• 416 syf.
    Bayanları bıraktığımdan beri gayet planlı programlı bir okuma dönemine girdim. Hayat kalitem arttı resmen. Gece erken yatıyorum sabahına da erken kalkıyorum yokuş çıkarken herhangi bir tekleme filan söz konusu değil. Bayanlarla olan ilişkimi maslahatguzar seviyesine indirdiğimden beri torunum bile fark etti bendeki değişimi eskiden dede pis dede pis diyordu şimdi dede mis diyor. Herkese tavsiye ederim.
    Her neyse kitaba geçelim. Bu kitap, bu planlı okuyuş sürecinin ürünlerinden bir seçki, lakin kim sectiyse ayıp etmiş çok az öykü beni etkiledi. Ders kitabındaki örnek öykü bile daha iyiydi bircogundan. Ben inanıyorum ki Çehov un bundan çok daha iyi öyküleri mevcut. Türkiye'de cesur bir yayıncının da bu öyküleri bize derleyip sunacağını biliyorum. Sunmazsa Türkiye halklariyla nasıl hesaplasacagini da biliyorum. Saygılar sunuyorum.
  • Ağladım, varmak istedim mehtaba. Uzak bir çöldeymişim, değdiremezmişim elimi. Bir ay ışığı var yolumda, birde yanımda sonsuz hayallerim. Cebime koyduğum umutlarım, hatırladığım güzel anılar, düşlediğim masallar.. Kalbim bir kırık yuva, içinde birkaç kötü cümle olan. Susamışım, çöldeyim ya. Seraplar görüyorum. Neden ulaşamıyorum o yakın denize ? Denizde bir kale, içinde bir prenses. Yalnız, derin ve güzel. Güzel ama yalnız. Çöldeki denizin içindeki kale ve kalenin içinde yalnız bir prenses. Ağlıyor, sesi kulaklarımdan gitmiyor..
    - Neden ağlıyorsun ?
    Sadece hıçkırık sesi bu, yüreğime dokunan.
    - Adın ne ?
    Gözleri okyanus. Güzel ve derin.
    - Buraya gel, okyanus.
    Denize ulaşamıyorum.
    -Ama deniz gözlerindedir.
    Denizin içinde bir okyanus var, kimse görmüyor.
    Dokunacağım hissediyorum, bu defa gerçek.
    Kum!
    Bu çöl ne kadar büyük !
    Yıllardır yürüyorum, bazen koşuyorum bazen duruyorum. Bitmiyor. Zaman hep aynı. Sonsuz uzayda ve burda.
    Hayır sonsuz uzayda zaman bizden farklı.
    O zaman ışık hızını bulmalıyım ve geleceğe gitmeliyim.
    - Gidip ne yapacaksın?
    Sizi bekleyeceğim. Kendimi de.
    Hayallerim bir bir yıkılıyor.
    - Hayaller yıkılabilir mi ?
    Kâbusa dönüşmesin de yıkılsın.
    Gideceğim, gözlerimde hüzün. Bir yaz benden, bir bütün. Yıllar geçse, bilsem neresindeyim hayatın. Ellerimde çiçekler, önüm deniz. Bu bir serap.
    - Hayır değil. Bu bir rüya. Çölde değilsin Zarya uyan !
    - Gün doğdu mu ?
    Doğdu. Şimdi denizi izleyebilirim yine. 7727. Kez
    -Neden sürekli denizi izliyorsun ?
    Çünkü denizin ortasında yalnızım. Farkında mısın ?
    -Değilim. Ben hayatın neresindeyim ?
  • "Kesin olan bir şey vardı:Morse'lar geçmişte onu Martin Eden olduğu ya da yazarlık yaptığı için önemsememişlerdi.O yüzden de şimdi Martin Eden olduğu ya da yazdıklarından dolayı değil, şöhret sahibi olduğu, bir yerlere geldiği ve -neden olmasın?- yüz bin dolar civarında bir parası olduğu için davet ediyorlardı.Burjuva toplumunun insana değer verme biçimi buydu işte; o kimdi ki bunun farkında olmasını bekleyecekti? Ama gururluydu.Böyle bir değer biçmeyi reddediyordu.Kendi olduğu için ya da ürettikleri için -neticede bu kendini ifade biçimiydi- değerli görülmeyi arzuluyordu."
  • "Bir tek şimdiyi istediğinde senin olacağım. Bir tek
    şimdiyi istediğinde hep senin olacağım. Şimdi aldığım
    nefesin son nefesìm olabileceğini gördüğünde, son
    nefesime kadar seninle olacağım. Giderayak olduğumu,
    giderayak olduğunu, giderayak olduğumuzu görünce
    gitmez olacağım. Ne yılan ne tavus ne de elmaydı günah
    olan. Hesaptı. Yarındı günah olan. Şeytanın zamanıydı:
    Gelecekti günah olan. Hesap günü, bir tek hesaptan
    soracaklar. Hesap günü, bir tek hesaplarımız hesaba
    çekilecek. Biliyor musun şeytan yarında yaşar? Tıpki
    senin gibi. Senin elmanı ısırırsam şeytanı gebe
    bırakacağım. Kabil'i doğuracaksın. Hırsı ve hasedi
    doğuracaksın. Ki onlar da geleceğin çocukları...
    Sen 'şimdi'ye ağlamadıkça gözyaşların hep geleceği
    sulayacak. 'Sonra'nın tohumları var senin yumurtanın
    içinde. Ve onlar Habil'i öldüren ve kırk gün ölüsünü ne
    yapacağını bilemeyen Kabil'in tohumları. Onu gömmesi
    gerektiğini bile bir kargadan öğrenecek. Sen ölümsüz
    bir aşkı ararken asla ölümsüz olamayacak aşkımız."
  • Esra
    Esra Ölüm Defteri 1 - Can Sıkıntısı'ı inceledi.
    @Esraninkitaplari·8 sa.·Kitabı okumadı
    " Death Note " Türkçe çevirisiyle " Ölüm Defteri"

