Sinem

Bir gün Çok bunalırsan Denizin dibinde, yosunlara takılmış gibi soluksuz ... Sakın unutma gökyüzüne bakmayı Gökyüzü senindir Gökyüzü herkesindir
Edebiyat
normal bir çocukluk geçireme­ yen, kendilerini diğer çocuklardan ayrı gören insanlarda, bir­ takım nevrozlar gelişiyordu. Bu nevrozlar, bir süre sonra on­ ları sanat yapmaya itiyordu. Bu yüzden bütün sanatçılar nevrotikti. Sanat, nevrozlarını dışarı vurmanın bir aracıydı
Edebiyat
1960 darbesinden sonra bir gün Nazım Hikmet'in bir kita­ bı yayımlandı. Türkiye'ye yıldırım düşmüş gibiydi. Yıllardan beri, fısıltıyla söylenen adını duyduğumuz bu şair, Türk top­ lumunun en büyük tabusuydu. Bugün kavranılması zor bir biçimde, herhangi bir kitabının yayımlanmasına imkansız gözüyle bakılırdı.
Edebiyat
Benim için gerçek yaşam geceleri, kitapların başında geçiyordu. Arkadaşlarımın çoğu kahvehanelere gidip tavla ve kağıt oyunları oynuyordu. Ben hiç kahvehaneye girmemiştim; tavla, bilardo ve kağıt oyunla­ rı öğrenmemiştim.
Edebiyat
Yıllar sonra Ankara'da ortaokula giderken, kitap tutku­ su aşırı bir hal almıştı. Elime ne geçerse okuyordum ama be­ ni en çok etkileyen yazarlar Hemingway, J ack London, Ers­ kine Caldwell, John Steinbeck gibi Amerikan romancıla­ rıydı.
Edebiyat