"Bereketli Topraklar Üzerinde romanı, kent yaşamının ezdiği köylünün "ekmek" kaygısı uğruna yaşadığı çatışmalardan oluşuyor. Köyden kente giderek, üç beş kuruş sermaye ile köylerine dönmek üzere yola çıkan üç hemşehrinin, kentteki çalışma ortamında
yaşadıkları değişim/dönüşüm ve çatışma, kentin insan hayatında meydana getirdiği çözülmeyi gözler önüne seriyor. Roman kahramanlarının kentte karşılarına çıkan ilk sorun insan olma değerini
yitirmeleridir. Şehirde yaşanan çalışma hayatının zorlukları, geçim sıkıntısı ve yaşam
şartları insanları "insan suretinde hayvanlara dönüştürmüştür. Thomas Hobbes'un deyimiyle İnsan, insanın kurdurur sözü tecelli etmiştir. Ayrıca roman mekânı kent, köyden kente göçen bireylerde ahlaki çöküntünün, değersizleşmenin ve kadının cinsel bir metaya dönüşmesinin de sebebi hâline dönüşür.