• Haydi mesafeleri topla,
    Yak ateşi orta yere
    Ve gece boyu bir tek uzun şiirli cümle..
  • Haydi mesafeleri topla
    Yak ateşi orta yere
    Ve gece boyu bir tek uzun şiirli cümle...
  • 202 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Tilki,Baykuş,bakire
    Yaprak öz

    Yaprak Öz okuru nasıl rahatsız edeceğini çok iyi biliyor. Bu kitap için söyleyeceğim ilk cümle 'rahatsız edici...
    Çünkü konu çok çetrefilli ve hassas ensest..
    Bin dokuz yüz ellilerden,bugünlere kız kardeşi,onun kızı ve sonra onun da kızına tacizi ve tecavüzü hak gören takıntılı sapık üzerinden yürüyen kitabın kurgusu pisikolojik gerilim ve karakterleri ile rahatsız etse bile okutuyor kendisini.

    Yaprak Öz'den okuduğum ilk kitaptı ve ben dilini, hayal gücünü oldukça beğendim.

    'Her şey bitti artık,' dedi bana. Ama her şey de yeniden başlıyor sanki... İzlediğim o berbat giallo filmlerine benzedi hayatımız. Ama artık sakinleşeceğiz, öyle değil mi?

    Her ne kadar suçluyu tahmin etsem bile mektuplardan,anlatılardan, bu kitapta eksik bulabileceğim bir unsur değildi. Yine aynı heyecanla, bıçak üstü okudum. Tahmin edilebilirliğine rağmen gerilim devam ediyor. Kim sorusundan çok nasıl sorusu okuru meşgul ediyor.dolayısıyla Nerede bitecek sorusu da peşinden geliyor.

    Şair, yazar ve çevirmen olan Yaprak Öz, 1973 Zonguldak doğumlu. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nü bitiren yazar aynı zamanda İngilizce eğitmeni.
    20’li yaşlarının başında şiir yazmaya başladığını belirten Öz’ün ilk şiiri “Poetik’Us Şiir Dergisi’nin 1996 Ocak sayısında yayımlandı. “Şiirli Müzik Kutusu” kitabı ile 2010 Cemal Süreya Şiir Ödülleri’nde başarı ödülü aldı.

    Çok yönlü yazarın tilki ,baykuş ,bakire kitabını bu türe ilgi duyan edebiyat severlere tavsiye ederim.

    Dostlukla kalın

    Gürbüz DENİZ
  • 160 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    İkinci Waliz |4/5|

    Waliz’i bir seri olarak yazmayı toplamayı ömrüm boyunca sürdüreceğim. Waliz Bir, Waliz İki, Üç… böyle gidecek. / Elbette son notlarımın kitap halini göremeyeceğim. / -‘O kitabın adını da Açık Kalan Son Waliz koyarsınız ardımdan’ dedim. Üzüldü dostlarım / Oysa ölen birine değil, yaşayan birine üzülmek önemli. / Ölüye üzülen kendine üzülür; yalnızlaştığının farkına varır./ Ölü bol. Diri az./”

    Kitabın daha on beşinci sayfasında bu cümleler ile karşılaştım. Yazarı yakın zamanda kaybettiğimizi hatırladım ve yutkundum. Waliz, henüz ikincisi yeni çıkmış sayılabilecek bir diziydi. Eğer yeteri kadar not varsa da, Waliz’in üçüncüsünü Waliz Üç değil, Açık Kalan Son Waliz olarak göreceğiz.

    Topladı Waliz’ini çekti gitti bu dünyadan.

    Normalde yapmayacağım bir şey yapıp, Waliz’e ikincisinden başladım. Kitabın esasında yazarın günlüklerinden derleme notlar olduğunu bildiğimden, anlamayacağım bir süreklilik olduğunu düşünmüyordum. Ki olması muhtemeldi aslında. Yine de bu riski almak ve ikincisinden başlamak istedim.
    Henüz yeni kaybettiğiniz birinin günlüğünü okumak, hele güncel, yakın tarihli olaylarda tuttuğu notları okumak tuhaf hissettiriyor.

