının bile Lübnan'ı işgal edebileceği naraları atarken, İsrail orkestrası da Filistin'in işgalinden sonra ikinci zafer şarkısını çalmak için hazırlıklar yapıyordu. Bu stratejik şarkı, İsrail ve arkasındaki Birleşmiş Milletlerin, tüm Arap ve İslami sistemleri egale etmesini garantileyen projenin başlangıcı olarak değerlendiriliyordu.
    Silahların gömülmesi ve bayrağın indirilmesi görüntülerine rağmen, İsrail'in yolculuğu kolay değildi. Yıkım ve savaş melodisini çalan müzik aletlerinin telleri, farklı bölgelerde kesiliyor ve koparılıyordu. Güneyden başlayarak Sayda ve Halde bölgelerinde devam eden ve Beyrut caddelerine ulaşan işgalci İsrail, o zaman savaş ateşini yakabileceğini biliyordu. Ancak bu ateşi söndürmeye ve yangının uzayan kollarını kontrol altına almaya gücü yetmedi.

    Sur'da İsrail Sonbaharı :
    1982 yılı Kasım ayında, tıpkı güneydeki diğer köyler gibi Sur kenti de İsrail'in askeri uygulamalarının ağırlığı altında eziliyordu. Düşman ordusu sokaklara dökülmüş ve halka karşı baskın ve tutuklama operasyonları yürütüyordu. Bu kuşkulu sessizlik ortamında, Direnişin sesi olabilmek için mütevazı malzemelerle donatılmış silahlı savaşçı grupları aramak için sabit ve hareketli barikatlar şehrin her köşesinde yer alıyordu. Her yanı sonbaharın renkleri ile boyanan şehrin bu hali insanların yüzlerinde gizlenmiş öfkeyi resmediyordu. 11 Kasım Perşembe sabahı saatler 7'yi gösterdiğindeyse, korkunç bir patlama sesi şehirde yankılandı. Patlamanın şiddeti tankların, savaş uçaklarının ve işgalin karmaşık gürültüsünü bastırırken, insanlar şehrin semalarını kaplayan dev bir siyah duman bulutu ile karşılaştılar. Ne olup bittiğini anlamayan Sur halkı başlangıçta düşman İsrail askerinin yeni bir hamle yaptığını düşünmüştü. Ancak bu kez sahne farklıydı. Celile denizi bölgesindeki İsrail'e ait askeri kumanda karargâhı enkaz haline gelmişti. Kısa zamanda, tutuklama ve işkencelerle insanların yaralarını ağırlaştıran bu karargâhın, 19 yaşında bir genç tarafından bombalı araçla düzenlenen intihar saldırısına uğradığı anlaşıldı. Saldırı 150'den fazla işgalci İsrail askerinin öldürülmesi ve yaralanması ile sonuçlandı.

    İsrail'de Yas Günü :
    Karargâh yerle bir oldu, büyük bir yangın çıktı ve gökyüzüne dev bir duman bulutu yükseldi. Patlamada sağ kalan düşman askerleri de panikle birbirlerine rastgele açtıkları ateşte yaralandılar. Yaralıların bağırışları her tarafta yankılanıyordu. İşgal askerlerinin cesetlerinin parçaları binanın avlusuna yayılmıştı. Askeri kordon ve sıkı bir güvenlik ortamında hemen olay yerine gelen düşman ordunun üst düzey liderleri ve komutanları olay yerinde toplandı. Bu liderlerin başında Kuzey bölge komutanı General “Amir Drori” yer alıyordu.
    İsrail askeri sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, saldırıda aralarında askeri yöneticilerin de bulunduğu 74 komutan ve askerin öldüğü, bunlardan 27'sinin cesetlerinin kayıp olduğu belirtildi. İsrail gazeteleri de saldırıdan birkaç gün sonra yaptıkları haberde olayın bilançosunun 10'u kayıp 141 ölü olduğunu kaydetti. Başta İsrail ordusu Genelkurmay başkanı Rafael Eitan olmak üzere düşman ordusu yetkilileri başlangıçta olay hakkında zayıf bir hikâye uydurmayı denediler. Bu bağlamda binanın yapısındaki bir kusurdan dolayı çöktüğünü defalarca iddia ettiler. Daha sonra patlamanın binanın temellerine yerleştirilen bombalı saldırı sonucu olduğunu söylediler. Ne var ki son olarak bombalı araç saldırısı sonucu binanın yıkıldığını kabul ettiler. 15.11.1982 tarihinde, düşman rejimi işgal topraklarında yas ilan etti. Siyonist varlığın dört bir yanında yas sirenleri çalındı. Televizyon kanalları yayın akışını durdurarak hüzünlü şarkılara yer verdiler.

    İslami Direnişin Şehidler Döneminin Fatihi Ahmed Cafer Kassir :

    İslami direniş kaynaklarına göre, operasyonun tarihi başlangıçta 10 Kasım 1982 olarak belirlenmişti. Ancak son dakika planda yapılan değişiklikler sonucu operasyon ertesi güne ertelendi. Ve 11 Kasım sabahı, yağmurlu bir havada intihar saldırısı düzenlendi. Açık havalarda civar kamplara dağılan düşman askerleri, o gün hava şartlarından dolayı karargâh binasına sığınmak zorunda kalmıştı. Yağmurlu hava, üst düzey bir istihbarat yetkilisinin de aralarına katıldığı askerlerin sayısını arttırmıştı. Diğer yandan, o gün çok sayıda Lübnanlı tutuklu da başka bir binaya nakledilmişti. Kaynaklar şöyle söylüyor, “Bina sekiz kattan oluşuyordu. İsrail istihbaratına doğrudan bağlı olan ofislerin yer aldığı binanın bir katı, bölgedeki İsrail komutanlığına bağlı yardım biriminin merkezine tahsis edilmişti. Dördüncü kat ise, istihbarat, lojistik ve irtibat gibi belirli görevler için atanmış subaylar ve görevlilere aitti.”
    Direnişe bağlı kaynaklar devam ediyor, “Plan, aynı anda daha büyük bir etki yaratmak için eşzamanlı iki operasyonu içeriyordu. İkinci nokta, Sayda şehrindeki İsrail komuta merkezi olarak seçildi. Ancak son anda gelişen saha koşulları ikinci operasyona engel oldu ve Ahmed Kassir'in operasyonu ile yetinildi. Sur'daki binaya bombalı aracı ile yaklaşan Ahmed Kassir'i iki arkadaşı merkeze yakın bir konumda bekliyordu.”

    Direniş ve Güney Gururu :
    Şehadet saldırısının kahramanının kimliği hala bilinmezken Sur halkı bu cesur gence gurur dolu kahramanlık hikayeleri yazmaya başlamıştı. Direniş, 19 Mayıs 1985 tarihinde operasyonun kahramanının kimliğini açıklamıştı. Deyr Kanon en-Nehr kentinde düzenlenen şehitleri anma gecesinde operasyonu gerçekleştiren kişinin Ahmed Cafer Kassir olduğu bildirildi. O günden bu yana İslami Direniş, her yıl Ahmed Kassir'in operasyonunun yıl dönümü olan 11 Kasım gününü şehitler günü olarak kutlar.

    İşaretler ve Sonuçlar :
    Ahmed Kassir'in istişhadi saldırısı, işgalci İsrail ile girilen çatışma döneminde zamanlamasıyla, saha sonuçlarıyla ve operasyonun yürütüldüğü şartlarla köklü bir dönüm noktası oluşturdu. Bu saldırının bir sonraki aşama üzerinde büyük etkileri oldu, bunlardan en önemlileri:
    - Düşman İsrail'e tek bir hamlede ağır kayıplar verdirildi. Bu, düşmanın daha önce tanımadığı ölümcül bir silah olan “intihar saldırısı” yöntemi ile sağlandı. Güvenlik ve askeri uygulamaları etkisiz kılacak olan bu silah, ölümü korkusuzca kabul eden intihar saldırısını caydırmak konusunda çaresiz kalan savaş sisteminde, oldukça büyük bir karışıklığa yol açmıştı.
    - Güney Lübnan ve Bekaa'nın batısındaki Direniş hareketi büyütüldü. Daha sonraki dönemlerde işgalci ordu karşıtı halk çatışmalarına giren insanların korku bariyerleri kırıldı. Bu durum, Direniş ve karşı koyma ruhunun yayılmasında katkı sağladı. Düşmana güvenlik ve askeri baskının seviyesi yükselirken, işgalciler kendilerine düşman bir ortamda kaldılar. Halk kuşatması ve Direnişin hedefinin karşısında, düşmana çekilmekten başka seçenek kalmamıştı.
    - Bu operasyon düşman İsrail'in dizdiği oyun kartlarını karıştırdı. Çünkü İsrail, Beyrut'a ve güney bölgesine yayıldığını ve orada askerlerini tehdit edebilecek silahlı bir örgütün bulunmadığını zannediyordu. Ancak işgal altındaki toprakların göbeğinde düzenlenen bu saldırı ve ardından gelen operasyonlar dizisi, işgalcilerin ayaklarının altındaki yeri sarstı ve projelerini fiyaskoya uğrattı.
    - Saldırı düşmanı, Lübnan'daki güçlerini yeniden yapılandırmaya itti. Bunun askerlerini, mekanizmasını ve ajanlarını hedefleyen operasyonların hacmini azaltmaya yardımcı olabileceğini zannederek “güvenlik kemeri” olarak adlandırılan sınırlara geri çekilmeye mecbur bıraktı. Bu operasyon, İslami Direnişin kazandığı ilk zafer mesabesinde idi. Ve bu sayede art arda gelen zaferlerin yolu açıldı.

