"Bedbahtlık aslında bulaşıcı bir hastalıktır, bu yüzden biz yoksul ve bedbaht insanlar daha fazla yoksulluk ve bedbahtlık bulaştırmamak için birbirimizden uzak durmalıyız."
Yaşlı bir kâtip ile uzaktan akrabası olan küçük bir kızın karşılıklı mektuplaşmalarında birbirlerine duydukları dostça sevgiyi, hayata olduğu kadar birbirlerine de tutunma çabalarını, yaşadıkları mutlulukları ve zorlukları okuyucuya sanki oradaymış gibi hissettiren İnsancıklar, Dostoyevski’nin kaleme aldığı ilk eseridir ve 24 yaşında iken tamamlamıştır. Şair Nekrasov bu romanı okuduktan sonra ‘Yeni bir Gogol doğuyor’ müjdesini vermiş, dönemin ünlü eleştirmeni Belinski, Dostoyevski’yi övgülere boğmuş ve eser en başarılı toplumsal romanlardan biri kabul edilmiştir..
Düşüncelerin derinliği ve gerçekliği ile boğuşan bir duygunun savaşını vermekteyim. Benim duygusal sandığım herşey, gelecek için hazırlanan bir tezin sonucuna varıyor... Teziniz kabul edilse de vicdanınız sizi asla kabul etmeyecek... ✍
F.SİNEN //
🗝
Kadınlardan neden Shakespeare gibi bir deha çıkmıyor sorusuna Kendine Ait Bir Oda ile tokat gibi bir cevap veren Virginia Woolf, yaratıcılığın gizemli ama tehlikeli coğrafyasına açılan kapıları aralamış ve kadınların sesini edebiyata kazımıştır.
Kadın özgürlüğünün her anlamda kısıtlandığı bir dönemde yaşamasına rağmen edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en önemli yazarlarından biri olarak anılan Woolf’a göre, dünyanın gidişatını değiştirebilecek güçte eserler bırakmanın anahtarı zihinsel özgürlüktür. Bu da ancak “kendine ait bir oda” ile mümkündür.