• ''Büyük bir olasıkla Shakespeare'in son oyunu olan The Tempest, öteki romance'ların özelliklerini taşımakla birlikte, Periclers, Cymbeline, ve The Winter's Tale'den kat kat üstündür. Dramatik açıdan değilse bile, şiirin güzelliği açısından Shakespeare'in baş yapıtlarından biri sayılması gereken The Tempest, bir adada geçer ve adını ilk perdedeki fırtınadan alır. Shakespeare'in son oyunlarından farklı olarak, burada işlenen konunun ana hatları çok yalındır. Milano Dükü Antonio'nun, Napoli Kralı Alonso'nun ve oğlu Ferdinand'ın bindikleri gemi korkunç bir fırtınaya tutulup batar. Denize dökülenler, ıssız görünen, ama aslında Prospero ile kızı Miranda'nın yaşadığı adaya çıkarlar. Prospero'nun yaptığı açıklamalardan, bu fırtınanın Prospero'nun doğaüstü gücünden kaynaklandığını öğreniriz. Gerçek Milano Dükü Antonio değil, Prospero'dur yasalara göre. Ne var ki, gizemli bilgilere merak saran Prospero kendini kitaplarına verdiği için, bundan yararlanan kardeşi Antonio, Napoli Kralı Alonso ile anlaşarak Prospero'ya hainlik etmiş; onu üç yaşındaki kızıyla birlikte bir tekneye koyarak denize salmıştır. Baba kızın kurtulmaları bir mucize olmuş ve şimdi aradan on üç yıl geçtikten sonra, Prospero düşmanlarını büyüleri sayesinde, egemen olduğu adaya getirmiştir. Böyle davranmakla amacının, ilkin sandığımız gibi öç almak değil, onlarla barışmak olduğu zamanla anlaşılır. Zamanla anlaşılır dememiz biraz garip olacak; çünkü The Tempest bir kaç saat içinde geçer. Aristo'nun tiyatro oyunlarının başlıca kuralları arasında saydığı ve ''üç birlik'' dediği kurama, yani zaman, yer ve konu birliğine, Shakespeare sadece bir tek kez ve bize kalırsa bir rastlantı sonucu bu oyunda uymuştur. Çünkü burada anlatılan olaylar bir tek gün alır, hep aynı yerde geçer ve sadece bir tek konu, yani prospero'nun düşmanlarıyla ilişkisi ele alınır. Oyunun geçtiği yer sihirli bir adadır. Usta bir yönetmen bir tiyatro oyununu nasıl sahneye koyarsa, Prospero'da doğaüstü gücü sayesinde, bu düşler adasında çeşitli oyunlar sahneye koyar. Prospero'nun kızı Miranda'nın Alonso'nun oğlu Ferdinand ile sevişip evlenmek istemesi, eski düşmanlar arasında kurulan barışı perçinler. Ve oyun, Milano Dükalığı'na geri dönmeye karar veren Prospero'nun bundan böyle büyülerinden vazgeçeceğini, sihirliği değneğini toprağın derinliklerine, sihirli kitabını da denizlerin dibine gömeceğini bildirmesiyle biter. The Tempest Shakespeare'in son oyunu olduğuna göre, kimi eleştirmenler, Prospero'nun sihirden vazgeçmesini, Shakespeare'in tiyatrodan vazgeçmesiyle özdeşleştirmişlerdir. Gerçektende Shakespeare 1611-1612 yıllarından sonra hiç oyun yazmamıştır.''
    Mina Urgan
    Yapı Kredi Yayınları