" 'Efendiler,' diyordu doktor kentlerde yaşayan politikacılara, bilim, sanat ve basın dünyasına. 'Daha ne kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz? Vatanseverlikten, halka olan sevginizden, kültür hizmetlerinizden bahsediyorsunuz. İyi de insanlar için, anavatan için, kültür için tam olarak ne yapıyorsunuz? Bazıları utanmadan ve arsızca, sevgili vatanını soymaya, yağmalamaya, milyonluk vurgunlarına devam ediyor. Diğerleri ofislerde, basın odalarında, okullarda ve üniversitelerde zamanını boşa harcıyor. Sevgili vatanlarının parçası milyonlarca insan ise çürüyor, yozlaşıyor, sarhoş oluyor, nefretle doluyor. Ulusun temelleri çöküyor!
Çok geç olmadan bu ülkeyi ve insanlarını kurtarın. Halka inin, onları tedavi edin, terbiye edin ve eğitin."
"Anlayınız, anlayınız, anlayınız" diyordu Snellman, "ülkedeki her sağlıklı işçi büyük bir değerdir. En azından bir insanın yedikleri içtiklerinin ne tuttuğunu, ne kadar para harcandığını bir hesaplayın ve mantıklı yetiştirilmiş her insanın halka neler kazandırabileceğini de düşünün... Şimdi de ülkede üretmeden tüketen, sarhoş asalakların maliyetini bir hesap edin. Bu insanlar topluma kazandırılsaydı her biri ulus için çalışıp üreten birer güç kaynağı olurdu."
"Toplumdaki şiddetli bozuklukların temel sebeplerinden biri, herkesin kendi hayatını düzenlemeye çalışması ama kimsenin daha iyi bir yaşam düzeni inşa etmeye gayret göstermemesidir." –Tolstoy
"Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamları kafelerde iskambil kağıtları ve domino taşlarının başına oturun diye yetiştirmedi. Bu durumda aydın değil, aydın çamurusunuz."