    Birkaç sene önce animesini izlediğimde çok beğenmiştim. Kurgusu çok güzeldi ve beni kendine hayran bırakmıştı :) Şimdi manga serisini aldım ve onları okuyorum.

    Kısaca bahsedecek olursam çok zeki bir lise öğrencisi olan Light Yagami ve " L " takma isimli gizemli birinin aralarındaki çetin savaşı okuyorsunuz :)

    Çok akıcı, çok sürükleyici bir kurgu herkese tavsiye ederim. - Sürekli roman okuyan biriyseniz ve manga/çizgi roman tarzı şeyler hakkında fikriniz yoksa death note serisiyle başlayabilirsiniz. - Keyifli Okumalar
  • 152 syf.
    ·7/10
    Sema Kaygusuz'un okuduğum ilk eseri Barbarın Kahkahası. Bir motelde geçen olaylar anlatılıyor kitap boyunca.  Pek de önemli değilmiş gibi gözüken bir hikaye üzerinden birçok konuya değinip oldukça eleştirel bir roman ortaya çıkarmış yazar. Bütün kötülüklere göz yumup, hiçbir şeye sesimizi çıkarmayıp sadece kendi keyfimiz bozulduğunda nasıl haykırdığımızı anlatıyor kitap. Çok fazla karakter var kitapta, hiç de yabancı olmayan karakterler içimizden, günümüz toplumundan kişiler, aslında bizler... Tam bir karaktere aşina olmaya başlıyoruz bir diğerine geçip onun hikayesini, onun fikirlerini dinliyoruz biraz da. Bu bana hikaye okuyormuşum hissini uyandırdı kitabın başlarında. Hikaye okumayı pek de sevmeyen biri olarak biraz rahatsız etti bu durum beni. Romana tamamen dahil olduktan karakterleri tamamem benimsedikten sonra ise sevdim kitabı. Yazarın üslubunu, kurguladığı hikayeyi ve karakterleri, didaktik olmak için çaba göstermeyip birçok mesaj vermesini, geçmişten günümüze sorun olmaya devam eden cinsiyet eşitsizliği, sınıf ayrımı gibi konulara değinmesini...

    Birkaç eleştirim de yok değil kitapla ilgili. Hikayeden ara ara kopmama neden olan bazı durumlar vardı kitapta. Gerçekçiliğini yitirdi karakterler zaman zaman. Evet üslubu çok güzel ve doyurucu ama 'Bu karakter bu cümleyi kurmaz ki şimdi' demekten de alamadım kendimi. Bu da fazlaca içimizden olan bu karakterlerden ve hikayeden biraz uzaklaşmama neden oldu.

