Evlatlık alınan bir kızın gerçekten geri verilme hikayesi... Kitap adından da anlayacağınız üzere içeriğiyle ilgili sürpriz bir bilgi vermiyorum. :)
Konu itibarıyla ilk kez ele alınan bir konusu yok. Dili ve üslubu çok akıcı. Altını çizeceğimiz, üzerinde düşüneceğimiz diyaloglar yok. Bir günde okudum bitti; sürükleyici, "çerez" niyetine okunabilecek bir ayrılık, hüzün ve hayal kırıklığı hikayesi.
Kirpi Mesafesi, su gibi akıp giden o akıcı anlatımıyla okuru hiç yormuyor ancak bu sadeliğin arkasında inanılmaz zengin ve derinlikli bir dil barındırıyor.
Toplumun dışına itilmiş karakterlerin o "yamuk" buluşmalarını ve aralarındaki o sarsıcı mesafeyi okumak çok etkileyiciydi. Bir solukta biten ama felsefi dokunuşlarıyla zihinde uzun süre yer eden, ustalığı her cümlesinde hissettiren bir eser. Şimdiden diğer kitaplarını da listeme ekledim, kesinlikle tavsiyemdir.
Soğuk bir kış sabahı yerin altındaki dört kirpi, donmamak için birbirine sokuldu. Isınmak istediler. Dikenleri birbirlerine battı. Ayrıldılar. Üşüyünce, tekrar yaklaştılar. Dikenleri batınca yine uzaklaştılar. Soğukta tek başına uyumak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip geldiler uzun süre. Yaşadıkları bu ikilemi, aralarındaki uzaklık her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya gelinceye dek sürdürdüler. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Acı çektiler. Uzaklaştılar. Üşüdüler. Yaklaşılar. Dikenleri battı. Uzaklaştılar. Ne dikenleri birbirlerine batacak kadar yakın ne de üşüyecek kadar uzaktaydılar sonunda.
Kirpi mesafesi, gerçek sevgi mesafesidir.