• 229 syf.
    Ahmet OKTAY:
    Fazıl Hüsnü Dağlarca ile konuştuk biraz. "Sen şair değil bilginsin" dedi, şunları da ekleyerek: "Şiirlerini küçümsediğimi sanma, ama senin gibi her alana açılan bir kişi daha yok. Ne zaman yapıyorsun bunları?"

    Sana öyle hak veriyorum ki Dağlarca!

    (Uzun zamandır herhalde bir kitabı okurken hiç bu kadar keyif almamıştım. Zaten genelde de beni çok etkileyen kitaplara inceleme yazıyorum.)

    Günlük, anlaşılması güç kelimeler ve çok fazla terim içermesine rağmen yine de -benim gözümde- kendini okutmayı başardı.

    Kendisinin ortaokul mezunu olduğunu öğrendiğimde açıkcası çok şaşırdım. Şaşırmamın nedeni eğitim hayatını bu kadar erken bırakması değildi.. Okumaya böylesine aşık birinin okul hayatınının neden yarım kaldığıydı. Bununla ilgili günlüğünde hiç bahsetmiyor.

    Oktay, Sovyet iktidarıyla çok fazla ilgilenmiş, sol görüşlü, hayatını Marksist düşünce sistemi ile şekillendiren toplumcu gerçekçi aydınlarımızdan biridir. Kapitalist sistemin karşısında durmuş, dönemin amiyane tabirle yalaka kişilerine de haddini çok güzel bildirmiştir. Sonuna kadar laik sistemi savunmuş, kendisi de sol görüşlü olmasına rağmen Türkiye’de bu durumun Kemalistlik ile karıştırıldığını, insanların yanlış yorumladığını anlatmaya çalışmıştır. Stalin’i sevmediğini, Lenin’e ise daha yakın olduğunu yazılarından ben anladım.

    “Fransa'da yaşayan bir araştırmacının gösterdiği duyarlığı ve anlayışı, Türk aydınlarının büyük bölümünün gösterememesine şaşmak gerekiyor. Sol-Kemalistler kadar bazı Marksistler de din sorununu gerektiği biçimde algılayamıyorlar. Artık mürteci ile muhafazakarın özdeş olmadığını anlamak gerekir. Di­ni ideolojinin Türkiye'de de solun tatmin edemediği beklenti uf­kuna sızmaya çalıştığı bellidir. Liberal/demokratik bir muhafazakar kesim var. Hiç kuşkusuz bu kesimler politik konjonktür gerektirdiğinde en azgın gerici kesimlerle ittifaka girişebilirler. Ama girişmeyebilirler de.”

    Bu alıntı da burada kalsın.

    Oktay, edebiyat camiasına çok hakimdir ve sürekli kitap okuyup, gazete ve dergilerde yazıları yayınlanmıştır. Şiirde Gerçeküstücülük konusunda geri kaldığımızdan da yakınır. Tanzimat ve Cumhuriyet dönemi şairlerine göndermelerde bulunur.

    Kendisinde hoşuma giden tespitleri çok olmuştur fakat doğal olarak hepsini yazamıyorum. Oktay, “Yapı bazen imgeye göre şekilleniyor bazen sese göre,” diyor. Ama bazı dönem yeni şairlerin güzel gözükmek adına illa kelimenin ikinci anlamını kullanıp yapıyı bozduklarından yakınıyor.

    Kendisi şiirin çıkmaza girdiğini ve popüler kültürün esiri olduğunu düşünüyor. Ama sadece şiir demekle kalmıyor popüler kültürün esiri olan birçok aydından da bahsediyor. Burada kendi sözlerinden bir ekleme yapmak istiyorum.
    “Gerçekten, 19'unda yazdığım gibi edebiyat çevreleri olmadı­ğı için, yeni bohem mekânlarında şiir falan okunmuyor artık. Yazınsal ritüeller unutuldu. Şimdi, yazarların, şairlerin bir tür teşhirciliğe bitişmiş gösterileri moda: İmza günü, açık oturum, konuşma. Şüphe yok: Yararlı uygulamalar hepsi. Ama ister is­temez hepsi tecimselleştirildi.”

    Bir akşam camiadan arkadaşlarıyla oturup yemek yediğini yazıyor ve günlüğünde bunu anlatırken bazı noktalar dikkatimi çekiyor.
    Kendisi herkesten uzaklaşmakta haklı olduğunu ve artık bir araya gelince kitapları konuşmak yerine insanların sadece dedikodusunun döndüğünü söylüyor. Aslında hepsi bizimle aynı, bizden biri ve hep aynı hikayeler, aynı şikayetler... Temsili 1K işte.

    Yahu orada bir de ne öğrendim, “Nâzım’dan sonra şiir mi yazacağız?” diye düşünüp şairliği bırakan birçok isim varmış. Şaka gibi geldi..

    Bunun gibi benim çok dikkatimi çeken buraya birkaç tane dedikodu yazayım.

    -Can yücel ile Ahmed Arif kavga etmiş. Ahmed Arif çok duygusal davranıp gitmiş.
    Hee bir de bu Oktay, şairliğe ilk başladığı zamanlarda Nazım ve Arif’ten etkilendiğini belirtiyor ama sonrasında Arif’ten öyle bir soğumuş ki onu yermekten de hiç geri kalmıyor.
    (Can Yücel ile Oktay da kavgalıymış bu arada.)

    -Sevim Burak ve Sait Faik meselesi.
    Sevim Burak’ın öldükten sonra mektupları yayınlanmış. Orada da Sait Faik’in ne oğlancılığı kalmış ne de ayyaşlığı.. Ahmet Oktay buna çok içerlemiş ve Sevim Burak için sen ayyaş değil miydin Eyy Sevim diyor.
    Ödül almak için aylarca adam kovaladığını hepimiz biliyoruz, diyor.

    -Kemal Tahir ve Cahit Sıtkı meselesi.
    Kemal Tahir meğersem şair olarak başlamış bu yola ama her ne olduysa nasıl bir düşünceye girdiyse birden romana çevirmiş yönünü. Daha sonradan tekrar şiire döner gibi olmuş ve şöyle demiş “Cahit Sıtkı’nın şair sayıldığı...”
    Ee Ahmet Oktay da durur mu yapıştırmış cevabı. Tahir için, sen şiire devam etseydin de Sıtkı bu konuda senden daha yeteneklidir, ustandır, saygı duymalısın diyor.