    Çeviri: Merve Soydaş - http://www.medyasafak.net
  • Eğitimcileri eğitecek olanlar, ilkin kendilerini eğitmelidirler! Ve ben onlar için yazıyorum.(7)
    İoanna Kuçuradi
    [7] Nietzsche.F."Human All Too Human", Walter Kaufman. Portable Nietzsche. New York. The Wiking Press. s:50 (1973).
  • Nietzsche "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı kitabının Eğitim Ülkesi Üstüne başlıklı kısmında şöyle der: "Gerçek, kendi suratlarınızdan daha iyi maske takamazdınız; ey günümüz insanları! Sizi kim tanıyabilir ki!"(3). Demek ki çağdaş eğitim, kişilerin kendileri olmalarını engelleyip; yaratma yerine kendilerini gizlernelerine yol açıyor. Nietzsche böyle insanlara katlanamadığını söyler. "İçime acılık veren şu ki, ne çıplakken katlanabiliyorum size ne de giyinmişken, ey günümüz insanları!" (3). Bu demektir ki, bu insanlar, eğitimsizken de çağdaş eğitim aldıktan sonra da, aynılar; hiç değişmiyorlar. Dahası, bu insanlar her düşünceye karşı çıkarlar, kendilerinin tek hakikat olduğunu ve her şeyi bildiklerini savunurlar. İşte bu yüzden bu insanlar kısırdır.
  • Ölüm kaçınılmaz bir gerçekse Allah yolunda ölmek, yatakta ölmekten ve belkide batıl üzere ölmekten daha hayırlı değil midir.
  • Uyanınız! Alem-i İslam’ın fecr-i sadıkında gaflette bulunmak, kat’iyyen akıl karı değil…
  • Bırak beni ağlayayım yüreğim.
    Ağıtlarla dağlanayım öleyim.
    Otuz üç gül tesbihime dizeyim.
    Her güle bir bülbül olayım aşkla öteyim.
    Başbağlar.
    * * *
    Tekbir seslerine vurgun dağlarım.
    Cami, imam, kardeşlerim, bağlarım.
    İslâm için sayısız baş bağlarım.
    Bir sonbahar mevsimi kana doydu toprağın.
    Başbağlar.
    * * *
    İt sürüsü (PKK) dağ aşağı gelende,
    Sıra sıra yiğitler can verende,
    İmam Adil ölümlere gülende,
    Bir Susa ve Beheşti Zehra oldu yüreğim.
    Başbağlar.
Konuşsam DİL' im, sussam KALB' im yanar.

Ustad NFK - Ӝ̵ ميزگينه اسلام
302 okur puanı
03 Eki 2017 tarihinde katıldı.

Şu anda okuduğu kitap

  • Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali ve Tefsiri 8 Cilt Takım

Okuduğu kitaplar 510 kitap

  • Nasıl Öldürüldüler?
  • Müslüman Kadın
  • Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri
  • Dinde Kırk Prensip
  • İslam Hukukunda Cenin Ahkamı
  • İnternet Fıkhı
  • Yoldaki Mühendis 2
  • Mağaradan Arş'a
  • Çağdaş Davet Önderleri
  • Davet Yolunda Hazırlık

Okuyacağı kitaplar 131 kitap

  • Gara'ibü'ş-Şıgar
  • Ferhad ü Şirin (2. Hamur)
  • Fevayidü'l Kiber
  • Hayretü'l - Ebrar
  • Nevadirü'ş-Şebab
  • Bedayi'u'l-Vasat
  • Mahbubu'l Kulub
  • Lisanü't-Tayr
  • Bosna'dan Afganistan'a Cihadın Mahrem Hikayesi
  • Makyaj Yapan Ölüler

Kütüphanesindekiler 512 kitap

  • Kırk Hadis
  • Modern Çağda İslami Meseleler
  • Evliya Menkıbeleri
  • Adab Kitabı
  • Nefis Terbiyesi
  • Usul-i Din
  • Müslüman Olmam Neyi Gerektirir?
  • Kemalist Yalanlar
  • Din Budur
  • Reng û Rûyê Pêxember

Beğendiği kitaplar 23 kitap

  • Mişkatu'l Envar Nurlar Alemi
  • Hizbullah Ana Davası Savunmalar
  • Öncelikli Meseleler Fıkhı
  • İslami Hareketlerin Takva Sorunu
  • Kafkasya Cihad Tarihi
  • Hikayelerim
  • Para
  • Efendimiz'in Havarisi ve İhlas
  • Aşk Risalesi
  • Adım Şeyh Said

Beğendiği yazarlar 16 kitap

  • Nureddin Yıldız
  • Ahmedî
  • Mehmed Göktaş
  • Abdullah Galib Bergusi
  • Yusuf Efe Göçer
  • Emine Şenlikoğlu
  • Feridüddin Attar
  • Abdurrahman-ı Tâhî
  • Seyyid Abdülhakim El Hüseyni
  • Kıyamoğlu Sancaktar