Sinem Aydın

Sinem Aydın
@sinem_aydin
Köy çocukları gibiydik.Derede kurbağa yakalar, çırılçıplak ayaklarımıza kadar gelmeyen suda yüzerdik. Çok korkardık, eve gidince Annemiz dövecek diye. İyi de benim annem üveydi. Daha çok döverdi.Özlerdik, ince ekmek arasına toz şekeri döküp, birazcıkta su serper öyle yerdik. Çatlardı ellerimiz kirden,sonra kanardı. Acırdı canımız ama yine de yağ tenekesinden yaptığımız arabalar bizi mutlu ederdi. Otlayan Top bekir'in eşeğini çalar, akşama, o hayvan ahıra kendini zor atardı. Biliyor musun? biz o eşeğe altı çocuk binerdik. Bizi yine de taşırdı. Hele o küçük sıpası arkasından hiç ayrılmazdı. Şimdi ben tek senin sevdanı bu yüreğimde taşıyamıyorum. Bir eşek kadar cesaretim yokmuş diyorum.Nasılda ağır geldi senin sevdan....
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
''O şiirde benim yüreğim yazıyordu. Ne bilebilirdim beni yakan dizelerin senin yüreğinde kor olacağını, Anladım ki; dizelerim de bir daha göz yaşımı ve yürek yangınları-mı kullanmayacağım''
Unutmayın ki!....Bir yazarın; İhanette kalemine, Sevdada yüreğine, Çıktığı yolda beynine, DÜŞ-ME-YİN Mutlaka Peşine Düşün.
Ayakkabı boyacılığı yapardım. Ben nice ayakkabılar boyadım. Bir gün bende ayakkabılarımı boyatmak istiyordum. Ne yüreğim el verdi, ne de giydiğim soğuk kuyu lastik ayakkabılar
Cebinde ki son kuruş ile fırından simit alıp o simitleri satıp para kazanmak isteyen bir simitçinin; bir tane simidin kıymetinde, bir o kadar pahalı sevdik bazılarını