• Kızdırma kafamı, tutamam sonra elimi...
  • 83 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Şiddet birey iradesini aşıp eyleme dönüştüğünde, toplumsal yargı mekanizması eylemin içeriğinde, nedensellik sarmalına dayanıp eylemin arkaplanında ki sebepleri irdelemeye atıldığında esasen şiddeti normalleştirmek adına kılıf aramaktadır.

    Başlangıcında "Bir kadın olarak.." "Bir erkek olarak.." şeklinde devam eden cümlelere ait bakış açıları, insanı kategorize etmek ve sınıflandırmaktan ibarettir. Bu minvalde gelişen bakış açısı birinin, ötekine üstün olduğu ya da farklı olduğu noktaları belirmek amacıyla gerçekleşir. Toplumsal algı, tarihi süreçler göz önüne alındığında ataerkil dönemin kucağımıza bıraktığı erkek üstünlüğünü fiziksel nitelikle belirleyen akıl, bunun etrafında cereyan eden dini koşullar ve tükenmeyen şiddet eylemlerinin olsa olsa kökeni olmalıdır.

    Globalleşen dünya, teknolojik atılımlar ve iç içe yaşanılan kent hayatı fiziki şiddet eylemleri karşısında önünü alabileceği bir noktadaymış gibi gözüksede, şiddet olgusu ivmesini sertleştirmiştir durumda. Şiddetin her türlüsüne karşı olmaktan başka çare yoktur ve olmamalıdır da. Şiddet, fiziki zorbalıktan öte birçok alanda kendisine hakimiyet alanı oluşturabilen ve fiziki şiddetin aksine can acıtmayacak şekilde fakat insanı derinden yaralayan süreçten ileri gelmektedir.

    Bir fabrikada mobbing uygulanan işçi, sınav stresiyle boğuşan öğrenci, evinde eşinden dayak yiyen kadın, devlet eliyle haksızlığa uğrayan vatandaşta şiddet mağdurudur. Şiddet açılımı ve maruziyeti sonsuz ağaç dalı gibi açılır, önünü alamazsınız.

    Şiddetin kökeninde güç istenci vardır.

    Bütün canlılar eylemlerini kendini korumak için değil, daha fazlası olmak için yapar ve güç istemini yaşamın devamlılığı için şart görür.

    "Aynalar Halkı" adı altında insanı düşünmeye sevk eden bir hikaye insan doğası hakkında tokat niteliğinde cevap sunmaktadır.

    Köleleştirilen toplumlar tüm köleleştirilmişliklerine rağmen, efendilerine daha az benzemek ve özgürlüklerine kavuşmaya çalışmak yerine, onlara giderek daha fazla benzeme gayreti içerisinde, model olarak aldıkları toplumların gülünç birer benzerine dönüşürler.

    Amerika'da geçen aylarda gerçekleşen özgürlük eylemlerinde siyahi bir insanın beyaz bir kıza ayakkabısını öptürmesi gibi. Yüzyıllar boyu şiddete maruz bırakılan siyahilerin gücü eline geçirdiklerinde yaşadıkları zulmü yaşatabilecek doğaya ve potansiyele sahip oldukları gibi.

    Güç istenci ve açılımsal biçimiyle geniş bir kavramdır. Maddi imkanları statü olarak gören bir erkek gücün peşindedir, gücü kovalar. Maddi imkanların dozuna göre eş seçen kadın da güce tapar. Fiziksel cazibesini topluma ve karşı cins önünde değer ve niteliksel gören kadın gücün peşindedir. Bu cazibenin peşinde koşan, gözlerinin feri giden erkekte güce tapar. Cinselliği bir silah olarak gören kadında şiddet uygular, fiziksel kuvvetiyle hakimiyet elde etmek isteyen erkekte şiddet uygular.


    Doğayı terketmeye başladıktan sonra doğaya yabancılaşan insanoğlu, şiddeti yok etmek için kendi doğasını inkar etmelidir.

    Şefkate ihtiyaç duyan insan özünde tatlı bir bakışa sahip olsada, korunmaya bağlı güç arayışındadır. Ona şefkati temin eden öteki, kendisine güç gösterisi yapmış olur.

