• 206 syf.
    ·8/10
    ÖZGÜRLÜK!Kadın da olsan,erkek de olsan eğer özgür değilsen bir 'Hiç'sindir,hiçliğin ortasında yalnız,güvensiz,mücadele etmeye bile cesareti olmayan bir kimliksizsindir.Peki ya özgürlüğün için,insan olmak için,bir kimlik kazanmak için mücadele etmeye,bir şeyler yapmaya karar verirsen,ya ucunda ölüm yada ölümden daha da kötü şeylerin seni beklediğini bilerek harekete geçmeye karar verirsen...


    İNSAN!İnsan olduğunu düşünüyorsun,buna inanıyorsun hatta bunu bildiğini sanıyorsun ama içinde yaşadığın kültür,mensubu olduğun toplum yada inandığın yaratıcı güç bile seni insan yerine koymuyorsa.Görevlerin var yemek yapmak,çamaşır yıkamak,temizlik,kadınlık vazifelerini(Cinsellik) yerine getirmek hatta gidip tarlada bahçede sabah akşam çalışmak ama en önemlisi de erkeğine(sahibine) çocuk (erkek çocuk) vermek.İşte bunları yaparsan belki...Kültürün,toplumun,yaratıcının ve kutsal kitaplarının bile değer verdiğini,senden bahsettiğini,sana inandığını görmüyorsun,bu şekilde büyüyor,yetişiyor ve sen de bunu kabullenip inanıyorsun...Eğer mantıklı biriysen,aklın ve düşünme yetin varsa birgün farkına varmaya karar verebilirsin,düşünmeye başlarsın,peki ya bütün bunlardan kurtulmaya insan olmaya karar verirsen...


    CESARET!Özgürlük istedin ve aldın,cehennemden kaçtın ama geride çok sevdiğin insanları bırakma pahasına.Unutmadın hiç birini...Unutamadın...Ve bir şeyler yapmaya karar verdin,onları da kurtarmak,özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak için savaşmaya,ancak bunun için kaçtığın cehenneme sonunda tekrar oraya mahkum olup olmayacağını bilmeyerek geri dönmen gerek,bu fedakarlığı yapacakmısın?Bu cesareti gösterecekmisin?Oraya geri dönmeye karar verirsen...


    UMUT!Umudunu hiçbir zaman kaybetmiyorsun,hep birşeyler yapabileceğine inanıyorsun,zorlukların seni yıldırmasına izin vermiyorsun,sınırları zorluyorsun yada...Zorladığını sanıyorsun,umut etmekten vazgeçmeyi düşünüyorsun.Ya umutlarından vazgeçmeye karar verirsen...


    Şarkiyatçılık-Oryantalizm.Bu tür kitaplara Edward W.Said'in kitabından sonra biraz mesafeli davranırım hep.Arap kültürü ve inanç yapısı kim ne derse desin dejenere olmuş,başkasını ezemiyorsan yanındakileri en yakınlarını ez mantrası üzerine evrilmiş bir kültür ve inanç yapısı gelir bana (okuduklarımın büyük faydası ve etkisi var tabi).İnandırıcılığı ve duygu yoğunluğu fazla ama aynı oranda da (belki de çok daha fazla) ajitasyon kullanıldığı için samimiyetlerine pek inanmam bu türün.Yine de okumaktan vazgeçmiyor insan.

    Bu kitapda (arkadaşlar sadece kendi düşüncem ve fikirlerim bunlar.Size kesin olan tavsiyem:bir kitap hakkında kim ne derse desin mutlaka okumanız doğrultusunda.benim alamadığım (önyargılar,o anki psikoloji yüzünden) bir cümle ile siz bütün o türü başucu kitabı yapabilirsiniz.sizin için kendi fikirleriniz önemli olmalı.Ama önce okunmalı ;) ) Zana Muhsen'in bir gazeteci aracılığıyla kitaplaştırılan ve Dünya Kamuoyunun dikkatini çekip biraz da maddiyatçı düşünce taşıyan,bolca acı soslu anılarından oluşuyor.Bu kitabı fazla anlatmak istemiyorum ancak şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim İbn-i Haldun'un zamanının ötesini hatta gelecek yüzyılların bile ötesini anlatan tespit cümlesini aklınıza getirmek istedim (söylemeyeceğim Google Bakınız lütfen ;) ?


