• ..Kadınları okutmayan bir millet,
    oğullarını ebedi cehalete mahkum etmiştir;
    hüsrana ağlasın!.
    #TevfikFikret

    //__________________________________
    Kız Çocukları Okumasın Günah Diyenler,
    Sizi Kurtarmak İçin
    Virüse Çare Arıyan
    Bilim İnsanlarının Yarısı Kadın.

    ..Eril toplumun çaresizliğe alıştırılmış kadınları, çaresiz değilsiniz. Şiddet ve baskı kaderiniz değil, kaderselleştiren hukuksuzluktur. Haklarınız ve bu hakların garantisi vardır.
    Hakların garantisinin olmadığı bir toplumun ahlakı, birey iradesi ve temelyasası yoktur.
  • 314 syf.
    ·12 günde·Beğendi·10/10
    Evinizde ailenizle birlikte sakin, kanaatkâr ve mutlu bir hayat yaşadığınızı hayal edin. Derken birileri ellerinde güçlü silahlarla gelip evinizi yerle bir ederek yıkıntılar üzerine yeni bir ev inşa ediyor ve sizi bu evin en pis işlerini yapan hizmetçiler olarak zorla görevlendiriyor. Bir anda kendi evinizin sahibi konumundayken hizmetçi olarak buluyorsunuz kendinizi... Bütün bunları size reva görenler ayırca bunun sizin kaderiniz, genetiğinize kodlanmış alın yazınız olduğunu sizin bu dünyaya geliş amacınızın daha üstün olanlara hizmet etmek olduğunu söylüyor. Uygun bir örnek mi bilemiyorum ama Frantz Fanon Yeryüzünün Lanetlileri’ne bu pencereden bakarak giriş yapıyor. Evi işgal edilenler bu işgalden sadece şiddete tutunarak kurtulabilir işgaliciyi ondan öğrendiği şiddete tutunarak toprağından defedebilir. Sadece Fransız sömürgesinden kurtulmak isteyen Cezayir halkı değil bağımsızlık mücadelesi veren her ulusun yapacağı şey tam olarak budur. Savaşmak...

    Frantz Fanon psikiyatri alanındaki uzmanlığını sömürge süreci geçiren bir halkın belleğinde açılan yaraların iyileştirilmesine adamış ardından sömürgesizleştirme mücadelesi sırasında kelimenin tam anlamıyla etiyle kemiğiyle bu mücadelenin içinde yer almış gerçek bir devrimci ve entelektüel. Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) saflarında yer almış ve Amerika’daki Kara Panterler örgütüne ilham kaynağı olmuştur.

    Yazar hakkındaki bu kısacık bilgilendirmenin ardından kitap hakkındaki değerlendirmeme devam etmek istiyorum. Yeryüzünün Lanetlileri, Amin Maalouf’un Uygarlıkların Batışı adlı kitabını olurken karşılaştığım ve ilgimi çeken bir kitap olmuştu. Kitap sizi Jean-Paul Sartre’ın Avrupa’ya karşı ciddi eleştirileri aslında özeleştiri dolu önsözüyle karşılıyor hatta Sartre burada Fanon’dan daha şiddetli bir biçimde eleştiriyor soydaşlarını bunu şu cümlelerden anlamak mümkün;

    “Bu kadar liberal ve bu kadar insancıl olan sizler, sömürgeleriniz olduğunu ve bu sömürgelerde sizin adınıza insanların katledildiğini unutmuş gibi yapıyorsunuz.”

    Ardından Fanon sömürgesizleştirme hareketi içinde şiddetin doğuşu ve kullanılma biçimini, sömürge halkın yaşadığı siyasi kültürel ve ekonomik şartları, sömürülürken aynı zamanda tüm insani vasıflardan muaf tutulan bir halkın yeniden varolma çabasını anlatıyor tüm detaylarıyla. Öyle ki çoğu kez kendimi satırlar arasında kaybolmuş bularak bir kaç sayfa geri döndüğüm oldu. Toprağı ve onuru için savaşan halkın kimi zaman sömürgecinin aman vermez silahlarına kimi zaman siyasi oyunlarına kimi zaman da kendi içinden çıkmış sömürgeci yalakası burjuvaziye karşı nasıl mücadele ettiği anlatılıyor. Bunu yaparken de asla bir duygu sömürüsü içine girmeden, başkalarından yardım beklemeden tamamen bir ulusun kendi çabasıyla ortaya koyduğu iradenin zaferinden söz ediyor Fanon. Kitabın 303. sayfasındaki şu sözler yazarın bakış açısını çok güzel özetlemekte;

    “Hayallerimizi terk etmeli, eski inançlarımıza ve dostluklarımıza elveda demeliyiz. Yararsız ağıtlar, kısır yalvarmalar ve kokuşmuş çabalarla zaman harcamayalım. Ağzından insan sözünü hiç düşürmeden sokak köşelerinde, dünyanın bütün köşelerinde insanları katleden bu Avrupa'yı bir kenara bırakalım.”

    Bir ulusun sömürülmeye ve nerdeyse bir bütün olarak yok edilmeye karşı vereceği mücadeleyi, köken olarak Fransız İhtilali sırasında 1795 tarihinde yayınlanan insan ve vatandaş hakları bildirisine dayanmakta olan “Self Determinasyon” yani “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” ilkesi kapsamında değerlendirmezsek neyi değerlendireceğiz? Ama görüyoruz ki bağımsızlığı için başkaldıran bir halk tüm dünyaya insan hakları ihraç etmiş bir devlet tarafından sırf özgürlüğünü ve topraklarını geri istedi diye akla hayale gelmeyecek şekillerde sindirilmeye çalışılmış.

    Kitabın son bölümlerinde Fanon’un karşılaştığı klinik vakalardan edindiği izlenimleri bulacak ve sömürgecinin yaptığı işkencelere ve sergilediği tüm insanlık dışı tutumlara şahit olacaksınız. Tüm bunlara neden olanların ise medeniyetin, demokrasinin ve özgürlüğün bugün dünyadaki hamileri olduklarını iddia eden Avrupalılar olması ne hissettiriyor?

    Sömürü beraberinde açlığı sefaleti ve ölümü getirdi. Bunu reddeden Cezayir halkı elindeki tek silah ve durumu düzletebilecek olan tek varlığa başvurdu; Şiddet! Bugünlerde Amerika’da yaşanan George Floyd eylemlerinde mikrofona şunları söyleyen Afroamerikalı bir kadının sözleri durumu özetliyor; “Bize şiddetten bahsetmeyin. Biz şiddeti sizden öğrendik.”
  • Sana ruh üflendiğinde bir kadının karnındasın, ağladığında bir kadının kucağındasın, aşık olduğunda kadının kalbindesin. Ona güzel davran. 🌼