Nerede ışıkları yanan bir ev görse baba ocağını özleyecekti; sıcacık sofraları, çocukluğunu… Ayrılıktı önce, sonra karanlık. Biraz yalnızlıktı ne kadar insan olsa da etrafında.
Sayfa 9 - KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık), 1. Baskı, Nisan 2022·Kitabı okuyor
Sen geliyorsun, sevgilim
Gece geliyor
Hazla doluyor ruhum
Geçip gitmiş yeryüzünün gündüz vakti
Ve sen yine benimsin.
Derin ve kopkoyu gözlerine bakıyorum,
Sevgiden ve mutluluktan başka bir şey göremiyorum.
Diz çöküyoruz gecenin mihrabında
Yumuşak yatağa
Dökülüyor kılıflar
Ve sıcacık temastan alev alırcasına
Korlaşıyor tatlı kurbanın
Katıksız ateşi.
bu tezgâhı kurdumsa ben senin için kurdum
senin için dokuduğum basma ve pazen
denizin yeşilinden süzdüğüm balık
göğün mavisinden çaldığım kuş
senin için
felsefe okudumsa iktisat okudumsa geceyarıları
boğazım kurumuş içim bir kalabalık
sıcacık mısralar okudumsa yunus’dan
senin için okudum
geceyarıları
sen beyaz bir kadınsın
uzaktaki
gözlerin aklımdan çıkmıyor
sen beyaz bir kadınsın karanlıkları dinleyen
uzaktaki
sarmaşıkları duyuyor musun rüzgârda
yorgun başını üşümüş yastığına koyuyor musun
uyuyor musun
“ Ben artık insanların ve nesnelerin sıcacık güzelliklerini, bir yaz gecesinin tatlılığını, bir çocuğun yarı kapalı gözlerini okşayan bir rüyanın berraklığını düşünemezdim. Artık bir şey söylemiyordum, kimsenin asla kapağını açmayacağı bir kitap olduğuma inanmıştım. “