Yaklaşık 3-4 aydır Monte Kristo Kontu’nun yani aslında Edmond Dantes’in hayatına misafirdim ve her uzun kitabın sonunda olduğu gibi bu kitabın sonunda da artık o hayata dahil olamayacak olduğumu bilmek bir boşluk hissettirdi. İşinde oldukça iyi, sevdiği insanı bulmuş ve onunla güzel bir gelecek hayal eden bir adamın sırf kötü niyetli insanlar yüzünden tüm hayatının dengesinin değişmesine şahit oluyoruz aslında kitapta. Bir insanın yaptığı tek bir şeyle başka bir insanın tüm hayatını tamamen değiştirebilecek güce sahip olması çok ilginç değil mi? Veya nasıl oluyor da bir insan başka bir insanın hayatını bile isteye zora sokmaya, onu üzmeye, tutsak etmeye gönüllü olabiliyor? Tüm bu sorular kitap boyunca aklımızda dönüp duruyor. Sonra tünelin sonundaki ışık gibi hiç beklemediğimiz bir yerden gelen, bu sefer de bir insan başka bir insana bu kadar canı gönülden iyilik yapmaya nasıl gönüllü olabilir diye sorgulatan biri çıkıyor. Olaylar akıyor, devran dönüyor ve bir anda kötülük yapanlar kötülüğü, iyilik yapanlar da iyiliği en beklemedikleri anda karşılıyorlar. Çok sevdiğim, çoğu kısmını okurken şaşkınlıktan ve heyecandan yerimde duramadım mükemmel bir kitaptı. Aklımda Monte Kristo Kontu, Denizci Simbad, Lord Wilmore ve Edmond Dantes olarak tüm ünvanları ve isimleriyle hep kalacak.