• Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu: "Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente."

    Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)
  • Mevlid Kandili Peygamber Efendimiz’in dünyayı şereflendirdiği gündür. Bu gecenin rûhaniyetinden istifade etmek çok önemlidir. Mevlid Kandili’nde yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetleri sizler için derledik.
    Mevlid Kandili’nde yapılması tavsiye edilen dua ve ibadetler...

    1- GÜNDÜZÜNDE ORUÇ TUTMAK
    Mevlit Kandili'nde oruç tutulur mu, tutulmaz mı?

    Birinci Görüş:

    Resûlullah Efendimiz doğduğum gün oruç tutarım buyuruyor, Peygamberimiz tuttuğuna göre, şükrâne olarak Cenâb-ı Hakk’a teşekkür olarak tutmakta ecir var, müstehabdır.

    Resûlullah’a pazartesi günü oruç tutmanın fazileti soruldu. O da şöyle buyurdu: “O gün, benim doğduğum, peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür.” (Müslim, Siyam 197, 198)

    Bu hadisten yola çıkarak büyükler Resûlullah Efendimiz'in doğduğu gün oruç tutmanın güzel olacağını belirtmişlerdir.

    İkinci Görüş:

    Efendimiz’in cihânı teşrifi bir bayram, yani bir sevinç günü telâkkî edilir. Bunun için nasıl bayramda oruç tutulmazsa, Mevlid Kandili günü de oruç tutulmasa câizdir. Bunun için hayır-hasenatta bulunur. Efendimiz’in ümmeti olmanın sevinciyle fakir-fukarâyı sevindirir. Kur’ân-ı Kerîm’ler okur, sohbetler eder. Bu günü de öyle bir bayram sevinci içinde geçirirse, bu da çok güzel buyruluyor.

    Yani, tutulsa da müstehabdır, tutulmasa da müstehabdır. Fakat ikisi de Cenâb-ı Hakk’a bir şükrâne olarak olacak. Bir sevinç alâmetleri olması lâzım.

    2- SALAVAT GETİRMEK
    Resûlullah Efendimiz'e salavat getirmeyi Allah Teâla emretmiştir. Peygamber Efendimizin dünyaya geldiği bu gecede en önemli ibadetlerden biri de ona salavat getirmektir. Ayrıca hadis-i şeriflerde salavat getirenin bütün sıkıntılarının gideririleceği bildirilmiştir.

    Salavat Nedir, Nasıl Getirilir? tıklayınız....
    Salavat Getirmenin Faziletleri için tıklayınız...
    Ayet-i kerîmede buyrulur:

    “Şüphesiz ki Allâh ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)

    Übey bin Kâb (r.a.)diyor ki:

    “Hazret-i Peygamber Efendimiz’e:

    «– Yâ Resûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?» diye sordum.

    «– Dilediğin kadar yap.» buyurdu.

    «– Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?» diye sordum.

    «– Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.

    «– Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım.» dedim.

    «– Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur.» buyurdu.

    Ben yine:

    «– Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?» diye sordum.

    «– İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur.» buyurdu.

    «– Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?» deyince:

    «– O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar.» buyurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 23)

    3- KAZA NAMAZI VE NAFİLE NAMAZ KILMAK
    Peygamber Efendimiz: “Namaz, gözümün nûrudur.” (Nesâî, Ahmed bin Hanbel) buyurmuşlardır. Hak dostları bu gecelerde namaz kılmanın ehemmiyetine dikkat çekmişler ve namaz borcu olanların kaza namazı kılmalarını tavsiye etmişlerdir. Kaza namazı olmayanların nâfile namaz kılınabiliceği bildirilmiştir.

    Farz, Vacip, Kaza ve Namfile Namazların kılınışı için tıklayınız....
    4- KUR'ÂN-I KERÎM OKUMAK
    Allah dostları mübarek gecelerde çokça Kur'ân-ı Kerîm okunmasını tavsiye buyurmuşlardır.

    İbni Mesut‘tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurdu:

    “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)

    İbni Abbâs’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah şöyle buyurdu:

    “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)

    Kur'an'ı Kerim okumanın fazileti ve ilgili ayet ve hadisler için tıklayınız...
    5- TEVBE İSTİĞFAR ETMEK
    Bir Müslüman her gün, günahlardan pişman olarak tevbe etmelidir. Mevlid Kandili tevbe etmeye vesile olan müstesna gecelerdendir.

