Buradaki sorun ıstıraptır. Tıp fakültesinden ayrılmak için gerekli formu doldurmak basit ve kolay bir eylemdir, ama insanın ebeveynlerinin kalbini kırması öyle değildir.
Sayfa 147 - ve dahası.. insanın kendini sabote etmesi :’)
Kendi ölümümü, kendi kırılganlığımı kabul etmek her şeyi kolaylaştırıyor, bağımlılıklarımı çözüyor, küstahlığımı, kendime hak gördüğüm şeyleri tanımlayıp onlarla yüzleşebiliyorum, kendi sorunlarımın sorumluluğunu alıyorum -korkularım, emin olamadığım şeyler yüzünden acı çektiğimi bilip başarısızlıklarımı kabul ediyorum ve redleri kucaklıyorum- hepsi kendi ölümümü düşündüğüm zaman hafifliyor.
Ne kadar karanlığa bakarsam hayat o kadar aydınlanıyor, dünya daha huzurlu bir yer oluyor, herhangi bir konuda daha az bilinçdışı direnç gösterdiğimi hissediyorum.
Bukowski bir ara şunu yazmış: “Hepimiz öleceğiz, hepimiz. Ama sirk! Sadece bu bile birbirimizi sevmemizi sağlamalı, ama sağlamıyor. Hayatın önemsiz meseleleri bizi eziyor, korkutuyor; bir hiç bizi yiyip bitiriyor.”
Kültürümüz büyük ilgi çekmeyle büyük başarıyı karıştırarak aynı şey olarak kabul ediyor. Ama aynı şey değiller.
Zaten büyüksünüz. Halihazırda. Farkında olsanız da olmasanız da. Herhangi biri farkında olsa da, olmasa da. Nedeni yeni bir iPhone uygulaması indirmiş olmanız, okulu bir yıl erken bitirmeniz ya da kendinize bir tekne almanız değil. Bunlar büyüklüğü tanımlamazlar.
Zaten büyüksünüz çünkü sonsuz bir karmaşanın ve kesin bir ölümün karşısında neyi kafaya takıp neyi takmayacağınızı seçmeye devam ediyorsunuz. Sadece bu gerçek, hayata kendi değerlerinizi seçiyor olmanız sizi zaten güzel, başarılı ve sevilen biri yapıyor. Farkında olmasanız da. Bir lağımda uyuyup açlıktan ölseniz de.
Siz de öleceksiniz, bu nedenle siz de yaşamakta olduğunuz için şanslısınız. Bunu hissedemeyebilirsiniz, ama bir ara gidip bir uçurumun kenarında durun, belki o zaman hissedeceksiniz.