Genç adam ikide bir "Başka alemde gibi.." diye kendi kendine söyleniyor, düne kadar yaşadığı hayatın kendisini bir gecede nasıl dışına attığına şaşıyor ve sadece "Böyle bir şey yok değil mi ? Ben yanılıyorum; bana yanıldığımı söyle... Bana her şeyin eskisi gibi her şeyin yerli yerinde olduğunu söyle.." demek için Nuran'ın yanında olmağı istiyordu.
Ekseriya içimizde varlığından bile şüphe etmediğimiz o gizli ve yaradılışın sırrını taşıyan kurtlar birdenbire uyanmışlardı.
Mümtaz, oluşun bu zerresi, şimdi kendisini kâinat kadar geniş, sonsuz buluyordu. Nuran'ın varlığı ile kendi varlığını bulmuştı.
İyi ama, kendisine kim yardım edecekti ? İstediği huzuru ona kim verecekti ? Yavaş yavaş yarı şehir sırtına yük-enmişti. Halbuki kendisine yardım eden yoktu.
İnsanoğlu güzel şeye düşmandı. Nasıl bilmeden kendi saadetini, başkasının saadetini yıkmak isterdi ? İnsanoğlu huzurun, iyiliğin düşmanıydı, kendi kendisinin düşmanıydı.