    Hazret-i Peygamber: “Ben, günde yüz kere istiğfâr ederim...” (Müslim, Zikir, 42) buyurmuşlardır.

    Seyyidü’l-İstiğfâr Duası için tıklayınız...
    6- DUÂ ETMEK
    Bu mübârek geceler, rabbimize duâ ve niyazda bulunma zamanlarıdır.

    Ayet-i kerîmede buyrulur:

    “(Ey Resûlüm!) De ki: Sizin duâ ve niyâzlarınız olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin?..” (el-Furkân, 77)

    Yine Rabbimizin verdiği nimetlere hamd ve şükür halinde bulunmayı unutmamalıdır. Nitekim hadis-i şerifte duânın kabul olmasının iki şartından birinin hamd diğerinin de salavat olduğu bildirilmiştir.

    Bir defasında Resûl-i Ekrem Efendimiz, sahâbîlerden birinin Allâh’a hamd ve Rasûlü’ne salevât getirerek duâya başladığını gördüğünde, onu takdîr ederek:

    “–Ey namaz kılan zât! Duâ et, (duâna hamdele ve salvele ile başladığın müddetçe) duân kabûl olunur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 64/3476)

    Kur'ân'da Geçen Peygamber Duaları için tıklayınız...
    Hadislerde geçen dualar için tıklayınız....
    Tüm Duâları Kapsayan Duâ için tıklyaınız...
    7- SADAKA VERMEK
    Allah yolunda infakta bulunup sadaka vermenin kişiyi pek çok tehlike ve belâlardan muhâfaza edeceği, buna ilâveten sadaka sahibini muhabbetullâh’a nâil eyleyeceği unutulmamalıdır. Bu müstesnâ geceler de sadaka vermeye en güzel vesilelerdir.

    Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:

    “Allah yolunda infâk edin! Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Bir de ihsanda bulunun. Zira Allah, muhsinleri (iyilikte bulunan, işini güzel yapan ve ihsan şuuru ile yaşayanları) sever.” (el-Bakara, 195)

    Peygamber Efendimiz zengin-fakir her mü’mini infâka teşvik eder; bir hurmadan başka bir şeyi olmayan için; “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel ve hoş bir söz ile korunun.” buyururdu. (Buhârî, Edeb, 34)
  • Şeddad bin Evs’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “İstiğfârın en üstünü kulun şöyle demesidir:
    Okunuşu: “Allahümme ente Rabbî lâ ilahe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mes’tetâtü eûzü bike min şerri mâ sanâtü ebû’ü leke bi-nîmetike aleyye ve ebû’ü bizenbî fağfirlî feinnehû lâ yağfıruz-zünûbe illâ ente”

    Anlamı: «Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibâdete lâyık ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lutfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günâhımı îtirâf ederim. Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek yoktur.»”

    Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz sözlerine devamla şöyle buyurur:

    “Her kim, bu Seyyidü’l-İstiğfârı sevâbına ve fazîletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olur. Yine her kim, sevâbına ve fazîletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse cennetlik olur.” (Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101)

    Bu duânın hulâsa-i meali:

    “Ya Rabb, ben cürm ü kusurlarımı i’tirâf eylerim, tevbe ve istiğfar ederim, ni’metlerinin şükründen âcizim, beni afv ü mağfiret eyle” demektir.

    Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
  • Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente.

    Anlamı 🌹
    Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve vadimi yerine getirmeye çalışıyorum. Yaptığım işlerin kötülüğünden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetlerini itiraf ediyorum. Beni bağışla. Zira günahları ancak sen bağışlarsın.
  • TÖVBE DUASI

    Tövbe nedir, nasıl edilir? Tövbenin kabul olmasının şartları nelerdir? Tövbe istiğfar duası nasıl yapılır? En üstün istiğfar duası nedir? Günah işleyen kişi tövbe etmekle günahlarından kurtulabilir mi? İşte her türlü günahı sildiren tövbe duası…

    Tövbe, bir af dileme olduğundan samîmî pişmanlığın gerçekleşmesi ve affı istenen günahın bir daha yapılmaması husûsundaki kat’î azmi îcâb ettirir.

