• Hayal edin!...
    Konuşamayan, yürüyemeyen, kendi başına yemek dahi yiyemeyen, doğuştan beyin felçli birini hayal edin.
    Henüz 11 yaşında Melody. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış bir eser. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikaye melody’nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. Devamı kitapta “Çok küçükken belki henüz birkaç aylıkken kelimeleri bana ikram edilen tatlı bir içeceğe benzetir ve limonata gibi içerdim. Sanki tatlarını alırdım. Karmakarışık düşüncelerime ve duygularıma anlam kazandırırlardı.” ”Sanırım hiçbir şeyi unutmamak güzel bir şey, hayatımın her anı kafamın içinde. Bu aynı zamanda çok sinir bozucu. Çünkü hiçbirini paylaşamıyorum fakat hiçbiri kaybolmuyor.” “Kapısı ve anahtarı olmayan bir kafeste yaşıyor gibiyim ve kimseye beni buradan nasıl çıkaracağını anlatamıyorum.”
    “Görür görmez yüzlerce kelimenin anlamını biliyorum ama bunların hepsi içimde kilitliydi.”
    “Düşüncelerin kelimelere ihtiyacı vardır. Kelimelerin de sese.”
  • 567 syf.
    ·24 günde·Puan vermedi
    Gerçekten çarpıcı bir roman. Kinyas ve Kayra isimli ana karakterlerimiz gerçek hayatta asla tanımak istemeyeceğimiz türden insanlar. Bulaştıkları işler, vicdan azabı duymadan yaptıkları şeyler, sahip oldukları karakterler gerçekten ağır. Karakterleri öyle rahatsız edici ki gerçek hayatta böyle bir insana önce üzülür müyüm yoksa ondan nefret mi ederim karar veremiyorum. Onlarda bunun farkında ki kurtulmak istiyorlar kendilerinden, oldukları kişiden. Zaman zaman sıkmadı değil onların hayata karşı nefretleri, bıkkınlıkları... Yeter artık Kinyas, Kayra bu iş böyle gitmez demek istedim çok kez. Böyle de gitmedi zaten. İkisi de kendilerince bir yol buldu tüm bunlardan sıyrılmak için.

    Ekleme: Bu kitabın üzerine 3 kitap daha okudum. Ama hala bunun etkisinden çıkamıyorum. Aklım sürekli Kinyas ve Kayra da. Daha çok Kinyas da. Ne yaptı hayatının geri kalanında, her şey yoluna girdi mi?.. Sanki Kinyas ve Kayra bir karakter değil de beraber vakit geçirdiğim iki insan gibi. Artık görüşmediğim iki insan. Durup durup aklıma geliyor, farkında olmadan acaba şimdi ne yapıyorlar diyorum. Yaşadıkları ve yaşattıkları gerçekmiş gibi hâlâ. Bende bıraktıkları etki artık sinir bozucu olmaya başladı. Daha az düşünmeliyim onları.
  • Hayal kurmak, suç işlemekten farksızdı. En dayanamadıkları şeyse sessizlikti. Çünkü sessizlikte gerçek yaşantılarının nasıl ol­duğunun farkına varıp korkuya kapılıyorlardı ve hemen gürültüye başlıyorlardı. Tabii, öyle bir çocuk bahçesinden gelen neşeli bir gürültü değildi bu. Büyük kenti günden güne dolduran, sinir bo­zucu, huzursuz edici bir gürültüydü...
  • Yazar G. Spruill, Janus Denklemi adlı romanında zaman yolculuğu ile ilgili sinir bozucu sorulardan birini ele almaktadır. Hikayede zamanda yolculuğun gizemini keşfetmeye çalışan yetenekli bir matematikçi gizemli ve güzel bir kadınla tanışır ve kadının geçmişi hakkında hiçbir şey bilmemesine karşın birbirlerine aşık olurlar. Adam, kadının gerçek kimliğini merak etmeye başlar. Sonunda, kadının bir zamanlar görünüşünü değiştirmek için plastik ameliyat geçirdiğini öğrenir. Bir de cinsiyet değişimi ameliyatı geçirmiştir. En sonunda o "kadın"ın aslında kendisi olduğunu fakat gelecekten geldiğini keşfeder. Yani, kendi kendisi ile aşk yaşamıştır. Okur, eğer bir çocukları olsaydı ne olacağını düşünür durumda bırakılır. Ya bu çocuk geçmişe gitse, büyüyüp hikayenin başındaki matematikçi olsa, bu durumda kendi kendinizin annesi, babası ve kızı olmanız mümkün müdür?
  • 290 syf.
    ·Beğendi·10/10
    İnceleme yapmaya yeni başlıyorum vede başarılı olursam devam etme niyetindeyim.
    Desteklerinizi esirgemeyin.

    Dostoyevskinin her bir romanını heyecanla okuduğum ve sevdiğim gibi bu romanına da bayıldım diyebilirim.Bu romandaki Foma Fomiç karakterini sizcede gerçek dünyamızda da görmüyor muyuz ?
    Ezilmiş,bir kenara itilmiş,değer görmemiş, başarılı olamamış fakat suçu başkalarında arayan karakterleri zibil tanesi belki biraz ırak belkide dibimizde bitmiş gibi yanı başımızda.İşte yazarımız bu romanında öncesinde böyle bir yaşam sürmüş (buna yaşamak denirse) birini işlemiş bu kişi daha sonrasında eline geçen fırsatları değerlendirmiş roman karakterlerini fena halde delirtmiş,kimilerini kendilerine hayran bırakmış sinir bozucu bir karakterdir.Her türlü üste çıkan bu kahramanımız okurken sizi de çileden çıkarır,hiddetlendirir adeta pataklamak istersiniz fakat general karısı buna ayılıp bayılır :)