    -Cemal Süreya’ya öldükten sonra baya sahip çıkmış ve İslamcı Şairlerin saldırılarından da olabildiğince korumaya çalışmış. (Kendisi İslamcı Şair diyor.) Günlüğünde de Cemal Süreya’nın şiirini ve kendisinin nasıl bir insan olduğunu anlatmıştır. Yineee birilerine de laf elbette göndermiştir;
    “Acaba Sezai Karakoç Cemal Süreya’nın ölümüyle ilgili bir şey yazacak mı çok merak ediyorum.”

    Ahmet Oktay’ın sevdiği pek nadir kişi vardır ve Cemal Süreya’da bunlardan biridir. Enis Batur, Ferit Edgü, Selim İleri, Melih Cevdet Anday, Emre Kongar.. Aklıma gelenler bunlar. Genel olarak günlükte hep iyi sohbetlerine şahit oldum.

    -İlhan Berk ile çok uğraşıyor. Onun için “oldum olası aforizma delisidir böyle konuşmaya çok bayılır,” diyor.

    -Attila İlhan ve Küçük İskender’den hiç hoşlanmıyor. Hatta ufak tartışmaları da olmuş. Attila İlhan’ın kendisini çok elit havalara sokmasına katlanamıyor galiba haha. Küçük İskender için de üff neler neler diyor. Ama en net yazabileceğim şey şudur; “Aykırı olmak ve aykırı görünmeye çalışmak birbirinden farklıdır.”


    -Tahsin Yücel, Orhan Pamuk “Kara Kitap” sorunu.
    Ahmet Oktay, Orhan Pamuk’u beğeniyor fakat bir eleştiri şuradan yapıyor. Tahsin Yücel Arı Türkçe kullanmaya özen gösterdiğinden dolayı Orhan Pamuk’u Türkçe konusunda eleştiriyor ve Ahmet Oktay şöyle bir soru yöneltiyor: “Yazın dilbilgisi midir?” Daha sonradan ise Oktay şunu söylüyor: “Eğer dilbilgisi kötüyse yazarın düşünmeden yazdığını ve yazdığını okumadığını gösterir.”

    -Mehmet Fuat, Ahmet Oktay hakkında bir yazı yazmış ve Oktay ona şöyle cevap veriyor;
    “Benim çok fazla "modaya uygun giyindiğimi" yazıyor. Ye­ni paradigmaları anlama çabasının, onun küçültücü anlamda kullandığı moda sözcüğüne ya da kavramına indirgenmemesi ve ona eşitlenmemesi gerektiğine inanıyorum.
    Memet Fuat tam da bu eğilim yüzünden tutucu bir konu­ma yerleşebilir.
    Tutuculuk moda'nın öteki ucudur. Negatifi değil.
    Ben modaya göre giyinmiyorum ama M. Fuat'ın elbiseleri çekmiş.” :D

    -Oktay, Ece Ayhan, Nazım Hikmet, Ahmed Arif taklitçiliğinden çok sıkılmış. Hatta Cemal Süreya şiir ödülünde şeçili kurulda görevdeymiş fakat Orhan Alkaya arasında bir gerginlik olduğundan dolayı çekilmek istemiş. Eğer oy vermiş olsaydı Metin Altıok’a oyunu verecekmiş.

    -Mahmut Makal, Orhan Veli, Ferhan Şensoy, Aziz Nesin.. Daha aklıma gelmeyecek bir sürü kişinin bazı noktalarını eleştiriyor. He şimdi diyeceksiniz Oktay çok mu mükemmeldi? Hayır elbette değildi. Ama kendisi gerçekten bu yolda çok büyük emekler vermiş ve bana günlüğünde asla boş bir insan olmadığını kanıtlamıştır. Her eleştirisine elbette katılmadım ama dönemin aydınlarına da farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı.


    Günlüğünden bahsederken Oktay “kendi okur tarihim” diye söylemiştir ve hakikaten de öyledir. Bundan sonrasını isterseniz okumanıza gerek yok. Tamamen kendimi düşünerek yaptığım bir şey. Fakat dönemin isimlerini merak ederseniz ve okuduğu kitaplar hakkında fikir sahibi olmak isterseniz göz atabilirsiniz. Okuduğu kitaplardan çok etkilendiğim ve cidden bu yazarı da mı biliyormuş yahu diyerek şaşkınlığa uğradığım için kitapların listesini yapmaya çalıştım. Günlükte bahsettiği, üzerinde konuştuğu isimleri de tek tek yazdım. Elbette eksikler, gözümden kaçanlar olmuştur çünkü bunlar bir liste halinde değildi ve ben okudukça, elimde bir kalemle, işaretleyip yazarak listeyi oluşturdum.