    İyi ve kötü kavramları birlikte yürüdüğü gibi, sevgi ve nefrette birlikte hareket ederler. Sevgi bir ilişki haline geldiği an, beklentiler ve istekler belirir. Bunlar her iki tarafın birbirlerine hükmetme arzusudur. Sevgi bir oluş hali olmalıdır, istek ve arzulardan bağımsız bir paylaşım sürecidir. Modern insan ise ne kadar çok şey istiyor, istiyor, istiyor...

    Hükmetmeye çalışmaktan, sonu gelmez isteklerden, ilişkilerde karşı tarafı kendi zevkine uygun şekillendirmeye çalışmaktan asla geri kalmıyoruz.

    Tarih boyunca filozofların sevgi-şiddet öğretileri, psikolojinin; içgüdücü,davranışçı,sosyal kimlik kuramcıların tutumları şiddet sarmalını yok edememiş, bizlere somut yol haritası geliştirememiştir.

    Din(semavi) öğretileri dahi, Tanrısal düzeyde varoluş amacını cennetten sürgün edilişinin temelininde şiddet olgusuna bağlamıştır. İçgüdüsel arzuyla yasaklı bir meyve yenilmesi ve akabinde Tanrı'nın şiddet gazabı.

    Haliyle insan denilen varlık şiddet eğilimini binlerce yıldır taze tutuyor.

    Hiçbir insanoğlu doğduğu ülkeyi, milliyetini, cinsiyetini seçemez. Bizi insan yapan nitelikler fizikseliteden ibaret değildir. Şiddeti engelleyebilmenin tek yolu; gücü fiziksel üstünlükten, ontolojik cinsiyetçi ayrım anlayıştan yoksun bırakmak ve sadece aklın üstünlüğüne bırakmaktır. Akıl sahibi toplum bireyi arzu ve istekten arınmış empatiyle hareket edebilmeyi başarabilmelidir. Spesifik temel değer bakımından aklın ön planda olduğu ve bu mottoyla hareket edebilen insanoğlu şiddeti minimize etmeyi başarabilir.

    Beşeri insan bu denli kompleks bir basiret dışı yörüngede çırpınıp durmaktadır.

    "Kadına şiddete hayır" ve "İstanbul sözleşmesi yaşatır" adlı şu #80024404 etkinliğe de katılmanızı insanlık adına bir adım olarak görüyorum. Buraya da davetlisiniz
  • "Bir kadını döve döve bu hale getiren bir erkek frengili bir fareden bile daha aşağılık bir yaratıktır."
    Stephen King
    Sayfa 592
  • "Kadınlar bütün baskı ve zulüm zincirlerinden kurtulmadıkça özgürlükten bahsedilemez." Nelson Mandela

    “Kadına Şiddete Hayır” ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” Okuma etkinliği #80024404 kapsamında İstanbul Sözleşmesini okudum. Sizin de okumanızı tavsiye ederim. Çünkü kadın, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, kadındır. Ve kendi haklarını bilmelidir. Eğer bilmezse ona yapılan haksızlıkların da farkında olmaz. Hiçbir şiddetin bahanesi olamaz! Bunu da unutmamalıyız.

    Ama maalesef bu sözleşmenin bazı maddeleri yanlış yorumlanıyor ve sözleşmenin kaldırılması isteniyor. Bunun olmaması için herkes sözleşmeyi okumalı, onun asıl amaçlarını anlamalıdır.

    İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik ayrımcılığı ve kadının ev içerisinde gördüğü şiddeti önlemesi açısından bağlayıcılığı olan önemli bir adımdır.

