• Bir hocamız derdi ki "kafa karışıklığı iyidir." Bu kitap gerçekten kafamı çok karıştırdı.

    O kadar çok aile ismi var ki içinde... Evliyazadeler, Uşakizadeler, Yemişçizadeler, Osmanizadeler, Tuzcuzadeler, Giridizadeler, Kapanizadeler gibi. Bu ailelerin hepsi doğrudan ya da dolaylı olarak birbiriyle akraba olmuştur. Ayrıca bu adını saydığım aileler, şu andaki birçok büyük kuruluşun sahibi olan ve ülkenin her döneminde, ciddi anlamda söz sahibi olan kişilerin atalarıdır. O kadar çok tanıdık isim var ki ve hepsi birbiriyle bağlantılı... İsmet İnönü, Mustafa Kemal, Paşa olmak için çok uğraşan Yarbay Enver, Fethi Okyar, Abdi İpekçi, Halid Ziya Uşaklıgil, Yahya Kemal, Adnan Menderes, Ziya Gökalp gibi daha yazamadığım nicesi!

    Ele alınan şehirlere gelirsek başı İzmir çekiyor ve sonrasında Selanik, İstanbul, Aydın, Ankara bağlantısı karşımıza çıkıyor. Ve öyle bir cemaat var ki bilmemiz gereken, Türkiye'de adını duyuran neredeyse herkesin kökeni, o cemaate bağlanıyor. Sebetayist, yani Sabetay Sevi adındaki bir Yahudi'nin, Osmanlı mahkemesinde idamdan kurtulmak için, göstermelik müslüman olup daha sonrasında kurmuş olduğu bu cemaatle, Yahudi geleneğini devam ettirerek münafıklığın zirvesine ulaşmış olması, ve hatta on sekiz maddeden oluşan bir emir listesiyle cemaati kontrol altında tutması, şaşırtıcı fakat bir Türkiye gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Adını saydığım bu aileler de, bu cemaatle bağlantısı olanlar arasında. En önemlisi de benimsedikleri bu on sekiz emir içerisinde Müslümanlarla evliliğe izin yok. Tanınmış kişilerin yaptığı evlilikleri düşününce kafanızın içinden birçok 'acaba?' geçiyor. Bir kafa karışıklığı daha... Yorum size kalıyor burada!

    Kitap tarih içerisinde Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecinde kimlerin nasıl rollerde bulunduğunu fazlasıyla detaylı işlemiş. Bazen aile bağlantılarına derinlemesine girmesi sıkıyor olsa da ilgiyi hep diri tutmayı başarmış yazar. Kitap bize övündüğümüz ve sürekli savunduğumuz demokrasi, halkın egemenliği denen şeyin aslında sadece söylemde kaldığını aslında işin içinde belirli isimler ve aileler dışında kimse olmadığını gösteriyor. En önemlisi de bir tarihin üstü kapatılıp, yeni oluşturulan millet olgusuna yeni bir tarih yazılarak, nasıl uyutulduğumuzu alenen görebiliyorsunuz. Ki daha birkaç gün öncesinde bizim büyükelçimiz özünü unutup Roma kıyafetiyle gündeme gelebiliyor. Demem o ki tarihi silinmiş özenti bir toplum yaratılmış. Kaybımız büyük!!!
    Velhasıl;
    Dünya liderliğinden, nasıl oldu da liderlere maşa olduğumuzu üzülerek okuyacaksınız. Bunu, örtülü ödenek davasıyla yargılanan Adnan Menderes'in duruşması sırasında, Avrupa ve Amerika'nın, Türk istihbarat teşkilatını satın alması ve ülkeyi kendi çıkarlarınca yönetmesiyle de alenen göreceksiniz...