Hakk'a götüren yol diye kendini hakikate adamak gerçek mektebin yoludur. Hakikat aşkına sahip insanlar cemiyetin içinde çoğalmadıkça hakikat aşkı cemiyet içinde en yüksek ve muhterem yeri tutmadıkça ve hakikatin ihtirası cemaat içinde bir umumi cereyan, büyük bir hareket hâline gelmedikçe, milli mektep gerçekten var olmayacaktır.
Kindî'ye göre "üzüntü" (el-huzn), psikolojik acıların bir çeşididir ve insan türlü ıslah yollarıyla bedenî acılardan kurtulmaya çalıştığı gibi bu acıyı da belli tedbirlerle gidermelidir; bunlar ahlâkî tedbirlerdir, dolayısıyla nefsin acıdan kurtarılması da ahlâkî tedavi ile mümkün olur.
Kindî'ye göre "kaybedilmeye elverişli bütün dileklerde musibet, geçici olan her şeyde acı ve keder, imkansız olanı ummakta üzüntü ve sıkıntı, her güvenliğin sonunda korku vardır."
Bütün klasik ahlâk felsefelerinde olduğu gibi İslâm filozoflarının düşüncesine göre de ahlâk ilmi bir bakıma mutluluğu kazanma veya mutsuzluktan kurtulma sanatıdır ve insan bütün eylemlerini, kendisini bu temel amaca ulaştıracak şekilde düzenlemelidir.
Arapçada insanın fizikî yapısını ifade eden halk sözcüğünün gözle görülen şekil ve suretlere, ahlâk anlamına gelen hulk sözcüğünün ise gönülle kavranabilen yeti ve seciyelere tahsis
edildiği ifade edilmiştir.