    Günlük içinde geçen dönemin edebiyat camiası isimleri ve Dünya Edebiyatından bahsettiği isimler;
    1. Selim İleri
    2. Latife Tekin
    3. Enis Batur
    4. İlhan Berk
    5. Ahmed Arif
    6. Önay Sözer
    7. Attila İlhan
    8. Fazıl Hüsnü Dağlarca
    9. Ivan Gonçarov
    10. Dostoyevski
    11. Melih Cevdet
    12. Lale Müldür
    13. Şükran Kurdakul
    14. Murathan Mungan (Cinsel tercihi sebebiyle birkaç problem olmuş ve Mungan’ın arkasında durmuştur.)
    15. Güner Kuban
    16. Kafka
    17. Yılmaz Gruda
    18. Hilmi Yavuz
    19. Ferhan Şensoy
    20. Fromm
    21. Refik Erduran
    22. Korkut Boratav
    23. Ali Bulaç
    24. Mehmet Ali Kılıçbay
    25. Ruşen Çakır
    26. Ahmet Kahraman
    27. Adalet Ağaoğlu
    28. Emre Kongar
    29. Emil Galip Sandalcı
    30. Mine G Saulnier
    31. Abdurrahman Dilipak (-)
    32. Sevim Burak
    33. Sait Faik
    34. Cemal Süreya
    35. Edip Cansever
    36. Aziz Nesin
    37. Baudelaire
    38. Oğuz Atay
    39. Yusuf Atılgan
    40. Nazım Hikmet
    41. Necip Fazıl
    42. Refik Durbaş
    43. Yahya Kemal
    44. Ülkü Tamer
    45. Nezihe Araz
    46. Uğur Kökden
    47. Can Alkor
    48. Ara Güler
    49. Jean Genet
    50. Küçük İskender
    51. Azra Erhat
    52. Sabahattin Eyüboğlu
    53. İrfan Şahinbaş
    54. Tarık Buğra
    55. Kemal Tahir
    56. Turgut Uyar
    57. Metin Altıok
    58. Vedat Günyol
    59. Agatha Christie
    60. Gorki
    61. Mihail Şoholov
    62. Ingmar Bergman
    63. Luis Bunuel
    64. Andrey Tarkovski
    65. Tahsin Yücel
    66. A. Huxley
    67. Aziz Çalışlar(-)
    68. Orhan Alkaya
    69. Nurdan Gürbilek
    70. Yılmaz Öner
    71. Balzac
    72. Stendhal
    73. Flaubert
    74. Shakespeare
    75. Suphi Aytimur
    76. Özdemir Nutku
    77. Eliot
    78. Halid Ziya
    79. Şerif Mardin
    80. Proust
    81. A. Ş. Hisar
    82. Demir Özlü
    83. Fethi Naci
    84. Ahmet Cemal
    85. Füsun Akatlı
    86. Gül Işık
    87. Simone De Beauvoir
    88. Umberto Eco
    89. Salah Birsel
    90. Özdemir İnce
    91. Nietzsche
    92. Ahmet İram
    93. Süreyya Berfe
    94. Seyhan Erözçelik
    95. Tuğrul Tanyol
    96. Ömer Naci Soykan
    97. Susan Sontag
    98. Ahmet Muhip dıranas
    99. Uğur Mumcu
    100. Oktay Akbal
    101. Mehmet Fuat
    102. Sartre
    103. Aliye Berger
    104. Orhan Koçak
    105. Ercüment Behzat
    106. Van Gogh
    107. Foucault.
    108. Ataol Behramoğlu
    109. Tanpınar
    110. Nedim Gürsel
    111. Orhan Veli
    112. Rilke
    113. Mayakovski
    114. Afşar Timuçin
    115. Sennur Sezer
    116. Adnan Özyalçıner
    Bunlar haricinde gözümden kaçanlar elbette olmuştur.

    Günlükte geçen kitapların listesi; (eksikler vardır.)
    1. E. H. Carr- Dostoyevski
    2. Jean Genet- Gidcometti’nin Atölyesi
    3. Metin Kaçan- Ağır Roman
    4. Ferit Edgü- O
    5. İlhan Berk- Pera
    6. J. M. Albertini- Azgelişmişliğin Mekanizması
    7. Tarık Zafer Tunaya- İttihat ve Terakki
    8. Tony Cliff- Rusya’da Devlet Kapitalizmi
    9. Peyami Safa- Sözde Kızlar( En ucuz, en acemi, üstünkörü yapıtlarından biri diyor. Safa’yı da pek sevmiyor.)
    10. Levent Köker- Modernleşme, Kemalizm, Demokrasi
    11. Güner Kuban- Sevişmenin Rengi( Beğenmiyor)
    12. Pierre Clatres- Devlete Karşı Toplum
    13. Fazıl Hüsnü Dağlarca- Uzaklarda Giyinmek, Çocuk ve Allah
    14. M. Jay- Diyalektik imgelem
    15. Paul Valery- Bugünkü Dünyaya Bakış
    16. Orhan Pamuk- Kara Kitap, Sessiz ev
    17. J. Needham- Doğunun Bilgisi Doğumun Bilimi
    18. Kürşat Bumin- Batıda Devlet ve Çocuk
    19. Fromm- Sahip Olmak ya da Olmak
    20. Sadri Ertem- Bacayı indir bacayı kaldır
    21. Cassirer- Devlet Efsanesi
    22. Yıldız Ecevit- Oğuz Atay’da Aydın Olgusu
    23. Oğuzhan Akay- CinAyetler
    24. Carr- Bolşevik Devrimi
    25. Eric J. Hobsbawm- Devrim Çağı
    26. Eric J. Hobsbawm- Kapital Çağı
    27. Eric J. Hobsbawm- İmparatorluk Çağı
    28. R. Jakobson- Sekiz Yazı
    29. Doğu Perinçek- Stalin’den Gorbaçov’a
    30. L. Benevolo- Modern Mimarlığın Tarihi
    31. Julius Welhausen- İslamiyetin İlk Devrinde Dini Siyasi Muhalefet Partileri
    32. Salvador Dali- Bir Dahinin Güncesi
    33. Hallac-ı Mansur- Kitab’üt Tavasin
    34. Proust- Swann’ların Semtinden(Hatta bu kitap üzerine konuşuyor ve Yakup Kadri ile Tahsin Yücel çevirisini kıyaslıyor.
    35. Kierkegaard- Korku Titreme
    36. Lyotard- Postmodernist Durum
    37. Flaubert- Üç Hikaye
    38. S. Zweig- Dünya Fikir Mimarları
    39. Borges- Alçaklığın evrensel tarihi(Bu kitaba çok şaşırdım ve mutlu oldum. Borges’i aynı anladığımızı görmek ve kitapta da aynı hikaye üzerinde odaklanmamız ise ayrıca hoşuma gitti.
    40. Ezra Pound- Konfüçyüs
    41. Agatha Christie- Ackroyd’un Katili
    42. Igmar Bergman- Büyülü Fener
    43. Barthes- Çağdaş Söylenler
    44. Bilge Karasu- Gece (Bu kitaba bir inceleme yazısı yazacakmış ama hep ertelemiş. Açıkcası merak etmiştim.)
    45. Adalet Ağaoğlu- Üç Beş Kişi
    46. Walter Benjamin- Parıltılar
    47. Joyce- Sürgünler
    48. Yıldız Sertel- Ardımdaki Yıllar
    49. Jale Parla- Babalar ve Oğullar
    50. Ercüment Uçarı- Ziba Sokağı
    51. Karl Korsch- Marksizm ve Felsefe
    52. Simone De Beauvoir- Mandarinler
    53. Ahmet İnsel- Türkiye Toplumun Bunalımı
    54. Ali H. Neyzi- Kızıltoprak
    55. Cahit Irgat- Irgatın Türküsü
    56. Şerif Mardin- Makaleler
    57. Salah Birsel- Hafiyeler önde gider
    58. Marcuse- Karşı devrim ve başkaldırı
    59. Ömer Naci Soykan- Müziksel Dünya Ütopyasında Adorna ile Bir Yolculuk
    60. Turgenyev- Babalar ve Oğullar
    61. Nietzsche- Putların Alacakaranlığı
    62. Daryush Shayegan- Yaralı Biliç(-)
    63. Kundera- Roman Sanatı
    64. Gündüz Vassaf- Cehenneme Övgü
    65. Carr- Romantik Sürgünler
    66. Paul Avrich- Anarşist Portreler(Bunu okumasına da baya baya şaşırdım. Kendisi de çok önemli bir eser olduğunu düşünmüş ve beğenmiş.)
    67. Sade- Sodom’un 120 günü
    68. Doğu Perinçek- Parti ve Sanat(-)
    69. Orhan Veli- Bütün Yazıları
    70. Gilles Kepel- Tanrının İntikamı
    71. Nurdan Gürbilek- Vitrinde Yaşamak
    72. David Dickson- Alternatif Teknoloji