    Okunması çok kolay bir kitap değil. Akıcı gibi gözüken ama cümlelerin içinde kaybolmanın da çok kolay olduğu bir kitap. Okunmaya değer, ben sevdim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar.
  • Bütün mahallede altın portakal film festivali cümleleri dolaşıyor .
    Festival alanı olarak mahallemizde bulunan okul belirlenmiş bir hafta on gün kadar sürecekmiş .
    Bizde duyduk bunu akşam yemeğinden sonra başlayıp gece bitecekmiş . Akşam yemeğini yiyen akın akın okula doğru gidiyor bizde gittik çete olarak her yerde ahşap sandalyeler var arka arkaya dizilmiş .
    Gelen geçip bir yere oturuyor biz çocuk olduğumuz için en ön sandalyenin önüne bağdaş kurup oturduk eski filmlerden birisi oynatılacakmış herkes bekliyor .
    İşbortacılar var elma şekeri ,çerez ,pamuk şeker ,haşlanmış Mısır ve uçan balon satıyorlar .
    Arkamızda oturanlara dönüp sırayla teyze az çekirdek versene diyorduk sağolsun oda ikram ediyordu . Galiba onlarda biz gibi çeteydi kimisi omuzumuzu dürtüp alın çocuklar çekirdek yeyip diyordu ne güzel olan olmayanla paylaşıyordu .
    Bizde altında kalmadık bu paylaşımın .
    Bizde bütün paraları birleştirdik haşlanmış mısır aldık önce ikiye böldürdük baktık yetmeyecek dedik bir daha böl abi .
    Hadi kalabalık gidin bak müşteri var dedi !!
    Kessene şunu teyzelere de ikram edeceğiz yoksa yetmeyecek diyoruz anlamıyor .
    Ne güzel adam gibi söyledik be adam yardımcı olsana .
    Bize o gözünü para bürümüş şerefsiz mısırcı yardımcı olmadı sevgimizi kazanmak yerine nefretimizi tercih etti .
    Kalabalık alan ses çok bir birini Yanyana iken bile zor duyuyorsun .
    Biz bu adamın bıçağını aldık gittik önce mısırları bölüştük teyzelerede ikram ettik sevindiler siz ne güzel çocuksunuz yarında gelin dediler bize , tabikide geleceğiz teyze bizde sizi çok sevdik dememek terbiyesizlik olurdu .
    Mısırlar çekirdekler yendi hadi dolaşalım dedik bıçağın ucuna Mısır koçanlarını sapladık bi yerimiz kesilmesin diye , gittik o gözünü para bürümüş şerefsiz mısırcıya hain planlar kurgulamaya . Karar verildi üç tekerli motorunun tekerleğini patlatacağız Ve öylede oldu Mısırcı motorda otururken o ses ortamında biz mısırcının tekeri kestik hiçde üzülmedik hatta hoşumuza gitmişti .
    Çünkü gayet mütevazi bir davranış sergileyecektik rica etmiştik Anlamak istememişti bizde bu konuda acımamıştık .
    Film bitti herkes dağılıyor kiminin çocuğu kucağında uyumuş kimi Mısır , balon diye ağlıyor mahallemizin insanı hepsi adam ne güzel soruyor
    kardeş yarın gelirmisin yine ?
    gelirim abi !
    Bir Mısır versen yarın kilerle beraber vereyim paranı 🙄
    Yok ustam olmaz veremem dedi .
    Ulan şerefsiz versene adamın çocuğunun canı çekmiş işde şimdi bizim tekerini patlatmamız hak değilmi sizce ?

    Mısır isteyen çocuk ile babası hanımını bekliyor belli .