    Bunun için Cenâb-ı Hak şöyle îkaz buyurur:

    “…Sakın şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokmân, 33)

    TÖVBE İSTİĞFAR DUASI KISA

    Tövbe ve istiğfârın son derece ehemmiyetli olması sebebiyledir ki rûhî tekâmül için bütün tasavvuf yollarında seherlerdeki evrâd ü ezkâra istiğfâr ile başlanır. En veciz istiğfar cümlesi:

    Tövbe İstiğfar Duası Arapça:

    Tövbe İstiğfar Duası Okunuşu: “Estağfirullah el-Azîm.”

    Tövbe İstiğfar Duası Anlamı: “Şânı pek yüce olan Allah’tan bağışlanmamı diliyorum.” ifadesidir.

    TÖVBE İSTİĞFAR DUASI UZUN

    Tövbe İstiğfar Duası Arapça:

    Tövbe İstiğfar Duası Okunuşu: “Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”

    Tövbe İstiğfar Duası Anlamı: Mağfiretini talep ediyorum Allâh’ım! Bağışlamanı diliyorum Rabbim! Kusur ve günahlarımdan beni tertemiz kılmanı istiyorum Yüce Mevlâm!

    (Bir aciz kul olarak ben) Kerîm olan, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan, dâimâ diri (el-Hayy) ve her şeyin kendisiyle ayakta durduğu ve varlığını sürdürdüğü (el-Kayyûm) Yüce Rabbimin mağfiretini (bağışlamasını) niyaz ederim. O’na yönelir ve Yüce Zât’ından bizlere tevbe, mağfiret ve hidâyet lutfetmesini talep ederim. Zira tevbeleri kabul eden ve kullarına son derece merhametli olan O’dur. Kendi nefsine zulmeden ve ölmeye de, hayatta kalmaya da, yeniden dirilmeye de kendi iktidârı olmayan aciz bir kul olarak Rabbime tevbe ederim.

    Kul, “Estağfirullah” sözü ile hatasının farkında olarak, Cenâb-ı Hak’tan hiçlik duygusu içinde bağışlanmayı isterken, yine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den nakledilen “Seyyidü’l-İstiğfâr” sözleri ile de Rabbine, yeniden bir kulluk sözü verir. Diğer bir ifadeyle “Elest bezmi”ndeki ahdini tazelemiş olur.

    SEYYİDÜL İSTİĞFAR DUASI

    Seyyidül İstiğfar Duası Arapça:

    Seyyidül İstiğfar Duası Okunuşu: “Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente.”

    Seyyidül İstiğfar Duası Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Sen’in kulunum. Ve ben îmân ve ubûdiyetimde/kulluğumda gücüm yettiği kadar Sen’in ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Sen’in bana ihsân ettiğin nimetleri ikrar ve îtirâf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve îtirâf ederim. Yâ Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira Sen’den başkası günahları af ve mağfiret edemez.” (Buhârî, Deavât, 2, 16)
  • Seyyidü’l-İstiğfar Duası:
    Okunuşu: Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va‘dike
    m’esteta‘tü. Eûzü bike min şerri mâ sana‘tü, ebû’ü leke bi-ni‘metike
    ‘aleyye ve ebû’ü leke bi-zenbî, fağfir lî fe-innehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente.
    Anlamı: “Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin! Beni sen yarattın. Ben senin kulunum; gücüm yettiğince ezelde sana verdiğim sözümde ve vaadimde durmaktayım. Yaptığım kötülüklerin ve işlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetlerini yüce huzurunda minnetle anıp, itiraf ederim. Aynı şekilde günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü senden başka hiçbir kimse günahları affedip bağışlayamaz.”
    Peygamberimiz (s.a.s.), bu duanın, duaların efendisi, en üstünü olduğunu; bu itibarla, her kim, bu duayı, sevabına ve faziletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da
    o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olacağını, yine her kim, sevabına ve faziletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse yine cennetlik olacağını ifade buyurmuşlardır (Buhârî, “De’avât”, 2, 15).