    Kendisi bunun daha nicelerini okumuştur..
    Yanlarına (-) koyduklarımı hiç sevmemiştir. Aralarda tabi yine sevmedikleri var ama olumlu özelliklerinden de bahsediyor. Bilmediğim birçok isim vardı açıkcası böyle listelemek benim çok hoşuma gitti ve büyük bir keyifle yaptım. Hepsini tek tek araştırmayı düşünüyorum. Buraya kadar okuyan olduysa da gözlerine sağlık.
  • Antolojinin hazırlıklarına ilk başladığımda bu kadar çok yazar ve eserle karşılaşacağımı düşünmemiştim. Çoğu insanın kafasındaki yanılgılardan bazıları bende de vardı. Ancak listeyi hazırlarken son ana kadar adını daha önce bilmediğim pek çok yazarla karşılaştım. İleride bu antolojiyi sözlük olarak daha gelişmiş ve detaylı bir şekilde yazmayı da düşünüyorum. Bu çalışmayı da, “Türkler bilimkurgu yazamaz,” diyenlere ithaf ediyorum.

    Listeye basılı ya da elektronik dergilerde çıkan, çeşitli elektronik ortamlarda yayımlanan yazarları dâhil etmedim. Ele aldığım kriter en az 1 basılı yapıtının olmasıydı. Yazarların bütün eserlerini listeye almadım, sadece külliyatları içindeki bilimkurgu yapıtlarını değerlendirdim. Öyküleri seçki içinde yayımlanan yazarlar için * işaretini kullandım.

    Bütün dikkatime ve çabalarıma rağmen elbette bu antolojinin eksiksiz bir sunuma sahip olduğunu düşünmüyorum. Gözden kaçan yazar ve eserleri yorumlarda belirterek siz de bu seçkiye katkı sağlayabilirsiniz.

    Abdülkadir Doğanay
    Yerli Bilimkurgu Yükseliyor – Bilimkurgu Öykü Seçkisi (2018)*

    Adam Şenel
    Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı (1968)

    Ozmos Kronos (1993)

    Afşin Kum
    Sıcak Kafa (2016)

    Ahmet Avcı
    Mars’a Yolculuk (2018)

    Ahmet Doğru
    Işığın Oğulları (2015)

    Reptilian (2017)

    Ahmet Tural
    Uzay Çocukları(1980)

    Akın Başal
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Poyraz’ın Gelecek Öyküleri Serisi (2018)

    Alev Alatlı
    Schrödinger’in Kedisi (Kâbus) (2011)

    Ali Demirel
    Ya da (2001)

    Zamanın Kaçak Yolcuları (2002)

    Acun 2 (1996)

    Ali Nar
    Uzay Çiftçileri (2002)

    Arzu Eylem
    Çok Çağı (2018)

    Aşkın Güngör
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)

    Gohor Serisi: Cam Kent (2003)

    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Kurtlar Yolu (2011)

    Mesih’in Klonu (2012)

    Gohor: Kıyametten Sonra (2009, Gohor serisi tek cilt)

    Atilla İlhan
    Yengecin Kıskacı (2002, yalnızca Dr. Cemile Ceyda adlı öyküsüyle)

    Aydoğan Yazıcı
    Sonsuzluğun Sırrı (1997)*

    Ayhan Yıldırım
    C-4000 Ufkun Ötesi (2013)

    Aysun Bitir
    Excido (2011)

    Ayşe Acar
    Yüzyıl: Bay Binet (2017)

    Yüzyıl 2: Yeşil Adam (2018)

    Ayşegül Engin
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003, Robot ile Söyleşi)

    Badahan Canatan
    Adsız İnsanlık (2009)

    Bahadır İçel
    Benim Adım Z (2015)

    Bahar Korçan
    Gelecek Öyküler(2003)

    Barış Müstecaplıoğlu
    Osmanlı Cadısı: Bir İstanbul Bilimkurgusu (2016)

    Beyazıt H. Akman
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Burak Eldem
    Seni Tılsımlar Korur (2004)

    Fraternis: Kayıp Kitaplar (2006)

    Günbatımı Fandango (2007)

    2012 Mardukla Randevu (2008)

    Kozmik Okyanus (2011)

    Burak Özdemir
    Yıl 2binyüz2 (2002)

    Burhan Can Ahıpaşaoğlu
    C-4000: Ufkun Ötesi (2013)

    Bülent Kayran
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Bülent Özden
    Sonsuz Gençlik Tröstü (2007)

    Kozmik Tayyare (2012)

    Bülent Tanyolaç
    Sonsuzluğun Sırrı (1997)*

    Coşkun Hepyonar
    Geçmiş Olsun (e-kitap)

    Herşeyi Bilen Adam (e-kitap)

    Gümüş Kemikler(e-kitap)

    Sinek İkilisi (2018)*

    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Cüneyt Gültekin
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Cüneyt Uçman
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Çağdaş Bozkurt
    Bağlantı (2017)

    Çağıl Yaman
    Güneş Makinesi (2015)

    Doğu Yücel
    Düşler, Kabuslar ve Gelecek Masalları (2000)

    Güneş Hırsızları (2014)

    Dost Körpe
    Zaman Sona Ermeli (1993)

    Günah Yiyen (1997)

