Sadece uygunsuz heyecanlardır azimli insana basamak olan ve bilgelik limanına giden yolda ona yön veren. Görevini hiç savsaklamadığı gibi elinden gelenin en iyisini yapsın diye azimli insanı hep dürter ve ateşler.
Hayat da tiyatro oyununa benzer bir şeydir, maskesi düşene kadar herkes bu oyunu sürdürür. Hayattır nitekim insanlara olduklarından farklı roller biçen: az önce morlar kuşanmış bir kral olan bir bakarsınız paçavralar içinde bir köle oluvermiş.
İşte bu kadar önemlidir başkalarını kazanmadan önce herkesin kendini poh-pohlayıp doğru yolu bulması. Eğer halinden hoşnut olmaksa mutluluk- inanın bana - kendini beğenmişlik insanı en kısa yoldan cennete ulaştıracaktır. Onun hüküm sürdüğü her yerde herkes dış görünüşünden, aklından, kökeninden, bulunduğu mevkiden, gördüğü muameleden, memleketinden hoşnuttur.
Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi? Böyle biri kendiyle kavgalı olan başka biriyle uyum içinde olabilir mi? Kendine eziyet çektirip yine kendi kendine çokbilmişlik taslayan böyle bir insan başka birine huzur verebilir mi? Bu sorulara olumlu yanıt veren varsa, o budalanın dik alasıdır.