• Edit1: Netflixin yeni Osmanlı Fatih belgeselini dizisini izledim az önce bitirdim. emeği geçenlerin ellerine sağlık fakat beğenmediğim. Yanlış anlatıcalar var. Fatih’in bilime ve entellektüelliğe değer verdiğini göstermiş. stratejik bir deha olduğunu anlatmış Bu çok güzel fakat muhtemelen Roma kaynaklarından referans almışlar romalıları abartmışlar. Konular ve olaylar çok objektif anlatılmış ama bazı anlatıcılar roma nın tarafını tutup onların lehine konuşmuş bu yüzden bazı yerler yanlış keşke bunun önüne düşebilselerdi bazı anlatıcılar yanlış seçilmiş.;  Romalıları Övdükleri kadar Osmanlı’yi anlatmamışlar burada Osmanlı sönük kalmış.. Giustiniani hero olarak gösterilimiş.Neymiş koca binlerce kişi saldırıyor 1 akında adamlar 1 kayıp bile vermiyor. Roma kaynaklarında öyle geçiyormuş. :D Üflemişler... Madem mitoloji de katmak istediniz kızıl ay falan Akşemseddini de koysaydınız o da yoktu dizide.. Bir kaç böyle saçmalık haricinde güzel diziydi. Genç mehmetin babasına yazdığı, padişahsan gelip ordunun basına geç yok eger padişah bensem sana emrediyorum ordunun başına geç dediği mektup yok mesela!Ek olarak; celal şengör,ak şamseddin’i pek sevmiyor galiba ki dizide nasıl atlandı bilemiyorum. kendisi fatih’in akıl hocası ve motivasyon kaynağıydı. sonra ulubatlı hasan mevzu var o da kayıp ki kendisi fetih için önemli bir figürdür. dizide fatih’i pasif, kontrolsüz ve edilgen göstermişler. bana pek objektif gelmedi. bir süper kahraman filmi beklemiyorduk tamam ama bu sümsük ne işe yaradı şimdi dedirmek için yapmışlar diziyi. osmanlı ordusunu gücünü kalabalık olmasından alan bir ordu olarak aktarmışlar ama tarihsel kaynaklarda sayıca çok daha kalabalık olan teneke sürüsü haçlı ordusunu doğramışlığı çoktur. bbu ordunun süvari kısmı nerde sahi? Bide ilk önden yeni çeriler gitmemiş ki.
  • 400 syf.
    ·2 günde·8/10
    "Bazen doğru insanla yanlış zamanda karşılaşıyorsun," dedim yumuşak bir sesle.

    "Evet," dedi. "Sonra her günü zamanı yeniden düzenleyebilmeyi dileyerek geçiriyorsun."

    " Size romantik sıcacık bir yılbaşı hikayesi ile geldim," demek isterdim ama hicbir şey göründüğü gibi değil Kitabın lanse ediliş şekli bu olsa da romantik bir kitap beklentisi ile başlarsanız kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacağınız bir kitap. Ben kitap çıktığında henüz yorumlar başlamadan önce öyle sandım Kitabı aldiğimda yeni yıla girmeden hemen oncesiydi ve ne güzel tatlı romantizm dolu bir kitap okuyacağım modundaydım. Kapağına zaten bayıldım. Birçok olumsuz yorum okusam da okuyayım ve kendim karar vereyim dedim ve işte benim yorumum

    Ilk görüşte aska inanır mısınız?
    Peki bir insanı tek bir an görüp onun hayatınızın insanı olacağı fikrine? Benim içimdeki umutsuz romantik inanıyor.

    Bir noel zamanı.
    Laurie kalabalık otobüste giderken buğulu camdan durakta oturan bir adamla gözgöze geliyor. Böyle zamanın durduğu ve karşılıklı yaşanan bir an. Ama o ne otobüsten inebiliyor neden gizemli yabancı otobüse binebiliyor. Peki olay burda kapanıyor mu? Hayır tabiki. Laurie heryerde arasa da bulamıyor. Bulduğunda ise artık çok geç. Çünkü gizemli yabancı en yakın arkadaşı Sarah'ın sevgilisi olarak karşısına çıkıyor ay çok korkunç bence

    Arkadaşlık mı aşk mı ikileminde arkadaşını seçse de her şey burda son bulmuyor. Tam olarak 10 sene sürüyor. Bu süreçte zaman atlamalariyla aralarında ki ilişkiyi okuyoruz bizde.

    Şimdi beklentim tabiki bu değildi. Ama Sarah'ı ben bile bu kadar seviyorken onların sevmemesi düşünülemez. Jack karakterinden nefret ettim. Hele ki başlarda asla tahammül edemedim. Ama zaten yazarın yapmak istediği bize Jack'i sevdirmek değildi.Yapmak istediği sinirlerimizi bozmayı ve bunu sonuna kadar başardı. Biz avaz avaz aşklarını yaşamalarını beklerken beklediğimiz o sahneler asla olmadı.

    Kitabın başlarında sıkıldım hatta ne okuyorum neden okuyorum sorunsalına düştüm Kitao akıcı olmakla birlikte oldukca durağan bir kitap. Ne olacak diye merak ederken sayfaları hizla çevirdim.Ama öyle bir son yazılmıştı ki kitaba bana göre her şeyi telafi etti. Beklediğime ve okuduğuma değdi dedirtti.

    Toparlamam gerekirse doğru insan - ( ki Jack ne kadar doğru insan olabilirse sana hala gıcığım Jack bunu bilesin!) - yanlış zamanlar silsilesi hikayesiydi. Herkese tavsiye etmem çünkü neden edeyim? Karakterlere gıcık olup bana mı kızasınız? Ama zamana yayılan bu tarz hikayeleri seviyorsanız okuyabileceğiniz bir kitap diyor ve kaçıyorum
  • Fatih’te Osmanlı’dan kalma bir çok yapı bulunur eski külliye sistemine mensup yapılarda ihtiyaç sahipleri önemli bir yer tutar,karnı aç bakıma muhtaç olan kadınlı erkekli bir sürü insana ev sahipliği yaparlar.Bizim insanımız misafirperverdir,yardım etmeyi çok sever mesela Haliç’e yakın Ali abinin deliler kahvehanesi vardır,toplumun dışladığı anormal gördüğü çoğu insana kucak açmıştır.Hem kim normal kim değil bunun ölçüsünü belirleyen nedir?!

    Bu yerlerden biride Aşıkpaşazade sokağın aşağısındaki adil beyin kahvehanesidir.Zabitlikten emeklidir Adil bey,çok yer görmüş,okumuş,hiç evlenmemiş,kendisine bir uğraş ararken tanıdıkları aracılığıyla bulmuştur burayı.Oldum olası kahve kültürünü sevmez Adil bey,hep aslına hizmet etmeli burası insanları uyandırmalı boş vakit geçirmek için kimse gelmemeli,bir amaçla hizmet etmeli düşüncesiyle kendi kitaplığını içerinin en görünen yerine koyarak,kitap okuyana çay,kahve yarı fiyatına diye ilan asmıştır dükkanın camına,buranın önce adını değiştirmeli aynen Piri Reisin fırtınalar burnu ismini Ümit burnu olarak değiştirdiği gibi,bu yüzden kültür evi ismini uygun görmüş,Fatihteki diğer yerler gibi yardıma ihtiyacı olan herkese kapısını sonuna kadar açmıştır.

    Tabi buranın müdavimleri kendisi gibi hali vakti yerinde çoğu emekli olmuş kimisi çeşitli yerlerde görevlerine devam eden belirli bir sosyal düzeye erişmiş insanlardır,zaten kitap ile ilgisi olmayana sıcak bakmaz Adil bey,çoğu gelen yeni yetmeler kendilerini hemen belli ederler,Dayı bi çay versene mekanda güzelmiş,gençler önce adap öğrenin,en son hangi kitabı bitirdiniz?galiba cin Ali yok Teksas ha ha ha ha ,adil bey her zamanki sakin tavrını koruyup Tolstoy okumadan çay yok hadi güle güle,ne biçim yer arkadaş deyip başları önlerinde çıkarlar dışarı,mekanın müdavimlerinden Murtaza efendi ;böyle yaparsanız başınıza bela edersiniz uymayın efendim,olur mu öyle şey sizde deyip Güler geçer Adil bey,Birgün kapının önünde kırklı yaşlarda birisi belirir buğulu camlardan çok seçilmesede üstü başı çok da düzgün olmadığı anlaşılan sırtında ceketi eğreti duran bu adam ilgi uyandırır oradaki herkeste ,elinde bir kitap köşeye çökmüş okurken Adil bey elinde bir bardak çay belirir,Aralık ayının soğuk ve güneşli bir akşamında kızıllığıyla insanın içini ısıtmasada yavaş yavaş akşamın o kendine has dingin huzuru şehre çökmek üzeredir,birazdan hoca ezanı makamında okuyup,insanların yavaş yavaş evlerine çekilmeye başlamaları, sokakların ıssızlaşması yalnızlık ve sessizlik hakim olur semte.Evlat neden burada oturuyorsun içeri niye gelmedin,Abi zahmet vermeyeyim insanlar benden çok haz etmezler iyiyim böyle ,olur mu öyle kalk bakayım içeri geç otur şuraya karnın aç mı? benimkide soru,sana kaşarlı bir tost yapayım da anlat bakalım nesin necisin......

    Anadolu’nun bir köyünden gelmiş adı Ahmet’miş aslında yetimhanede büyümüş oradakiler koymuş adını,bu insanların hikayeleri hep aynıdır,yoksulluk,işsizlik ya da zengin olma hayalleri düşleyip tası tarağı toplayıp gelirler koca şehre tabi çoğunluğu hüsranla biter,Ahmet’te Ali beyin yerine gitmiş çoğunlukla aş evinde konaklamış,mendil sakız satmış üç beş kuruş kazanmış tâki buranın önünden geçene kadar,camdaki yazı takılmış gözüne kitap okuyana her şey yarı fiyatına,çok severmiş kitap okumayı Adil bey gibi değişimin okuyarak olacağına inanalardanmış zaten yaradanın ilk emri oku değil mi?! İnsanı oku doğayı oku,kimsin nesin bu dünyadaki amacın ne önemli olan bunların cevabını bulmak değil mi?!

    Adil beye yardımcı lazımdı,Bak Ahmet burayı tek başına idare edemiyorum bana efendi biri lazım buraları toplayıp,düzenleyip kimseyle dalaşmadan işine bakan ne dersin olur mu? Abi Allah razı olsun ben ne diyeyim,tamam tamam hadi bakalım çok işimiz var.Zaman geçtikçe alışıyor Adil bey ve mekanın müdavimleri Ahmet’e çok fazla kalabalık değiller zaten yalnız bir huyu var Ahmet’in ,çok fazla hayal kuruyor,Birgün çok zengin olup yatlar katlar sahibi bir iş adamı olacağını,başka Birgün dünyayı gezen bir gezgin başka Birgün milletvekili,bakan mebus....Ahmet evladım biraz destekli atsan daha güzel olmaz mı?Murtaza amca,siz hayallerinizi ne zaman kaybettiniz ,en son düşlediğiniz neydi ? Evlat hayaller güzeldir ve gerçekleştirebileceğin hayaller muhteşemdir.Sanki biraz desteksiz atıyorsun derken kapıdan takım elbiseli otuzlu yaşlarda saçları dökülmüş birisi girdi,amca çay verirmisin ,hoş geldiniz buranın çayı güzeldir asıl ortamı,evet bende onu farkettim,Kitaplar çok hoş bakabilirliyim,sorman hat tabiki,Bana Ahmet derler buranın sorumluluğu bendedir tabi patron Adil bey,ne güzel ben ali borsa işi yapıyorum bankaya yatırım yapmaya gelirken gördüm burayı....