    Kıyı (1998, şiir)

    Nötralizör (2010)

    Efekan Efeoğlu
    Gerçeğe Alınan Yol (2014)

    Efsun Önder
    9 (2009)

    Ege Görgün
    Gelecek Öyküler (2003)*

    Engin Eryıldız
    Temas (2010)

    Ölüm Adası (2012)

    Sabaha Karşı Öyküleri (e-kitap)

    Erdoğan Ekmekçi
    Londra İnekleri (2005)

    Eren Sezen
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Esin Kıroğlu
    Nessehira (2013)

    Esra Avgören
    İlya’nın Sırrı (2013)

    Ethem Kocabaş
    Bir (2014)

    Fatih Çatallar: Evrenin Kapısı (1997)

    Dönüşüm (1995)

    Fatih Emre Öztürk
    Mut (2012)

    Andromedan-Bumerang’ın Ölümü (2013)

    Funda Özlem Şeran
    Dünyalılar (2016)*

    Yüksek Doz Gelecek (2017)*

    GÖZ ATIN Bilimkurgunun Kısa Tarihi
    Gamze İstanbulluoğlu
    Omartha (2015)

    Giovani Scognamillo
    Dünyamızın Gizli Sahipleri (2007)

    Gökcan Şahin
    Düşlerin İzinde Seçkisi (2015, yalnızca Metal Fareler Kenti öyküsüyle)*

    Yüksek Doz Gelecek (2017, Karavanlar Çağı öyküsüyle)*

    Yeryüzü Müzesi (2018, A-T-G-C öyküsüyle)*

    Gurur Asi
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Yerli Bilimkurgu Yükseliyor- Bilimkurgu Öykü Seçkisi (2018)*

    Cam Dünya (1998)

    Gülten Dayıoğlu
    Işın Çağı İnsanları (1984)

    Gürhan Öztürk
    Varoluş (2013)

    H. Mükremin Barut
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Hakan Alpin
    1001 Soruda Çizgi Roman (2002)

    1001 Soruda Bilimkurgu ve Fantastik (2005)

    Çizgi Roman Ansiklopedisi (2007)

    Hakan Yılmaz Çebi
    Kara Divan: Yeraltının Gizli Tarihi (2006)

    3.Dünya Savaşı (2013)

    Haldun Aydıngün
    2000’li Yılların Öyküleri (1991)

    Başkan Oyunu: 2000’li Yılların Öyküleri (1991)

    Dağın Ötesi (1996)

    Boğaziçi ve Ötesi (1999)

    Planımız Katliam (2001)

    Gelecekten Öyküler (2003)*

    Toso: Dağın Ötesi (2006)

    Koyun Paradoksu (2009)

    Halil Gökhan
    Gelecek Öyküler (2003)*

    Halil İbrahim Balkaş
    Yıldızlar Işıyacak (2001,aynı eseri 2002’de bir de yayınevinden bağımsız olarak kendisi yayımlamıştır.)

    Halil Kocagöz
    Uzaya Kaçış (2012)

    Hüseyin Tuğrul Atasoy
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)

    İhsan Oktay Anar
    Puslu Kıtalar Atlası (1995)

    İlknur Uğur
    Yansıma (2012)

    Karanlık Fısıltı (2016, Yansıma romanının tekrar yayımı)

    İmren Mutlu
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003,Yosun Kokusu adlı öyküsüyle)*

    Gelecek Öyküler (2003)*

    İskender Fahrettin Sertelli
    Makineli Kafa (1928)

    Kaan Arslanoğlu
    Sessizlik Kuleleri 2084 (2007)

    Kadir Özden
    Bir Başlangıç (e-kitap)

    Kazım Çende
    Andromeda’ya Dönüş-Durkonlar (2011)

    Kudret Alkan
    2080 (2017)

    Lami Tiryaki
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Levent Caşka
    Astera Kaşifleri: İçdünya Destanı (2015),

    Astera Kaşifleri: Türlerin İttifakı (2017)

    Levent Şenyürek
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Çıldırtan Kitap (2007)

    İsa’yı Beklemek (2013)

    Levent Tuğrul
    Ay Koruyucuları (Vigilante Lunaris)

    1. Kitap: Somata Et Gezegeni (2017)

    M.H. Kan
    Umay (2017)

    M.İhsan Tatari
    Yitik Öyküler Kitabı (2011)

    Yitik Öyküler Kitabı 2: Bilekbüken (2012)

    M. Ömer Nayır
    Türk Bilimkurgu Öyküleri (2003)*

    Mazlum Akın
    Türk Çocuk Edebiyatında Bilimkurgu (2009)

    Mehmet Açar
    Siyah Hatıralar Denizi (2000, ikinci baskısı 2005, üçüncü baskı 2018)

    Mehmet Barış Albayrak
    Kırmızı Top (2018)

    Mehmet Emin Arı
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Mehmet Mutlu
    Uzay 3981 (1999)

    Mehmet Sağbaş
    Barbar Yeni Dünya (2018)

    Mehmet Zaman Saçlıoğlu
    Kader Yıldızı Pars (2017)

    Meltem Özkaya
    Yeni Dünya-Ametist (2016)

    Metin Atak
    Gezegenler Savaşıyor (1970)

    Arena (1971)

    Metin Güçlü
    Evrenin Türk Bekçileri (2007)

    Hedef Dünya (2017)

    Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumi
    Rüyada Terakki ve Medeniyet-I İslamiyeyi Rüyet (2012)

    Morpheus
    Beyaz Kelebek: Kopya Hayatlar (2017)

    Murat Kaya Beşiroğlu
    Aşk Algoritması (2018)

    Anlam Satan Android – Dünyalılar (2016)*

    Onsekiz – Bilimkurgu Öykü Seçkisi (2018)*

    Ogox (2016)

    Murat Yılmaz
    Zenar’ın Geleceği (2012)

    Murathan Mungan
    Şairin Romanı (2011)

    Mustafa Ali Targaç
    Ölüm İlahları (1970)

    Arılar Tarikatı (2015)

    Mustafa Öncel
    7 Gezegenin Sırrı 2: Sır Açığa Çıkıyor (2014)

    Mustafa Resul Yalçınkaya
    Ambrosia Laneti (2012)

    Mustafa Semih Arıcı: Uluğ Bey
    Ganimid Savaşçıları (2002)