    Bizim annelerimizde ponçik kankiler tontiş tontiş geliyor .
    Atladık önlerine dedik bize para verin Mısır alacağız .
    Kimi yok dedi yanımda
    Kimi alın paylaşın fazla para yok dedi
    Biz gittik aldık mısırı o ağlayan kardeşimize verdik çünkü evet haşere yaramaz çocuklardık
    Lakin bizimde içimiz cız ediyordu böyle durumlarda .
    Babası siz niye yemiyorsunuz dedi biz yedik amca bu fazla geldi bak dişlerim seyrek ya acıyor yerken dedim .
    Amca bana kahkaha atarak güldü
    Benimde arkadaşlarımında hoşuna gitmişti amcamın bana gülüşü teşekkür etti yarında gelin ben ısmarlayayım dedi , ısmarlamış kadar olmuştu o yüreği buruk amcam
    Şimdi geldi sıra tekrar mısırcıya
    O şerefsiz mısırcıya birşeyler daha yapmalıydık
    Ama karar verememiştik nede olsa yarında geleceğini biliyorduk .
    Evlerimize doğru yürüyoruz yürürken düşünüyoruz ve şöyle birşeyde karar kıldık .
    Evden herkes yumurta getirecekti ve gece mısırcıya yumurta fırlatacaktık .
    Fesat yüreğinin pis kokusu dışınada vurmalıydı . Attık mısırcının bıçağı çöpe .
    Gittik evlerimize. Sabah oldu sokağa döküldük kimini evinden çağırdık .
    Plan yapıyoruz akşam hata olmamalıydı .
    Herkes ikişer tane yumurta getirecekti
    Attığımız yumurtaların ikiside denk gelse istediğimiz olurdu zaten
    Heyecanla bekliyoruz akşam olsun diye
    Misket oynarken mısırcının o sahnesini konuşuyoruz
    Kepçe İlker kepçe kulaklarıyla mancınık gibi yumurtayı fırlattı veeee veeeeee BUMMM yumurtacı cortladı 🥳 gittik evlerimize yemek yedik harçlık koparta bilen koparttı harçlığı geldi
    Önce mahalle bakkalına gittik ne alalım ne alalım
    Torpil alalım mısırcıya atarız dedik güzel fikirdi .
    Altı tane torpil bir paket kibrit sakız herkese birer tane bide üzerleri altın renginde kaplı para gibi çikolatalardan aldık birer tane herkesde evden ikişer yumurta koymuş ceplerine

    “ASIL FİLMİ BİZ ÇEKİYORUZ KURGU BİZE AYİT. AKSİYON , HEYECAN , ADRENALİN “
    Mısırcı aynı lokasyonda ona yakın fakat göremeyeceği şekilde oturuyoruz .
    Torpil atacağız milletin sandalyelere oturmasını bekliyoruz .
    İlk torpili ben attım mısırcının korkudan “ŞAK ŞAK “ diye vurduğu maşa havaya fırladı .
    Kendi kendimize dur bakalım sen dur diyoruz .
    İkinci torpil i duvarın üstüne çıkan kepçe ilker işaretimizle aşşağı bırakıp kaçacak
    O da başardı mısırcı kuduruyor Yakalasa bizi kazanda kaynatacak .
    Sonra toplandık bir araya dedik şimdilik yeter yada biz iki kişi kalan torpilleri motorun egzozuna koyalım ısınınca patlar herhalde
    Onu cesaret edip koyamadık Film başlamak üzere rezerve edilen yerimize gittik teyzeler orda hadi film başlayacak nerdesiniz dediler
    Tamam geldik geldik Oturuyoruz derken
    Biri anamm dedi yumurta kırıldı. Pufff
    Salak arka cebe yumurtamı konur Gitti üstünü değişti geldi
    Bizde diğer yumurtaları gittik sakladık kırılmasın diye
    Teyzeler börek çekirdek fıstık getirmiş yedik sağolsunlar bizede verdiler ellerine sağlık hepsinin .
    Film bitti bizi heyecan sardı yumurtaları aldık duvarın üstüne yattık pusuda bekliyoruz o
    Duygusuz mısırcıya acımak yok olmamalı

    Bir çok kişi dağıldı mısırcı hazırlık yapıyor belli gidecek
    Tek çıkış var orda da tümsek yavaşlaması gerekiyor . Biz duvarda uzandık bekliyoruz bizi görmesi çok zor ağaçlar var ve ışık yok
    Tam ordan geçerken yumurtaları atıp duvarın diğer tarafına atlayıp kaçacağız buluşma noktası park . Bombalar hazırlansın mısırcı başına geleceklerden habersiz yaklaşıyor ........
    “ATEŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ” çat pat derken hedef vuruldu atladık duvardan biz vın turizm park a sallanıyoruz salıncakta hiç birşeyden haberimiz yok uslu uslu kim yumurta mı ?
    Mısırcımı ? Tanımıyoruz
    Mutluyduk mısırcıya istediğini yaşattık
    Şuanda aynı şeyler olsa yine yapardım emin im arkadaşlarımda yapardı .
    Kalan torpilleri parkda patlattık .
    Cepheden dönen “ASKERLER GİBİ GÖĞSÜMÜZ DİM DİK EVLERİMİZE GİTTİK EMİN İM HERKESDE RAHAT UYUDU MISIRCI HARİÇ “

    Hak edene hak ettiğini yaşatmayı tercih etmiştik aslında öylede olmalı . NE DEMİŞ ATALARIMIZ ?

    “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir"

    15.BÖLÜM OLARAK SİZE SÜPRİZ BİR MACERA PAYLAŞACAĞIM
    KENDİNİZE VE ÇEVRENİZE GÜZEL BAKIN .