William Shakespeare'in Hamlet adlı eseri, yalnızca dünya edebiyatının değil, insanlık tarihinin de en çok yorumlanan ve üzerine en fazla yazı yazılan metinlerinden biridir. Aradan geçen
Atinalı Timon;
Bu kitap beni tiyato, oyun tarzında kitaplara alıştıran ilk kitap..
Çalışma arkadaşım birbirimize kitap verelim dediğinde onun böyle bir kitap getireceğini hiç ama hiç tahmin etmemiştim. Ama bu kitabın beni bu kadar etkileyeceğini de okuyana kadar farketmedim.
İyikilerimin içinde olan bir kitap..
Katreden Ummana
Kitap bittikten sonra insan kendi hayatını düşünmeye başlıyor. Hepimiz birileri hakkında eksik bilgilerle hüküm vermedik mi? Hepimiz bazen korkularımıza gerçeklerden daha fazla inanmadık mı? O noktada Othello uzak bir karakter olmaktan çıkıp rahatsız edici derecede tanıdık biri oluyor.
Bence eserin en güçlü tarafı, insan doğasına dair söylediklerinin eskimemesi. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen karakterlerin yaşadığı duygular hâlâ güncel. Teknoloji değişiyor, şehirler değişiyor, diller değişiyor ama kıskançlık, güvensizlik ve manipülasyon aynı kalıyor.
Othello'yu okuduktan sonra insanın aklında büyük fikirlerden çok ağır bir hüzün kalıyor. Çünkü ortada kaderin değil, insanların kendi elleriyle hazırladığı bir yıkım var. Ve bu yıkımın gerçekleşmesi için bazen tek gereken şey, yanlış kişiye duyulan güvendir.
Uzun zamandır ilk defa tiyatro eseri şeklinde yazılmış repliklerden oluşan bir kitap okudum.Bence güzeldi beğendim.İlk sayfalarda biraz zorlansam da sonraları hoşuma bile gitti.
Bir Shakespeare hayranı olarak bu kitaba büyük bir heyecanla başladım. Açıkçası hakkında okuduğum övgüler ve aldığı olumlu yorumlar beklentimi oldukça yükseltmişti. Belki de bu yüzden kitaptan
Oyun çok güzel bir açılış yapıyor. "Kişiler" bölümündeki uzun mu uzun liste gözünüzü korkutmasın; bu eser gayet kolay okunuyor. Kitabın başında Sabahattin Eyüboğlu tarafından yazılmış tiyatro ve Shakespeare tarihine değinen bölümü kesinlikle es geçmeyiniz. Önsözü spoiler barındırabileceğini düşündüğümden atlamıştım. Bu incelemeyi yazarken de okumadım, çünkü uzun bir önsöz (yanılmıyorsam otuz sayfa). O yüzden sizlere de önerim önsözü atlayıp, kitabı bitirince okumanız olur.
Oyun boyunca en çok hoşuma giden şey, özellikle Macbeth'e söylenen her şeyin çok önemli olması oldu. Uyaklara ve Shakespeare'in ince şiirselliğine zaten diyecek söz yok; hangi eserini okursanız okuyun diyalogları çok keyiflidir.
Kitaptan bir puan kırma sebebim ise şudur: Bu oyun en nihayetinde bir tragedya, lâkin oyunun tragedya olmasını sağlayan unsur oldu bittiye getirilmiş gibi. Kitabın gizini bozmamak adına bu şekilde üstünü örterek anlattım. Ayrıca benim için pek sorun olmasa da eseri devrine göre değerlendirmelisiniz, çünkü bu dört yüz yirmi yıl önce kaleme alınmış bir oyun.
Sonuç olarak benim gibi, Romeo ve Juliet'ten sonra Shakespeare'den okuduğunuz ikinci eser olacaksa hiç kaçırmayınız. İkisi de Shakespeare'in ustaca ellerinden çıkmış iki tragedya fakat trajedilerini bambaşka tema ve değerlerle işliyorlar. Hırs, doyumsuzluk ve politika unsurlarını daima romantizm unsurlarına tercih edeceğimden olsa gerek; benim muhayyilemde Macbeth, kendine Romeo ve Juliet'ten çok daha sağlam bir yer edindi.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma