Eskitti eskileri insan.. Ne anılar kaldı, ne sicacık bağlılıklar. Nerde o güzel insanlar,gönülden gönüle sarilanlar.? Vefayı unutmayan, cefayı birlikte sırtlayan iki elden bir olan O güzel insanlar nerde.???
Eski hâl binasının ikinci katındaydı. Sidik ve rutubet kokan merdiveninden uzanıp tıpkı bir kamu dairesini andıran bir kapıdan giriyorduk. Kapı, oldukça yüksek tavanlı bir salona açılıyordu. Salonu
... Suçluluk duyuyorum gitmek zorunda olmaktan, büyük bir ihanetin eşiğindeyim sanki; hain gibi hissediyorum kendimi. Hemen aklıma dedem geliyor. Yıllar önce, ailemin zor bir zamanında yüksek lisans için başvurduğum ve kabul gördüğüm Münih Teknik Üniversitesi'ne gitmekten vazgeçmeyi düşündüğümü söylediğimde usulca yanıma oturup, ellerini dizlerime koyup, sakin ve sıcacık sesiyle şöyle demişti, bugün bile hatırlarım:
"Üzülme evlat! Her çocuk yaşamak ve kendi hikayesini gerçekleştirmek için ailesine ihanet etmek zorundadır.
Bu hep böyleydi, böyle de gidecek."
-yenilerden🌼-
Yüreği kendisine benzeyen insandan vazgeçemiyormuş insan.
Sabah güneşi gibisin sevgilim.
Ve sabahın ilk ışıkları pencereye vururken aklıma düşen ilk sen oluyorsun ya içime o ışıklarla dolan huzurun
Hey dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar! Size sesleniyorum:
Hangi tuş daha etkilidir sıcacık bir gülüşten, ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahile vuruşunu?
İçinizi ısıtan güneşi gönderebilir misiniz mail arkadaşınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yaşarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşa basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?..
Yorum: Müşfik Kenter