    Kesinlikle tavsiye ederim.
  • 384 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    #kitaparkası
    Doro, küçük kardeşinin ölümünden beri kâbuslarla ve halüsinasyonlarla yaşamaktadır. Kötü anıları geride bırakmak adına annesiyle birlikte başka bir şehre yerleştiğinde hayatında temiz bir sayfa açacağını düşünür ama nereye giderse gitsin geçmiş, bir hayalet gibi onu takip etmektedir. Ve bir gece, haftalar önce intihar ettiğinden herkesin emin olduğu bir gençle karşı karşıya geldiğinde Doro gördüklerinin bir hayal olup olmadığını anlayabilmek için tehlikeli bir arayışın içine girer. Dahası, keşfettiği şeyin gerçek olduğunu herkesten önce kendisine kanıtlaması gerekecektir.

    #yorum
    Herkese selam. Wulf Dorn'un okuduğum dördüncü kitabı Hain Yüreğim ile geldim. Yoruma geçmeden önce ufak bir şey söylemek istiyorum. Kitabın kapağındaki kadın ne kadar güzel, öyle değil mi sizce de? Üstelik dağılmış saçlar, merak edilesi yüz ifadesi ve kitapla ilgili "Karanlık sırların gömüldüğü dipsiz bir kuyu gibi.." cümlesi. Kitabın konusuyla beraber bu kapak da kesinlikle ilgi çekiyor ve beni oku diyor. Ben kitap kapaklarını önemli bulurum ve bu kapak çok güzel. Kitapların kapakları sizce de bu kadar önemli mi peki?

    Neyse gelelim yoruma. İlk üç kitabın aksine bu kez Fahlenberg'de değiliz. Hikayede ne ararsanız var; gerilim unsurları da var, arkadaşlık da var, aşk da var.

    Bu sıralar biraz durgun ve kitap okumaktan uzak olmasaydım bu kadar heyecan dolu bir kitabı bir iki günde bitirirdim. Gerilim dolu sahnelerde heyecanınız o kadar yükselecek ki sonunda kitabı elinizden bırakamayacaksınız.

    Tabii bazı sinir bozucu yanları yok değildi. Yani aslında o durumda olsa ben de Doro'ya inanmazdım ama annesinin bile bu kadar ısrarlı karşı çıkışlarına inanılmaz sinirlendim. Kimse mi inanmaz ya kıza.

    Sonu da bir yerden sonra belli etmişti kendini ama bu gerilimi azaltmıyor, tam tersine merak uyandırıp acaba nasıl olmuş, neden olmuş sorularının cevaplarını bulmak için daha heyecanlı okuyorsunuz.

    Kısacası güzel bir psikolojik gerilimdi. Türü seven herkes okumalı, daha önce okumamış ya da yanlış kitapla başladığını düşünenler içinse güzel bir ilk kitap olur.
  • 64 syf.
    ·Puan vermedi
    ZİNCİRE VURULMUS PROMETHEUS
    Tanrı Zeus'tan ateşi (bilgi, bilim, yaratıcılığı kısacası tanrılığı)çalıp ölümlü insanlara hediye eden tiran Prometheus'un hikayesidir bu. Kendi desteğiyle tahta çıkan Tanrıların Tanrısı Zeus bu suçu kabul edemez ve dağın tepesine çıkarıp zincire vurur Promethous'u. Ona asla bitmeyecek, durmadan yenilenecek bir işkence uygular. Zincire vurulu Promethous'un karaciğerini yemek üzere kartalı gönderir. Bu yıllarca sürecek bittikçe yenilenen karaciğerin, azaldıkça çoğalan acısıdır. Prometheus aklın, adaletin, muhalefetin, haklının ve en sinir bozucu olan zavallı mazlumun simgesidir, asla tükenmeyen kartal ise asırlardır süregelen, her seferinde sadece el ve şekil değiştiren zulmun simgesidir ,Zeus ise kuvvetin ve aynı zamanda korkunun. Fakat Prometheus'u kafanızda ideal kişi olarak görmeyi bırakın lütfen. Şüphesiz ki şuana kadar anlatılanlar onun kahraman olduğunu gösteriyordur ki öyledir ama ben işkence sırasında benim ve hemcinslerim için söylediklerindem dolayı onu affedemiyorum "Hiç aklına gelir mi ki günün birinde ürküp Zeus'un fermanlarından, açıp ellerimi havaya kadınlar gibi yalvarırım en iğrendiğim varlığa çözsün diye kölelik zincirlerimi"
    Yine başka bir yerde " Zeus yarattı baş belası olarak kadınlar soyunu ölümlü insanlara, o kadınlar ki kötülük işleri güçleri vs. Vs "
    Neyse işte sonunda bir mert çıkar ve kartalı ortadan kaldırır. Prometheusumuz işkenceden kurtulur. Bu arada Zeus'ta vicdana gelir ve Prometheusu affeder tekrardan ölümsüz tanrılar diyarına kabul eder. Prometheus sonraki şölenlerde Zeus'a yaranmak için hünerlerini sergileyecek kadar değişime uğrar.
    Evet ölümlü insan çalınan ateş sayesınde aydınlanma yaşamıştır fakat Prometheuscum nedem Zeus'un suratına tükürmek yerine ona hünerlerini göstermeye çalıştın ? Ama sanırım tüm bunlar politika... Tiyatro metnimizin yazarı m.ö 6. Yy larda yaşamış olan ve trajedinin kurucusu sayılan Aıskhylos, bir kartalın avladığı kaplumbağayı, kaya zannettiği kafasına atması sonucu ölür. İşte bu gerçek bir trajedi. Saygılar üstadım