• Bu dünyada olduğun için teşekkürler; baştan
    ona bakıp da, senin için bulunabileceğini
    düşünemezdim . . .

    Bekleyen şiir i ise beklenen ' in evvelidir. !

    Franz Kafka

    Bilirim; Sevgili varlığını. Zeynep
  • Geçti istemem gelmeni,
    Yokluğunda buldum seni;
    Bırak vehmimde gölgeni,
    Gelme, artık neye yarar?
  • Kalıt

    Geç oldu,çok geç oldu kalbim
    Yine sıfır derecede dondu su
    Artık hiçbir şey gelmez elden
    Kapamaz kimseler ağzımdaki çığlığı
    Benim bıraktığım yerden

    Geç oldu,çok geç oldu kalbim
    Uzaklara bakılmayan bir durak mı kaldı
    Ufuk çizgilerine açık bir kıyı
    Ama bir türlü gelmedi beklenen
    --Kalbim,neydi ki beklenen
    Belki ölümün özgül ağırlığı

    Geç oldu,çok geç oldu kalbim
  • Çok sonraları “paşa” olarak andığımız; ünlü bestekar, söz yazarı, oyuncu ve şair Zeki Müren bey, 6 Aralık 1931 tarihinde Bursa’nın Hisar semtinde dünyaya geldi, keresteci Kaya bey ve Hayriye Müren’in tek evladı olarak dünyaya geldi. Bursa’daki ilk ve orta tahsilinin sonrasında İstanbul’daki Boğaziçi Lisesine kaydoldu ve burayı ilk sırada bitirir. Daha sonraları, şimdilerde adı Mimar Sinan olan İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine kayıt yaptırarak yüksek süsleme bölümünü bitirecektir. Daha lise öğrencisiyken aldığı solfej ve usul dersleriyle musiki bilgilerini geliştiren sanatçı, 1950 senesinde henüz üniversite talebesiyken İstanbul Radyosunun düzenlediği ve 186 adayın katıldığı solist sınavını birincilikle kazandı. 1 Ocak 1951’de ise ilk canlı radyo konserini verir. Konserden sonra Hamiyet Yüceses stüdyoyu arayarak kendisini tebrik edecektir. 15 yol boyunca canlı radyo konserlerini sürdürür. Şükrü Tunar’ın “Bir Muhabbet Kuşu” güfteli şarkısı ile Anadolu’ya da kendini sevdirir zira o senelerde İstanbul Radyosu Anadolu’da pek de iyi dinlenememektedir.

    İlk sahne konserini 26 Mayıs 1955’de veren Zeki Müren, Maksim Gazinosunda aralıksız 11 yıl sahne alır.

    Zeki Müren Hakkında Bilinmeyenler

    1976’da Londra’daki Royal Albert Hall’da verdiği konser, bir Türk sanatçısı için ilktir. Türkiye’de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü’nü 1955’te “Manolyam” şarkısı ile kazanır. 1991 senesinde devlet sanatçısı seçilir. 300 dolayında bestesi olan Zeki Müren 1954’te Beklenen Şarkı adlı filmi ile de Türk Sineması ile tanışır. Daha sonraları 18 filmde daha oynayacaktır. 1965’te de Arena Tiyatrosu’nca sahneye koyulan Çay ve Sempati adlı oyunda başrol oynayacaktır. Kurallı ve düzgün Türkçesi ile Türkçeyi en iyi konuşan kişi unvanı ile anılır. Askerliğini 1957-1958 yıllarında yedek subay olarak tamamlar.

    1965 senesinde 100’e yakın şiirinin yer alacağı Bıldırcın Yağmuru adlı şiir kitabını çıkaran sanatçı çoğu sahne kostümünü de aldığı eğitiminde faydasıyla kendi tasarlar, hayatı boyunca hiç evlenmez. 1969’da Aspendos konserinden sonra ilk defa “müziğin paşası” olarak anılır. Büyük usta; kalp ve şeker hastalığı nedeniyle uzun süredir tedavi görmesine rağmen, ilk göz ağrısı TRT Radyolarının kendisi için bir ödül verecek olmasına dayanamaz ve 24 Eylül 1996 günü çokça yorulacağı bu geceye katılır. Tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hakka yürüyen Müren’in mezarı Bursa’da Emirsultan Mezarlığı’ndadır. 2013 senesine kadar en az 2.251 üniversite öğrencisi Zeki Müren’in yardımlarıyla TEV’den eğitim bursu alır. Vasiyetinde tüm birikimini Mehmetçik Vakfı ve Türk Eğitim Vakfına bırakır. TEV ve Mehmetçik Vakfı, 2002’de Bursa’da Zeki Müren Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi inşa ettirmiştir.

    Kültür Bakanlığı’yla yapılan protokol ile Zeki Müren’in Bodrum’daki evi Sanat Müzesi’ne dönüştürüldü.
  • Mutsuzluğun resmini çizen var mı ya da mutluluğun? 
    Bir meziyet sanarız sanki aşkı, sevdayı, 
    İçimizden gelen sesle kanatlanıp uçacağımızı sanarız, 
    Rüyalarımız o kadar doludur ki uyanmaya vakit bulamayız…

    Hayaller ve düşler götürür bizi cennetin irem bağlarına, 
    Şarkılar ve şiirler hep kendiliğinden mi yazılıyor sebepsiz? 
    Kemanın ince teli ve sazın mızrabı, 
    Küllenmiş aşkların hikâyesini nakış gibi işlemez mi yüreğimize?

    Mor akşamlardaki yağan sicim gibi yağmur, 
    Umurunda mı sanki benliğimin? 
    Yüreğime kâbus gibi çöken karanlık geceler, 
    Yol verir mi meçhulü olmayan şafaklara?

    Bir nağmenin giriftarından esen rotasız rüzgâr, 
    Bırakır gider uçurumun kenarına, 
    Ardına bile bakmaz hesap sormaya…

    Zor sevdalar, aşklar, dillere destan olur, 
    Emsaldir ardından gelenlere, 
    Ağlama gönlüm çocuklar gibi, 
    Hiç gülmediğini düşün geriye baktığında, 
    Aşk sefili olma sakın! Dilenme şefkat, 
    Bir yudum sevgiyi sadaka sanır gönlüne bıraktığında…

    Artık bu uçurum bana yabancı değil, 
    Hep gelirim, dertlerimi anlatırım bana dost olmasa da, 
    Gözlerimi ufka çevirip bakarım, 
    Ümitle beklenen sevgili geri bakmasa da…

    Hayallerimle, 
    Ağlayan yüreğimle gidiyorum buralardan sen istemesen de, 
    Vedanın böylesi çok zor biliyorum, 
    Nafile, ne etsem de gün gün tükeniyorum, 
    Ağaçlar gibi ayakta ölmesem de…

    Mehmet SAKARYA