    Kadın olmak gerçekten zor,tarafsız bir şekil de objektif bakış açısını yakalayabilen bir insansak ve bakmayı biliyorsak zaten görebiliriz.bir de yanlış coğraflarda Kadın olmak var işte orada durmak gerek!Çünkü o Kadınları anlatmak için 'zor' kelimesi yetmez.bazen bazı şeyleri anlatmak da güçlük çekersiniz,doğru kelimeleri yan yana getirip gerekli cümleyi kuramazsınız işte aynı o durum.Zana Muhsen yaşamış.duygusal,zor,eziyetli,kolay kaldırılamaz,kolay taşınamaz olaylar yaşamış ve bunları anlatmış.Eğer ben duygusal bir insanım,senin düşüncelerine de fazla takılmam,kendi düşüncem benim için önemlidir derseniz (demeniz de gerek ;) ) bu kitabı okumanız ve yorumlamanız lazım.


    Okunacak bir kitap,dili yalın,sürükleyici ve yaşananları biran önce öğrenme isteği duyacağınız,yer yer içinizin acıyacağı,öfkeleneceğiniz,ben onun yerinde olsaydım eğer diyebileceğiniz satırlar var.Benim gibi olmayın ;) Hiçbir kitap önyargıyı haketmiyor,ne yapayım bir kitabı okumaya başlamadan önce hep kısa da olsa bir ön hazırlık araştırması yaparım,hep bu yüzden oluyor bunlar ;) Neyse fazla uzatmayayım yine.Bu kitabı OKUYUN!



    ALINTI
    -------------------------------------------
    Onları, bizi öldürmekten alıkoyan tek şey, eğer vururlarsa, çocuklarına ve evlerine bakacak, su taşıyacak veya ellerini sıcak fırınların içine sokacak, odun getirecek ve ürünlerini ekmek için hiç kimsenin kalmayacak olması.
    ---------------------------
    Dinme umudu olmadan hep acılarla yaşarsanız buna alışırsınız.
    ---------------------------
    Sürekli hayal kırıklığına uğrarsanız, en sonunda umut etmeyi bırakırsınız.
    ---------------------------
    Affetmeyi imkânsız kılacak kadar uzun sürdü acılar. Biz yalnızca, katlandığımız kâbusun en azından bir kısmını unutma fırsatına kavuşmak istiyoruz
    ---------------------------
    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Günler.Teşekkür Ederim.
  • Evet, kendini yetiştirmek bir bakımdan iyiydi; insanın bazı şeyleri sıfırdan başarması, son derece güçlendirici bir deneyim olabiliyordu. Öte yandan bu yalnız yürünen bir yoldu ve bazen gecenin karanlığında, Charles yıllar önce soğumuş olan o sıcak kalbin özlemini duyuyordu.
    Irvin D. Yalom
    Sayfa 21 - Pegasus Yayınları
  • Sen sıcak yatağında yaşlı bir kadın olarak öleceksin Rose, şimdi değil, burda değil… Bana söz ver.

    | Titanic |
  • Gecenin güzelliği yerini bu soğuk kış gününde sabahın sıcak güzel bir güne başlama dileğiyle iyi geceler Allah rahatlık versin ...
  • Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    Can Yücel
  • Elini sobaya degdiriceksin,
    Değdirme diye yanında olsamda
    Bir çocuk gibi değdirip cız diyeceksin,
    Görüyorum ama Engel olamıyorum..

    Oraya gittiğini biliyorsun, elin yanınca tecrübe edineceksin,
    evet bak işte bu benim elim İşte bak gördün mü yanıkları, ne kadar da çok ...

    Lütfen dur, heey dursana lutfen dur gitme, yakma elini ağlama birdaha..
    Sen sicak olduğunu biliyorsun da
    Ben sana dokunamıyorum ..

    Mymasal
    ..BYZ
  • Geçmişin, bugünün, geleceğin birbirine karışıyor; kollarının, bacaklarının ağırlığı, sinsi migrenin, bıkkınlığın, sıcak, neskafenin acılığı ve ılıklığı var sadece.