    Müfit Özdeş
    Asker Kaçağı (1991,Krrciysk adlı öyküsüyle)*

    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Son Tiryaki (1996, yeni baskısı 2018)

    Nevra Bucak
    Gelecek Öyküler (2003)*

    Nihan Sarı
    Benek’in Masalı-Tuhaf Yolculuk (2011)

    Benek’in Masalı-Issız Gezegen (2011)

    İki Dünya Arasında (2016)

    Nurcihan Doğuç
    Hayalet Kentin Kadınları (2009)

    GÖZ ATIN Türk Edebiyatında Vampirler Dizini
    Olcay Şeker
    7 Pencere (2016)

    Hiçbir Zamana Ait Olmayan Adam (2017)

    Orhan Duru
    Yoksullar Geliyor (1982)

    Sarmal (1996)

    Fırtına (1997)

    Düşümde ve Dışımda (2003)

    Boğultu (2011)

    Orhan Seyfi Şirin
    Cennet Atları (1993)

    Orhan Yüksel
    Merihe Yolculuk (1966)

    Orkun Uçar
    Kızıl Vaiz: Derzulya (2002)

    Kült (2019)

    Ömer Faruk Yazıcı
    Pezevenk Gömleği – Âlemlerin Çöpçatanı (2018)

    Deux Ex Kaynata – Âlemlerin Çöpçatanı (2018)

    Ömer Serkan Turan
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Öner Çayırlı
    1. Kâinat Savaşı 2050 (2012)

    Özcan Güler
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Özgen Biçgin
    Kayıp Rota (2018)

    Özgün Özerk
    Relorya (2011)

    Özlem Ada
    Fafa ile Mimi-Fafa Bilgisayarda (1995)

    Embriyogenesis (1997)

    Özlem Alpin Kurdoğlu
    Son Cephede Şafak (1996)

    Karanlığı Taramak (1998, Philip K. Dick çevirisi)

    Sıfır Noktası (1999, William Gibson çevirisi)

    Robot Öyküleri Antolojisi (2002, çeviri)*

    Yüreğin Zafere Çağrısı (2000)

    Alacaşafağın Rengi (2002)

    Gelecek Öyküler (2003)*

    Karanlık Uykusu (2006)

    Son Cephede Şafak (2003) 2.baskı

    Son Cephede Savaş (2000)

    Zamanda Kuşatma (2014)

    Yerli Bilimkurgu Yükseliyor- Bilimkurgu Öykü Seçkisi (2018)*

    Çemberkıran (2018)

    Pia
    GriTopya (2017)

    Rafet Arslan
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Refik Halid Karay
    Hülya Bu Ya… (1921, hikaye)

    Refik Özdek
    Uzaylı Bargan’ın Dönüşü (1979)

    Sabri Gürses
    Boşvermişler: Bir Bilimkurgu Üçlemesi (1996)

    Sadık Yemni
    Hayal Tozu Gölgecisi (2009)

    Akisfer (2011)

    Zaman Tozları (2011)

    Ağrıyan (2012)

    Sokaklar Benim Yeniden (2011)

    Arafor (2012)

    Korkulobin (2012)

    Ela (2016)

    Selim Erdoğan
    Denizatı Vadisi (2012)

    İkibinseksendört: Bir Dijital Kara Ütopya (2013)

    Trinidad’ın Dönüşü (2015)

    Gofer Ağacı (2014)

    Selma Mine
    Uzay Yolu(1973)

    Renkli Ülkeler(1976)

    Tarihin Başladığı Gün(1979)

    Obi JS 927(1980)

    Unutulan Gezegen: Dunia (2002)

    Tanrıların Kenti- A’bab’ilu (2002)

    Ben Robot: Mekanik Adam Devri (1983, Isaac Asimov çevirisi)

    Semih Bulgur
    Düş Mühendisi 2123 (2018)

    Seran Demiral
    Hayat Üretim Merkezi (2015)

    Karanlıktaki Kadınlar (2018)

    Sercan Leylek
    Cydonia (2012)

    Piri Reis ve Nostradamus (2015)

    Yerli Bilimkurgu Yükseliyor- Bilimkurgu Öykü Seçkisi (2018)*

    Serdar Hamdi Semiz
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Serdar Yıldız
    İllet (2013)

    Karanlık Gökkuşağı (2014)

    Yüksek Doz Gelecek (2017)

    Sinem Ataklı
    Proje 2417 (2018)

    Soner Işıksal
    En Gerçek Dünya(2014)

    Suat Başkır
    Mekanik (2015)

    Biz Diğerleriyiz (2017)

    K-X İnsanın Vedası (2018)

    Süleyman Akdoğan
    Küller-Nayakun (2011)

    Ş. Yüksel Yılmaz
    M4Y4: Tehlike Yaklaşıyor (2016)

    M4Y4: Nesil (2017)

    Yerli Bilimkurgu Yükseliyor- Bilimkurgu Öykü Seçkisi (2018)*

    Şükran Tunç
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Şükrü Soydaş
    Gerçek 1.0: Geçmişe Dönüş (2017)

    Taner Güler
    Supra: Bir Parçacık Sonsuzluk (2015)

    Tevfik Uyar
    İz Odası (2011)

    GİO Ödülleri Seçilmiş Öyküler (2013)*

    Galaktik Tiyatro (2014)

    CCLXXX (2015)*

    Dünyalılar (2016)*

    Tek Kişilik Firar (2016)

    Yeryüzü Müzesi (2018)*

    Tolga RA
    İsyankâr (2016)

    Diktatör (2017)

    Ufuk Ata Bora
    Zaman Kaptanı (2012)

    Umut Altın
    Metal Fırtına 5-Tengri (2015)*

    Yüksek Doz Gelecek (2017)*

    Ümit Yaşar Özkan
    Bilimkurgu Öyküleri (2005)*

    Vedii Bilgin Hataylı
    Rüya mı Hakikat mi? (1943)

    Yeşim Demir
    GriTopya (2017)

    Yiğit Kulabaş
    Zamanya (2006)

    Yusuf Eradam
    Gelecek Öyküler (2003)*

    Zübeyir Tokgöz
    Küre (2006)

    Ongay (2007)

    Jüpiter’den Kaçış (2018)

    Zühtü Bayar
    Filler Mezarlığı (1991)

    Geyşa Android Şirketi (1999)

    Sahte Uygarlık (1999)

    Bilimkurgu ve Gerçeklik (2001)

    Kıyametten Sonra (Jack London çevirisi)


    Derleyen: Emrecan Doğan
  • Neler yazılmadı neler söylenmedi ki bu şehir için. Kimi bir kadına benzetti kimi onun kültürüne, tarihi güzelliklerine aşık oldu. Bazılarının aşkını, bazılarının nefretini kazandı.

