Camileri sadece namazgâh, evleri birer korunak, okulları dört duvardan ibaret görmek elbette ihtiyaçları karşılar ancak insanın içindeki huzuru, aşkı ve inancı yok ederek kocaman boşluklar oluşmasına yol açar.
Çünkü hayır eden hayır bulur. Kişi bünyesinde ne barındırırsa dünyaya onu sunacak ve dünya da bir süre sonra kişiye sunduklarını geri yansıtacaktır. Âlem bir aynadır.
Zengin, fakir, çocuk, büyük her kim olursa olsun bir duaya muhtaçtır eninde sonunda. Bu fani âlem akıp giden selin üzerine kurulmuş bir köprüdür. Karşıya geçebilecek olanlar ise sadece ehl-i tevekküldür. Cihanda hayra say etmek, hayır için mücadele vermek en yüksek hedeftir.
İnsanoğlu gariptir; hanlar, hamamlar, saraylar sahibi olunca mutlu olacağına inandırır durur kendini... Ellerim boş olarak ayrılacağım bu dünya âleminde, maddeyi putlaştırıp ruhumu kirletmek niye? Olabileceğim en güzel yer beni hiç tanımayan birinin duasında yer almak değil midir?