İnsan ne yaşayacağını biraz da kendi belirler.Yaşanması gerekeni belirler, yanına çağırır ve bırakmaz. İnsan böyledir.Yaptığının vahim olduğunu ilk andan itibaren bildiği halde yine de yapar
Hayatım ikiye bölündü, tıpkı depremin ikiye ayırdığı topraklar gibi; bir tarafta çocukluk,sen ve geçmiş anlamına gelen her şey, diğer tarafta girip dolaşmak zorunda olduğum,alacakaranlık,uçsuz bucaksız bir alan:Hayatın kalan kısmı. Ve hayatın bu iki bölümü artık birbirine değmiyor.
Belki de seni yeterince tanıyamadığım için suçlu bendim.Kendini tam olarak göstermemeni kabullendim,zekana ve üstünden başından akan o tuhaf, acı kibre saygı duydum, senin sadece tahammül edildiğin yerde benim insanlarla kolayca ve keyifle yakınlaşabilme, popülerlik kazanma becerisine sahip olmamı dünya gibi senin de bağışlayacağına inanmak istedim; dünyayla senli benli olmamı hoş göreceğini umdum.