    Sözleşmede dikkatimi çeken bazı maddeler:

    "Bu sözleşmenin maksatları şunlardır:

    • kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak;
    • kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;
    • kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;
    • kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;
    • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

    Madde 3 -Tanımlar

    Bu Sözleşme maksatlarıyla:
    • “toplumsal cinsiyet”, herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır;
    • “kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”, bir kadına karşı, kadın olduğu için yöneltilen veya kadınları orantısız
    bir biçimde etkileyen şiddet olarak anlaşılacaktır;

    Madde 23 – Barınaklar

    Taraflar mağdurlara, ve özellikle kadın ve çocuklara, kalacak güvenli yer sağlamak üzere uygun, yeterli sayıda kolayca erişilebilir barınaklar oluşturmak ve mağdurların yardımına proaktif bir biçimde koşmak üzere gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 25 – Cinsel şiddet mağdurlarına destek

    Taraflar mağdurlar için tıbbi ve adli tıp muayenesi yapmak, travma desteği ve danışmanlık hizmetleri sağlamak üzere uygun, yeterli sayıda ve kolayca erişilebilen, ırza geçmeyle ilgili kriz merkezleri veya cinsel şiddet sevk merkezleri oluşturmak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 37 – Zorla yapılan evlilikler

    • Taraflar bir yetişkini veya çocuğu kasten evliliğe zorlamanın cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    • Taraflar, bir yetişkinin veya çocuğun, ikamet ettiği Taraf veya Devletten farklı bir Tarafa veya devlete, söz konusu yetişkini veya çocuğu evliliğe zorlama amacıyla kasten kandırılarak götürülmesinin cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 40 – Cinsel taciz

    Taraflar bir şahsın onurunu ihlal etme etkisi yaratan veya bu maksatla gerçekleştirilen, ve özellikle de aşağılayıcı, düşmanca, hakaretamiz, küçük düşürücü veya saldırgan bir ortam yaratırken, her türlü istenmeyen, cinsel mahiyette sözlü veya sözlü olmayan veya fiziksel davranışın cezai veya diğer yasal yaptırıma tabi olmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 52 – Acil durumlarda uzaklaştırma emirleri

    Taraflar, yetkili makamlara, ani tehlike durumlarında, aile içi şiddet faillerinin, mağdurun veya risk altındaki şahsın ikametgahını yeterli bir süre için terk etme emri verme ve faillerin mağdurun veya risk altındaki şahsın ikametgahına girmesini veya mağdurla veya risk
    altındaki şahısla temas etmesini yasaklama yetkisi verilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.


    Madde 62 – Genel prensipler

    Taraflar, bu Sözleşmenin hükümlerine uyarak, medeni hukuk ve ceza hukuku konularında işbirliğine ilişkin uluslararası ve bölgesel anlaşmaları ve belgeleri uygulayarak, ortak veya karşılıklı mevzuat ve iç hukuk kuralları esas alınarak üzerinde mutabakata varılmış
    düzenlemeleri uygulayarak, ve mümkün olan en kapsamlı şekilde, aşağıdaki amaçlara yönelik olarak işbirliği yapacaklardır:

    • bu Sözleşmenin kapsamına giren her türlü şiddet eyleminin önlenmesi, bunlarla mücadele edilmesi ve bunların kovuşturulması;
    • mağdurların korunması ve mağdurlara destek sağlanması;
    • bu Sözleşmeye göre suç olarak kabul edilen eylemler hakkında soruşturmaların ve yasal sürecin yürütülmesi;
    • Koruma emirleri dahil olmak üzere, Tarafların yargı makamlarınca bu konuya ilişkin verdikleri hukuki ve cezai kararlarının uygulanması. "

    İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün uygulanması gerek. Şiddetin her türlüsüne karşıyız!

    İstanbul Sözleşmesi Tam metin:

    https://rm.coe.int/1680462545
  • “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!"

    Mustafa Kemal Atatürk

    “Kadına Şiddete Hayır” ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” Okuma etkinliği #80024404 kapsamında İstanbul Sözleşmesini okudum. Ülkemizde kaldırılmak istenen İstanbul Sözleşmesi, kadınların haklarını korumaya yönelik bir sözleşmedir. Sosyal medyada bazı maddeler bazı kesimler tarafından farklı yorumlanarak sözleşmenin kaldırılması haklı gösterilmeye çalışılmaktadır. Yanlış bilgilendirilmemek için sözleşmeyi okumalı ve kendi aklımızla yorumlamalıyız. Bir kadın olarak haklarımızın bilincinde olmalıyız.

