Ona hak etdiği kadar iyi davranmadığım için de, bak yıllar sonra hâlâ acı çekiyorum.Oğlum,bir kadına, zamanında, iş işden geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım.
"Bu ne biçim bir hastalık?"
"Önceleri pek farkına varılmaz.Günün birinde insanın canı artık hiç bir şey yapmak istemez.Hiç bir şeyle ilgilenmez ve kurur gider.Ve bu isteksizlik geçici değildir.Hatda giderek artar.Kendinden hoşlanmaz, içi bomboştur, dünyayla bağdaşamaz.Sonraları bu hisler de kalmaz, hiç bir şey hissetmez olur.Bütün dünyaya yabancılaşmıştır, kimse onu ilgilendirmez olmuştur. Ne kızgınlık duyar, ne hayranlık.Ne sevinmesini bilir, ne üzülmesini.Gülmeyide, ağlamayıda unutmuşdur.Böyle bir insanın içi kaskatı kesilir.Artık hiçbir şeyi,hiç kimseyi sevemez.Bu durumda, artık hastanın iyileşmesine olanak yoktur. Bomboş, kül rengi bir yüzle, nefretle çevresine bakar, tıpkı duman adamlar gibi.Hastalığa gelince, buna öldürücü can sıkıntısı denir"