Özgür

Özgür
@sinisterlaugh
Yüksek Lisans
241 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·1025 syf.··
2026 11. kitabı
Dostoyevski okumalarımdan özetle, en hoşlandığım anlatım tekniği de şu olmuştur: Hikaye belli bir biçimde ilerlerken, arka planda "iyi nedir, kötü nedir, vicdan neye göre çalışır, ahlakın gerekçesi nedir ve bunların inançlarla ilişkisi var mıdır, inancın mevcut olmadığı durumlarda da iyi, kötü, vicdan ve ahlak aynı işler miydi?" gibi bir felsefi tartışmayı barındırıyor olmasıdır. Aslında karakterler birer soru iken olaylar bir test halini alıyor. Hikaye başlıyor, kaotik bir aile sarmalının arasında, birbirinden farklı kişilikleri temsil eden kardeşler var ve hikayenin sonlarına doğru da işlemediği bir suçtan dolayı mahkum olan bir adam var. Her olay ve kişiliğin birer soru olması ve düşündürmesi güzeldi. Ama tabii ki bu durum, okurun hikayeye sızmasını zorlaştırdığı için daha sağlam kafayla okunmasını gerektiriyor. Okuyacak okurlar ilk 300-400 sayfada karakterleri hemen kanıksayamayabilirler. Bir karışıklık yaşanmaması adına küçük bir kağıda, ana karakterler ve öne çıkan özellikleri yazılıp kitap okunurken göz önünde tutulabilir.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2018 42. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2018 00:00
Bu kitap ve Marquis de Sade'ın birçok kitabı benim için okuduğum en iyiler listesinde baştadırlar. Ama çoğunlukla herkes için uygun değildirler çünkü herkesin geneli takip etmeyen düşünceleri karşılama şekli farklıdır. Bu kitabı üniversite birinci sınıftayken, sınıfımdan birine hediye etmeye kalkıştığımda "Dikkat! Akıl ve ruh sağlığını bozabilir" demiştim. Bozmaz ama normlara kılıç çekip; şiddet, erotizm, sonsuz özgürlük ve arzuları kendi felsefesiyle baştan kuran bir filozofa tanık olursunuz. Klasik edebiyatçıların bu edebiyat olamayacak kadar kuralsız dediği, felsefecilerin de doğrudan bu felsefe olamayacak kadar erotizm endeksli bulduğu biridir Marquis de Sade. Bu kitapta APA6 formatı yok, dağınık ve zincirsiz ifadeler her yerdeler sadece...
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,705 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 38. kitabı
II. Dünya Savaşı'nda mihver bloğunun en enteresan adamlarından birisi de Mussolini idi. Kendisinin inşa etmek istediği devleti, faşist ideolojinin ilkelerini ve ekonomik düzeni okumak ve anlamak adına bir merakla bu kitabı geçen yıl okumuştum. Ancak çok iktisadi tabanda ilerleyen bir baskıydı. Bu da beni okurken çok yormuştu. Diğer okurların incelemelerine de kesinlikle katılıyorum, çok tek şeritte ilerleyen bir yapı vardı. Kurgulanan modelin ne olduğu kafada asla canlanmıyor. Yine de diğer baskılara nazaran ucuz olmasından dolayı tercih edilebilir.
Faşist DevletBenito Mussolini · Dorlion Yayınevi · 202255 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2024 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2024 00:00
Goleman'ın bu kitabına yazdığım inceleme yazımı yanlışlıkla silmem üzücü oldu çünkü çok bilgilendirici bulduğum, beğendiğim bir kitaptı. IQ ve EQ'nun detaylı bir şekilde ne olduğunu öğretip ve bunların nörofizyolojik düzleme de oturmasını sağlayan çok iyi bir kitaptır. Beynin bölümlerine kadar içeriyor. Bilinçli düşünmede prefrontal kortekste birtakım tepkimeler meydana gelirken; korku, kaygı, endişe tarzı hislere kapıldığımızda; özellikle amigdalanın çok hızlı sinyaller vermesi gibi insanın kafasındaki mekaniği daha da netleştiren kapsamlı bir anlatıma sahip. Oysa birçok psikolog gibi EQ'yu şahlayan ancak hiçbir nörolojik düzleme oturtmayan bir eser de yazabilirdi fakat bunu yapmamış. EQ'nun başarı konusunda stratejik açıdan daha faydalı olduğuna, ben de Goleman gibi inanıyorum. Ayrıyeten 2023 ve 2024'te bu kadar okunmuş bir kitap değildi ama dopdolu bir içeriğe sahip olmasından dolayı popülaritesinin giderek daha da artacağına inandığım bir kitaptır.
Duygusal Zekâ EQDaniel Goleman · Varlık Yayınları · 20193,646 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 40. kitabı
Sevip de bir türlü kavuşamayan aşk temasının hem sinemada hem de edebiyatta çok sık işlendiği bir gerçektir. Buna rağmen, İskandinav Edebiyatı'na giriş kitabı olarak neden bu temada bir kitapla ilerledim, bilemiyorum. Yine de bazı pasajlarda, hoşuma giden parçacıklar vardı, hemen bunlardan birini notlarımdan aktarıyorum: "Artık sizi bir daha göremeyeceğim, o yüzden dizlerinize kapanıp ayakkabılarınızı, yürüdüğünüz toprağı öpmediğim, sizi dile getirilemeyecek kadar çok sevdiğimi gösteremediğim için pişmanım. Burada yatmış, hem dün hem de bugün keşke bu kadar hasta olmasaydım da, tekrar eve dönüp ormana gidebilseydim, ellerimi tuttuğunuzda oturduğumuz o yeri bulabilseydim diyordum, çünkü orada yere uzanır, sizin izinize rastlar mıyım acaba diye etrafa bakınırdım, ortalıktaki fundaların hepsini öperdim." Adeta taparcasına bir sevgi, ölüme yakın olmanın verdiği çaresizlik hissi ve geç kalınmışlık duygusunun etkili bir şekilde yansıtılması güzel olmuş. Özellikle birçok edebiyat türünde karşılaştığım, kadının erkeğe veya erkeğin kadına aşırı mesafeli olduğu nezaketli aşık tiplemelerini de çok severim. İfadelerde, aşık olunan kişiden "sen" değil "siz" diye bahsedilmesi veya Fransız Edebiyat'ında "tu" değil "vous"nun özellikle tercih edilmesi etkileyici detaylardır. Üzücüdür ki, modern Amerikan/İngiliz İngilizcesi'nde böyle nüansları vurgulayacak bir ayrım yok.
VictoriaKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,550 okunma