    Usta bu borsa nasıl bir şey ,çayından bir yudum alıp; belirli hisselere para yatırıp garanti altına alıp daha fazla kazanıyorsun,zarar etme şansın yok mu? Olur mu canım sen garanti şirketlere yatırmazsan tabikide zarar edersin amaç doğru şirketi bulmak bak bana şimdi servetime Servet katıyorum,hadi ya varsa bir miktar ispat edeyim,zenginlik hayalleri ile dolu olan Ahmet kaçırır mı! Ne kadar miktar lazım ? Şimdilik üç beş yeter,bekle bir dakika,küçük bir keseyle geri döner Ahmet’in altı aylık birikmişi alın teri vardır burda,gel benle bankaya kadar gidelim sana önce bir hesap açalım sonra gerisini burda anlatırım,usta biz bir bankaya kadar gidip gelelim,e gidin bari,çok da gözüm tutmadı bu durumu Murtaza sen ne dersin,bilmemki karar onun Adil bey karışmak istemem,Bankadan geri dönen iki kafadar borsa hakkında aydınlatıcı bir konuşmaya başlarlar tabi etraftakilerde kulak kabartır bu olaya merakla ,tamam mı Ahmet kardeş ben yarın gelip ne kazandık ne kaybettik bakıcam hadi eyvallah ,Ahmet yüzünde bir mutluluk ertesi günü zor eder ,Taki Ali kapıdan girene kadar,merhaba beyler nasılsınız,iyidir bunada şükür,bir çay istemeye kalmadan Ahmet yetişir iki bardak çayla ,ben sana demedim mi kardeş bak bugün iki katı para kazandın, al bunlar senin payın,gözlerinin içi parlar Ahmet’in ;abi gerçek mi bunlar,ha ha ha tabi kardeş yarın dört katı yapıcaz İnan bana ,ertesi gün kazanç dört katı sonraki günler sürekli katlanıp muazzam bir paraya dönüşür,Ahmet’in giyimi kuşamı hali tavrı değişir daha bir asalet gelir üstüne,mekandaki diğer insanlar yanlarına gelip bizde katılabilir miyiz derler,tabi geç bile kaldınız,doğru bankaya hesap açmaya.....

    Bir hafta kadar sürede bu iş böyle gider gelir diğerlerinin verdiği paralar ikiye üçe katlanır,baktılar gerçekten iyi para geliyor ellerinde ne var ne yok getirip yatırırlar bankaya tabi vekalet Ali’de ,herkesin aklında hayaller yüzünde tebessüm bir sarhoşluk hali alır ki sorma gitsin......

    Zaman geçer Ali uğramaz olur millette bir telaş aman paraları alıp kaçmış olmasın eyvahki eyvah zaten gözüm tutmamıştı bu adamı ulan Ahmet hep senin ve hayallerin açtı bu işi başımıza ,dangalak Ahmet,sersem Ahmet,hayalci Ahmet,abi ben ne yapayım benimde gitti paralarım,bir iki gün sonra Ahmet’te kaybolur ortadan o zaman anlaşılır bunun bir tezgah olduğu meğerse bizi iyi kafalamışlar.....

    Bir zaman sonra ikiside çıkagelir ansızın,Adil bey toplar mısın insanları buraya ellerindeki yüklü çantayı masanın üzerine bırakırken arkalarındaki kamera dikkati çeker,herkes kızgın öfkeli bir homurtu alır başını gider,sessiz olun da konuşsunlar dedi Adil bey,arkadaşlar biliyorum bize çok kızgınsınız işte tüm paranız burada bizler size sosyal deney yaptık ne kadar iyide olsanız çok fazla para kazanma hırsı gözünüzü bürüdü böyle giderse çok kazık yersiniz Ahmet aslında bir tiyatro oyuncusu biz bu işe en iyi onu layık gördük,aranıza çok rahat karıştı,gömleğinin üzerindeki düğmelerden biri kamera,sizi belirli zamanlarda hep gözlemledik hakkınızı helal edin....

    Defolup gidin elimizden bir kaza çıkmadan deneymiş kobay faresimiyiz biz arkadaş ,Alel acele kaçarlar mekandan dayak yemeden

    Bir ay kadar sonra üstü başı perişan elinde eski bir kitap taşıyan birisi abi çay verir misin der içeriye,Adil bey ;biz burda yabancıları sevmeyiz kaybol diye bağırır,Neden acaba.....
  • 544 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Broke & Light || #kitapyorumu
    .
    Herkese Merhaba,
    Bugün okurken çok keyif aldığım bazı yerlerde gülmekten okumakta zorlandığım ama aynı derecede okurken boğazımın düğüm düğüm olduğu bu harika kitabın yorumuyla geldim. Ve artık söylemek zorundayım favori Zeynep Sahra kitabım Broke & Light o kadar çok sevdim.

