Soğuk bir kış sabahı yerin altındaki dört kirpi, donmamak için birbirine sokuldu. Isınmak istediler. Dikenleri birbirlerine battı. Ayrıldılar. Üşüyünce, tekrar yaklaştılar. Dikenleri batınca yine uzaklaştılar. Soğukta tek başına uyumak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip geldiler uzun süre. Yaşadıkları bu ikilemi, aralarındaki uzaklık her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya gelinceye dek sürdürdüler. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Acı çektiler. Uzaklaştılar. Üşüdüler. Yaklaşılar. Dikenleri battı. Uzaklaştılar. Ne dikenleri birbirlerine batacak kadar yakın ne de üşüyecek kadar uzaktaydılar sonunda.
Kirpi mesafesi, gerçek sevgi mesafesidir.
Suskunlar algılanmaz. Bağıranlar algılanır. Var olmak algılanmış olmaktır. Ne kadar çok algılanırsan o kadar çok yer açarsın kendine boşlukta. Daha çok görün. Daha çok hakkında konuşulsun. Daha çok var ol. Daha çok insanın üzerinde tepin. Daha çok insanın önüne geç. Artık önemli olan görünür olmak. Görünürlüğün bir ederi var, suskunluğun ise bedeli.
İnsan evriminde güce dayalı eski üstünlük kurma yönteminin yerini oyunculuğa dayalı sosyal beceriler aldı. Otoriteyi sağlayabilmek için kullanılan fiziksel şiddetin yerine koşulların taleplerine göre rolünü değiştirebilme esnekliği geçti.