    Sözleşmenin bazı maddelerini paylaşmak istiyorum;

    “Bu sözleşmenin maksatları şunlardır:

    1) Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak

    2) Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;

    3) Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;

    4) Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;

    5) Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

    Madde 18 - "Koruma ve Destek" Genel yükümlülükler

    1. Taraflar tüm mağdurları daha başka şiddet eylemlerine karşı korumak için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 22 - Uzman destek hizmetleri

    1. Taraflar tüm şiddet mağduru kadınlara ve çocuklarına uzmanlık gerektiren kadın destek hizmetlerini sağlayacak ve bu yönde gerekli düzenlemeleri yapacaklardır.

    Madde 24 – Telefon yardım hatları

    Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak telefonla arayanlar için, gizliliğe bağlı kalarak veya arayanların kimliklerinin açıklanmamasına gereken dikkati göstererek, ülke çapında 7 gün 24 saat esasına göre  faaliyet gösteren ücretsiz telefon hatlarının oluşturulması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 32 – Zorla evlendirmelerin doğuracağı hukuki sonuçlar

    Taraflar mağdura gereksiz bir parasal veya idari yük getirmeksizin, zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 35 – Fiziksel şiddet

    Taraflar başka bir şahsa karşı kasten fiziksel şiddet eylemlerinde bulunmanın cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 42 – Sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil olmak üzere, işlenen suçlar için gerekçelerin kabul edilmemesi 

    1) Taraflar bu Sözleşme kapsamında kalan şiddet eylemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra başlatılan ceza davalarında kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak öne sürülmesinin önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. 

    Madde 45 – Yaptırımlar ve tedbirler

    1) Taraflar Bu Sözleşme uyarınca belirlenen suçların, ciddiyetleri dikkate alınarak, etkili, orantılı ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    Madde 56 – Koruma tedbirleri

    Taraflar temel insan haklarına uygun bir biçimde ve toplumsal cinsiyet temelli bir şiddet eylemi anlayışıyla, Sözleşme uyarınca belirlenen suçların etkili bir biçimde soruşturulup kovuşturulmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün uygulanmasını istiyoruz. Şiddetin her türlüsüne karşıyız!

    İstanbul Sözleşmesi Tam Metin:

    https://rm.coe.int/1680462545
  • “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.”
    M.Kemal Atatürk

    “Kadına Şiddete Hayır” ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” Okuma etkinliği #80024404 kapsamında İstanbul Sözleşmesini okudum. Sözleşmenin bazı maddelerini paylaşmak istiyorum;

    “Bu sözleşmenin maksatları şunlardır:
    •Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak;

    •Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;

    •Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;

    •Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;

    •Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

    MADDE 12: “Önleme” Genel Yükümlülükler
    •Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.

    MADDE 26: Çocuk Tanıkların Korunması
    •Taraflar mağdurlara koruma ve destek hizmetleri sağlanırken, bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet olayının çocuk tanıklarının haklarının ve ihtiyaçlarının gerektiği gibi biçimde göz önüne alınması maksadıyla gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

    •Bu madde uyarınca alınacak tedbirlere bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet olayının çocuk tanıklarına, yaşlarına uygun psikososyal danışmanlık hizmeti dahil edilecek ve söz konusu tedbirlerle çocuğun menfaatlerine uygun olarak gereken ilgi gösterilecektir.

    Madde 42: Sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil olmak üzere, işlenen suçlar için gerekçelerin kabul edilmemesi

    •Taraflar bu Sözleşme kapsamında kalan şiddet eylemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra başlatılan ceza davalarında kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak
    öne sürülmesinin önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”
    ...


    İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün uygulanmasını istiyoruz. Kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesini talep eden İstanbul Sözleşmesi'ni reddetmek, büyük bir insan hakkı ihlalinin önündeki yasal engeli kaldırmak demektir.Şiddetin her türlüsüne karşıyız!

    İstanbul Sözleşmesi Tam Metin:
    https://rm.coe.int/1680462545