Bu köprü, ne çelikten kurduğu üst geçitlere ne de fabrikalara benziyordu. Bu köprü binlerce kişinin yıllardan beri beklediği bir umut köprüsüydü. Köprünün üzerinde yürüyüp karşıya ulaştığı gün, yaşamının onca yanlışını, düş kırıklıklıklarını, karısının ihanetini geride bırakacak, geleceğe doğru bir adım atacaktı, geleceğe yani bilinmeyene....
Bir şeyi elinizde tutmak onu sizin yapmazdı. Onu sadece kendiniz istediğiniz için tuttuğunuzu, aslında aynı güçle uzaklaşıp gitmeye çalıştığını bir süre sonra anlardınız.
Bu dünya tepeden tırnağa yanlışlarla doluydu. Küçük, iğrenç, aşağılık ve hüzünlüydü. Her taşın altında, her kapalı dolapta, her ağaç dalında görmek istemediğim korkunç bir gerçek yatıyor gibiydi.