    Ki bütün bu her şeyi bir kenara bırakıp hala bedenen bizle olduğunu varsaysak da bu kitabı okumak oldukça değişik bir deneyim. Bir insanın günlüğünü okumak o insanın zihnine girmek demek olduğunu birçok yerde duymuştum ama ilk defa bu günlükte, birinin zihnine gerçekten girdiğimi hissettim. Çünkü, günlük hayat sırasındaki bir insan zihni gibi yazılmış sayfalar. Bazen bağlantılı, bazen bağlantısız. İnişli çıkışlı.
    2 Ekim 2016’dan 31 Mart 2018’e kadar ki bir zaman dilimine şahit oluyoruz. Bazen günler arasında uzun bir aralık oluyor, hala bedenen bizle olduğunu varsaysak da bu kitabı okumak oldukça değişik bir deneyim. Bir insanın günlüğünü okumak o insanın zihnine girmek demek olduğunu birçok yerde duymuştum ama ilk defa bu günlükte, birinin zihnine gerçekten girdiğimi hissettim. Çünkü, günlük hayat sırasındaki bir insan zihni gibi yazılmış sayfalar. Bazen bağlantılı, bazen bağlantısız. İnişli çıkışlı.

    2 Ekim 2016’dan 31 Mart 2018’e kadar ki bir zaman dilimine şahit oluyoruz. Bazen günler arasında uzun bir aralık oluyor, bazen ise olmuyor. Bazen yazar geçmişindeki anılardan bahsediyor, bazen ise bahsetmeyip gündem hakkında konuşuyor. Bazen sadece düşünüyor, bazen ise düşünmeyip bizim düşünmemizi istiyor.

    Tüm bu sürekli değişen bazenlere karşın değişmeyen tek bir şey var. Bütün kitap boyunca devam eden ve kitabı bence diğer günlüklerden orijinal kılan en temel unsur. Yazı biçimi. En üstteki alıntıda cümlelerin arasında neden ‘/’ kullandığımı merak etmiş olabilirsiniz. İmla işaretlerinden emoji yapmak için değildi. Yazar, günlük notlarını şiire benzer bir üslupla kaleme almış. Paragraf biçiminden ziyade, biten cümleden sonra bir satır aşağı kayılan bir tarzda. İlk bakışta uzun cümlelerin alt alta sıralandığı şiirler gibi görmenizi sağlayacak türden bir yazı biçimi. Bunu sevdim. Hem derin anlamları olan cümlelerin derin anlamlara sahip olduğunu okuyucuya biçimsel olarak uyarıyor hem de okumasını daha keyifli kılıyor.
    Gerçi bu kitabı okumak keyifli mi, sürükleyici olduğu kesin ama kitaptan bana gelen, buyur ettiğim hisler mutluluk, eğlence gibi pozitif duygular mı emin olamayacağım. Ama bir yandan da yakın zaman içinde gördüğüm en güzel kitap açılışlarından birine sahip.

    “Çıkar üstündekileri de sevişelim, dedim.
    Soyundu Portakal.”

    Belki hiçbir numarası yoktur ve sıradandır bu cümle ama bana öyle gelmedi. Kitabın daha ilk sayfalarında bu ufacık yazıyı görünce bile az çok tahmin edebildiğimi düşündüğümü düşündüm.

    Cinsel tercihini saklamaması, kendisi hakkında gurur duyulabilecek davranışlarının başında geliyor bence. Yazarın ‘şeysi’ bulaşır diye kitabı okumayacak olanlara taahhüt edebilirim, bulaşıcı değil. Merak etmeyin.

    Sadece günlük deyip geçmemek lazım. Yazar bunların yayınlanacağını bildiği için çoğu sayfada bize hitap etmiş, doğrudan bize seslenmiş. Altını çizebileceğiniz, hak vereceğiniz sayfaların sayısı bir hayli fazla. Ben severek ve anarak okudum bütün kitabı. Keşke daha çok Waliz görseydik. Beşi geçseydi en azından.

    “2017 yılı hesabıyla İstanbul’da her gün yaklaşık olarak 220 kişi ölüyormuş. Bir metropol için az. Bence her gün eş sayıda kişi de şiir yazmaya başlıyordur. Oysa waliz satış rakamları oldukça düşük.”

    Bundan yıllar yıllar sonra yazarı çok satanlar listesinde görürsem, o sayfaları/ekranları bu alıntıyı hatırlamadan nasıl izlerim bilemiyorum. Yaşarken hak ettiği kadar okunmayan yazarlar kümesine kaptırmalı mıydık Küçük İskender’i?
    Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Günlüğünü böyle tutan bir şahsın şiirlerde de çok başarılı olduğunu tahmin ediyorum. Umarım yanılmıyorumdur. Şiirli güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
  • Haydi mesafeleri topla
    Yak ateşi orta yere
    Ve gece boyu bir tek uzun şiirli cümle
  • Haydi mesafeleri topla
    Yak ateşi orta yere
    Ve gece boyu bir tek uzun şiirli cümle.