    Ama İstanbul hep aşkın ve şiirin başkenti olarak kaldı.

    Ancak şu bir gerçek ki onu sevmek için ruhunu anlamak, insanlarıyla kaynaşmak, her saniyesinden zevk alıp rengarenk şivesini paylaşarak içsel ritmine ayak uydurmak gerekir.

    Bu şehri anlamak için öncelikle İstanbul’un gözlerine ihtiyaç var... Mesela Ondokuzuncu yüzyılda İstanbul’a bakan bir Doğu bilimcinin betimlemelerinin gücü ve berraklığı silinmeyecek şekilde hala zihinlerdedir. Şehir duvarlarının etrafında ağırbaşlı atlı araba gezileri, Ramazan’ın şenlikli geceleri, şehrin büyük kısmını yok eden büyük yangınlar, mezarlıkların arasında gezintiler, Küçüksu’daki piknikler… Hepsi, bir rüya şehrini yaratan sanatsal anlatımlardır.

    Evet İstanbul hep bir rüya şehri olmuş kadim bir medeniyetin mirasıdır... Ona bakan yerli ve yabancı gözler o rüya şehrinin farklı anlatımlarını yaptılar, şairler sayısız şiirler yazdılar, gezginler o rüyanın içinde kayboldular... Ama bugün bu şehre bakanlar nasıl bir rüya görür doğrusu onu kestirmek biraz zor.

    Çünkü bu şehri öylesine hor kullandık ki, bırakın güzelliklerini anlatmayı kimsenin rüya görmeye bile mecali kalmadı. Maalesef sermaye birikim rejimini kent rantlarına el konulmasına odaklamış kentsel politikalar ve inşaat odaklı büyüme stratejileri, İstanbul’u nefes almakta bile sıkıntı çekilen bir şehir haline getirmiş bulunuyor. Camilerin, çeşmelerin, medreselerin devasa gökdelenlerin gölgesinde ezildiği bir şehirde kim nasıl rüya görebilir ki...

    ***

    Tarih ve kültür artık kimse için bir kıymet ifade etmediği için, bu şehrin tarihinden, kültüründen bahsetmenin hala bir anlamı var mıdır bilemem ama, mesela başta Ayasofya ve çevresi olmak üzere inanılmaz bir yer altı zenginliğine sahip olduğumuz bir şehirde yaşıyoruz. Ayasofya’nın altındaki ve kadim İstanbul’un tamamına yayılan yeraltı ağı en az 1800 yıllık. 1929 yılında Çemberlitaş civarında yapılan arkeolojik bir kazıda dehlizlere rastlandığı ve antik kentin bazı noktalarına devam ettiği kazı raporlarına geçmiş. Çemberlitaş’ın karşısında 1930’lu yıllara kadar hizmet vermiş okulda yer altı kapı ve dehlizlerinin olduğu, bu dehlizlerin okuldan kaçmak isteyen çocuklar tarafından keşfedildiği raporlar arasında. Bir başka söylence de eski Bizans’ın merkezi olan Hipodrom (Sultan Ahmet Meydanı) ve civarının Aksaray’a ve daha ötelere giden yer altı galerileriyle döşeli olduğudur.

    İnanıyorum ki İstanbul’u sevmek hiç bitmeyecektir, bizim bütün hoyratlıklarımıza kıymetbilmezliklerimize rağmen... İşte şair dostumuz Ömer Erdem’in yeni şiir kitabı “İstanbul’a” çıktı bile... Eminim “Parmak ucuyla sevmek”şiiriyle İstanbul’u hissedeceksiniz..

    /istanbulun her harfine

                    bir kelime

                          bulsaydım

    her seferinde yine başa döner

    parmak uçlarıyla sever gibi

                            bir güzelliği

    öyle dokunurdum köşelerine

    gökyüzünün eksikliğine

    temmuz günü ateş sıcakta

    birden bir sokağa girince

    seni serinliği ile kucaklayan rüzgar

                                           bilirdim

     

    antik şehri kazan arkeolog

    ince ince dokunursa nasıl her şeye

    kırık dökük demeden

    hayat bilip her nesneyi

    nefesini tutar gibi keşifle

    öyle öyle severdim

     

    harem eski sarayın orada

    böyle bir gün yaşadım sabah erken

    ayaklarımın altındaki sesler

    birden denize doğru beni

                            sürüklediler

    biz dediler yapılıp yıkılan

    yıkılıp tekrar yapılan

    o İstanbul denilen ölümsüz yapının

    perileriyiz/

    Mehmet Ocaktan
  • 236 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Bir garip Orhan Veli’yim

    İstanbul'da Boğaziçi'nde
    Bir garip Orhan Veli'yim
    Veli'nin oğluyum
    Târifsiz kederler içindeyim.
    Urumeli hisarına oturmuşum
    Oturmuş da bir türkü tutturmuşum
    İstanbul'un mermer taşları
    Başıma da konuyor martı kuşları
    Gözlerimden boşanır hicrân yaşları
    Edâlım, Senin yüzünden bu hâlim
    İstanbul'un orta yeri sinema
    Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
    El konuşur, sevişirmiş, bana ne
    Sevdâlım, boynuna vebâlim
    İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim
    Bir garip Orhan Veli
    Veli'nin oğlu tarifsiz kederler içindeyim

    ……….