    Işıl kendisine korunaklı Harry Potter evreni oluşturmuş biri, kendisinde barındırdığına inandığı bir sürü kusuru da bu evren sayesinde ardında bıraktığına inanıyor. Ne zaman üzülse, kırılsa, canı yansa bu evrene sığınıyor ve herşeyi dışarıda bırakıyor ya da bıraktığını sanıyordu. Ta ki hayranı olduğu film ve kitap eleştirmeni Bay S. çalıştığı kafeye gelene kadar. Bir şey bulup ona kendini fark ettirmeli ve kusursuzluğu elde etmeli. O da bir sürü plan yapıyor ve Bay S. 'nin her videosunda bıraktığı ipuçlarının, söylediklerinin peşine düşüyor. Bu sürede ona en büyük desteği ise kafede birlikte çalıştığı Burak veriyor. Aslında Burak Işıl'a kendisini daha yakından tanımasını, kendisinde bulduğu kusurların aslında önemli olmadığını ve kendisini sevmesini sağlamaya çalışmak için bu yardımı yapıyor. Tabi ilerleyen sayfalarda ortaya çıkan gerçeklerle bu yardımların farklı sebeplerini öğreniyor ve şok oluyoruz orası ayrı. Ancak Işıl Bay S.'ye yaklaştığı her adımda ve onun ilgisini çekmek için yaptığı her planda kendi benliğinden, kendi kişiliğinden uzaklaştığını fark etmiyor ta ki o uğursuz geceye kadar. Yaşananlar ve sonrasında aldığı ders çok büyük, herşeyin farkına varıyor ama bu seferde geç kalıyor. Bay S. için attığı her adımda kendisinden bir parça bırakmakla kalmamış sevdiği ve onu seven herkesi de kendisinden uzaklaştırmıştı. Peki şimdi ne yapacaktı. Onu hangi süper kahraman kurtaracaktı?

    Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Yazarın Eser karakterinin yeri bende çok ayrı olsa da Burak sen okuduğum en tatlı ve sevilesi erkek karakterlerden birisin. Seni çok ama çok sevdim. En sevdiğim erkek karakterler listesine rahat ilk beşe girdi. O kadar güzel sevdi ve sevdiğinin yanında olmak için yaptıklarıyla beni kendine aşık etti. Böylesini bir daha bulmak çok zor olacak

    Işıl'ı çok sevdim. İçimizden biriydi ve yazar bizi biz yapanın aslında kusurlarımız olduğunu çok güzel işlemişti. Onu çok sevdim. Herşeyiyle. Güvensizliklerine, modaya meydan okuyan kıyafetlerine, baş edemediği kıvırcık saçlarına, dürüstlüğüne, saflığına, iyi düşüncesine, herkese el uzatışına kısacası kendisinde gördüğü bütün kusurlarına rağmen ben onu çok sevdim. Kusurlarıyla sevdim. Sevgisiz bir evde, herşeyin de kusur bulan bir anneyle büyümüş, annesinin onda bıraktığı izi Harry' nin alnında taşıdığı gibi ruhunda , kalbinde taşımış, yaralı biri. Küçükken ona öğretildiği gibi çevresini sadece gören ama bakmayan, fark etmeyen biri. Bu yaşadığı macera ona aşkı, dostluğu, insanları herşeye rağmen sevmeyi öğretirken acıyı, mutsuzluğu ve kaybı da öğretecek. Peki hangi taraf kazanacak? Bunun okuyup öğrenme sırası sizde.
    Son olarak içindeki çizimlere de bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Harikaydı

    Sizde harika bir kitap okumak istiyorsanız ve benim gibi bir Potterhead iseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kendinizden izler bulacağınız ve tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz bu kitap gözüm kapalı tavsiyemdir. Okuyun, okutun!