İşte sonra Züleyha üfledi vicdanımın tozlarına
kırılana dek büküldüm, dövüldüm, yeniden dövüldüm
kor ateş, zımparalar, nefsime ağır gelen çekiçler
bir yudum suları nasip olmadı bana
ama yundum yıkandım
nice yangınlar söndüren o yağmurla
işte sonra bir adı oldu yitirdiklerimin
kulak kesildim, - kesilen yine bendim
kayıtsız kalınmış bütün imdat çağrılarına
baktım, kimsecikler komşu olmuyordu ıssızlığıma
yerle gök arasında terk edilmiş bir yerdim.
artık kaderine razı, buraya kadardım
yalandan neşesi doğmuş olmanın, bu kadardı
kaderden daha uzun bir cümle kuramadım daha.
ağlamalar-dökülen yapraklar içimde
kar gibi çiçekler düşüyor ellerime.
Kimse yok artık aramızda
senden başka kimse bağlamıyor beni
bir çocuk gibi koşabilirim sana
tortu bırakmaz gözyaşım yeryüzünde
çekilir köşelerine bütün zalimler
arzederim önünde her şeyimi
artık kollarını aç bana yoksa
oturup ağlarım bir çocuk gibi.
"Üzüntümün delili yürekte alevlenen ateş ve yanaklardan süzülen gözyaşlarıdır. Sevgilisine tutulmuş kişi gönlündeki sırrı saklasa bile, gözyaşları onu açığa vurur. Gözkapakları gözyaşı dalgasını savurursa, bil ki gönül yaman bir aşk besliyordur."
"Geçmişimizdeki çözümlenmemiş sorunlar hepimize miras kalır; bizim cebelleştiğimiz şey, daha önceki kuşaklarda da görülmüştür. Kendi ailemizi iyi tanımazsak, ya geçmişteki modelleri tekrar ederiz, ya da onlara bilinçsizce karşı çıkar ve kim olduğumuzu, diğer aile üyelerine hangi yönlerden benzeyip hangi yönlerden onlardan ayrıldığımızı ve kendi yaşamımızı en iyi nasıl sürdüreceğimizi bilemeyiz."