    O bir garip Orhan Veli’dir… Şairdir, şiiri aşka karıştıran, şiiri çapkınlaştıran, şiiri doğa ile renklendiren, daha ilk okuldayken cümle çocukların bildiği tek şair; sıralara, defterlerimize karaladığımız dizelerin kahramanı:
    Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Göz yaşlarıma...
    Orhan Veli, 1914 İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde okumuştur. PTT memurluğu ve milli eğitim tercüme bürosunda çalışmıştır.
    Garip, Yaprak ve Varlık dergilerine kimi zaman kendi adı ile kimi zaman Mehmet Ali Sel adı ile yazılar yollamış ve yayınlatmıştır.
    Şiirimizin mihenk taşlarındandır. Şayet 10 yıl daha yaşasaydı, şiirimiz daha iyi yerlerde olabilirdi.
    Üretken bir insan olan Orhan Veli, ölümünden sonra arkadaşlarının anlatımına göre evini toplarlarken, diş macunun kutusu dahil bir çok yerde şiirler bulmuşlar.
    Garip akımı olarak nitelendirilen türün öncüllerindendir. Oktay Rıfat, melih Cevdet Anday ve Nurullah Ataç ile garip dergisi etrafında yazılar, öyküler, şiirler kaleme almıştır.
    Garip akımı veyahut diğer anılan ismi ile birinci yenilikçiler ise kısaca
    Şiir de o güne kadar yer etmiş kalıplardan kurtulup, biçimciliğe, duygusallığa karşı söyleyiş, anlam, okunuş ve dinleyiş güzelliğine önem veren bir akımdır.
    Toplumsal şiirin önde gelen kalemlerinden Enver Gökçe, Orhan Veli’yi her platformda aşağılar, onu sosyete bülbülü, hatun avcısı ve duyarsızlıkla suçlarmış. Orhan Veli ise Enver Gökçe’den korktuğunu şairler kahvesinde dostlarına belirtirmiş.
    Tıpkı Enver Gökçe gibi Atilla İlhan da Orhan Veli karşıtıdır.
    Benim okumalarıma göre ise Orhan Veli açık hava ozanı, İstanbul sevdalısı, aşka aşık, serseri ruhlu, ayran gönüllü, maymun iştahlı, seven, sevilen, güzel içen, tiryaki ve birazda berduştur.
    Orhan Veli bol bol aşık olur. Küçük mutluluklar ve büyük hüzünler taşımış. Gidenlere baka kalır ve ağlayamaz.
    “Bakakalırım giden geminin ardından;
    Atamam kendimi denize, dünya güzel;
    Serde erkeklik var, ağlayamam.”

    Deniz, dağ başı, orman, ova ve bozkırlar onun şiirlerinde olmazsa olmaz metaforlardır.
    Şiirin dili ve ahenk onun vazgeçilmezidir.

    Ben deniz kenarındaki odamda,
    Pencereye hiç bakmadan
    Dışardan gecen kayıkların
    Karpuz yüklü olduğunu bilirim.

    Şiirleri çeşitli dillerde çevrilmiştir.1966 yılında 49 şiiri Almanya da basılmıştır.
    Nasreddin hocanın fıkralarını, şiirleştirmiş ve kitap halinde basımını sağlamıştır.
    Birçok yazarın kitabını çevirerek Türkçeye kazandırmıştır.
    Ayrıca La Fontaine masallarını da tıpkı Nasrettin Hoca fıkraları gibi şiirleştirerek kitaplaştırmıştır.
    Uçurtmaya, futbola, Galatasaray’a, içkiye, sigaraya, balık tutmaya ve kadınlara tutku ile bağlıymış.
    Zeytini, domatesi, soğanı, sarımsağı ve ciğeri yemez ve sevmezmiş.
    Balık, pilav, makarna, enginar ve kuru fasulyeyi severmiş.
    Ateist olduğu söylenir.
    Dostoyevski’nin yer altından notlar kitabı en sevdiği kitaptır.
    Şiirlerinde benzetmeler ve betimlemeleri kullanmaz ve sevmez. Su gibi duru olmalıdır onun şiirleri ki okuyunca sarıp sarmalaması bundandır.
    Şiirlerinde yaşadıklarını yazdığı ve önceden tasarlayıp kaleme aldığı söylenir.
    Nazım Hikmet hapisteyken Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte üç gün açlık grevi yapmıştır.
    Nazım Moskova’da iken onun kitaplarını basına göstermiş ve şiirlerini okumuştur.
    Ölümünden 3 gün önce araba çarpmış, 2 gün önce çukura düşmüş ve arkadaşının evinde demlenirken bir salı günü gece 23.00 suları fenalaşmış ve kurtulamamıştır. Daha 36 yaşında hayata veda etmiştir. Öldüğünde cebinde 28 kuruş varmış.

    Orhan Veli’nin son şiiri aşk resmi geçididir ve tamamlanmamıştır.
    Orhan Veli’yi anlamanın en doğru hali onun şiirlerini okumakla olur, okurken dinlemek, sesine kulak vermekle olur. Gözlerini kapatarak okumak hem de. Çünkü o şiiri yazmakla yetinmemiş, bir de şiiri dinlemiş, şiire kulak vermiş:

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar, ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda,
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Kuşlar geçiyor, derken;
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
    Bir kadının suya değiyor ayakları;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Serin serin Kapalıçarşı
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
    Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Birşey düşüyor elinden yere;
    Bir gül olmalı;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
    Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
    Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
    İstanbul'u dinliyorum.

    Gürbüz Deniz
  • "Bir ağaca tutunmak daha güvenli belki
    Tutunmaktan bir insana."
  • 544 syf.
    Bu eseri okuduktan sonra Milli şairimizin gündelik yaşantısında bile şiirle konuştuğunu düşünür oldum (:

    Hele ki Asım şiiri...
    Yaklaşık 1 saat 30 dakikamı almıştı bu şiiri okumak. Adeta şiir ile bir roman yazmış.

    Epik şiir anlayışının bayraklaşan kalemi diyebilirim. Mehmet Akif'in savaş açtığı birkaç kavram var ki, kitabı bitirdiğinizde bu kavramlara düşman kesiliyorsunuz.

    Kalemimin henüz Mehmet Akif Ersoy'u inceleyecek, yorumlayacak ve aktaracak kadar tekamül yolunu aşındırmamış oluşundan haberdarım. Bu teşebbüs yalnızca his yoğunluğunun dışavurumu olabilir.

    Öyleyse aşığı olduğum o muhteşem şiiri buraya bırakıp susuyorum..

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
    Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
    Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
    İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
    Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
    Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
    His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
    Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
    Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
    Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
    Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
    Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
    Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
    Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
    Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
    Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
    Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
    Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
    Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
    Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
    Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
    Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
    Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
    En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
    Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile şirkin;
    Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
    Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
    Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
    Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
    Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!


    Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
    Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
    Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
    Tek kol da demiyor bir tarafından!
    Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
    Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
    Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
    Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
    Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
    Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
    'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.
    Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma