Görmüyor musunuz ki, hayatlarını felsefe çalışmalarına adamış o alçakgönüllü insanlar ya da zorlu ve yaşamlarını harabeye çeviren o işlerde çalışan insanlar, daha gencecikken yaşlanıp gidiyorlar ve zihinlerini sürekli yormaktan ruhlarını tüketip canlılıklarını kurutuyorlar?
Arasına hazzın ve dolayısıyla deliliğin serpiştirilmediği bir yaşamın hangi noktası mutsuz, nahoş, asaletten yoksun, dümdüz ve yüklerle dolu değildir ki?