ilkay

ilkay
@sisdiotima
29 Kasım 1996
69 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Ama bu melez darılar tarafından kuşatıldım ve yılan gibi yaprakları vücudumu sarmış durumda. Onların o her yere nüfuz etmiş olan koyu yeşil zehri düşüncelerimi zehirliyor. Ayağıma vurulmuş bu prangalardan kurtulmaya çalışırken nefes nefese kalıyorum. Bu ağrıdan bir türlü kurtulamıyorum ve acı içinde hüznün derinliklerine batıyorum.
Sone B. Nasıl olur da bu kadar zayıfsınız, Rocinante? R. Hiç yemek yok, hep çalışma var da ondan. B. Bir kötülük mü gördünüz arpayla samandan? R. Sahibim bir lokmayı bile benden esirgemekte. B. Olur mu efendim hiç, terbiye kalmadı mı sizde? Sizin eşek dilinizdir sahibinizi çileden çıkaran. R. Eşek ölür mutlaka doğarken eşek doğan. Bakın, dalmış gidiyor işte böyle aşk içinde. B. Seven aptal mıdır sizce? R. Eh, tedbirsizlik yerinde bir deyim. B. Oldukça metafiziksiniz. R. Yemek yemediğim içindir. B. Silâhtarı şikâyet edin. R. Hayır, bu yeterli değil. Ben kendi derdimden nasıl şikâyet edeyim? Biri silâhtarı, öbürü sahibimdir, birinden biri Rocinante'den tok değil.
Sayfa 49 - YKY Yayınları
Edebiyat
Fox, K.T. Ware'e dayanarak şunları yazmaktan kendini alamamıştı: "Zulüm Hıristiyan tarihinin kalıcı bir gerçeği olagelmiştir; 1918-1948 arasındaki otuz'yılda,'İsa'nın Çarmıha Gerilişi'nden sonraki ilk 300 yıldakinden fazla Hıristiyan'ın ölmüş olması, rastlantı değildir. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, Konstantin devrinde de (zulmün) sonu gelmedi: Hıristiyanlar hemen kendi dindaşlarını zulme uğratmaya koyuldular." Ve Bertrand Russell'ın dikkati çektiği gibi: "İspanyollar Meksika ve Peru'daki bebekleri önce vaftiz edip, hemen ardından beyinlerini dağıtıyorlardı: Böylelikle bu bebeklerin Cennet'e gitmesini güvenceye almış oluyorlardı... Konstantin çağından 17. yüzyıl sonuna kadar Hıristiyanlar her zaman Hıristiyanları Roma imparatorlarından daha şiddetli bir zulme uğrattılar. Hıristiyanlığın doğuşundan önce, bu mezalim, Yahudiler dışındaki kadim dünya tarafından bilinmemekteydi."
Sayfa 91·Kitabı okudu
Din
Kurucu babaları Pavlus'tan aldıkları derslerin yönlendiriciliğinde religocrat'lar, tarih boyunca uzun, ince, ihtiyatlı bir yolda yürüyerek Musevilerin Muallim dedikleri İsa'yı Gentile tarzı kurulmuş Kilise'de Tanrı yaparak tekellerine almışlardır. Öğretmen İsa'yı kendi tekeline alan Pavlus Kilisesi, bundan sonra onu inanılmaz tanımlar labirentine sokarak sonsuza dek sürecek bir sürgüne göndermişlerdir. Religiocrat'larm eline düşen İsa, iman ve günahtan kurtuluşun Bir ve Tek kaynağı ve güvencesi İsa olmaktan çıktı. Bu misyonu Kilise yüklendi. 'Yahveh Selamettir' başarılı bir biçimde, 'Kilise Selamettir'e dönüştürüldü. 'Gerçek Isa, zamanla yerini Din Bürokratlarının istediği İsa'ya bıraktı. Şurası kesindir ki, Pavlus da bu kadarını herhalde beklememiştir. Ama oldu! Pavlus'un tartışmalarında izlediği siyasal strateji, İsa'nın 'bize karşı olmayan, bizimledir' gibi Seküler iddialarının arrivistçe* ve bu nedenle de esnekçe uygulamaları üzerine zekice oturtulmuştu. Bu durumda dahi, izleyicileri Kilise tarihi boyunca zaman zaman İsa'nın bir başka deyişini istismar hakkını kendilerinde buldular: "Benimle beraber olmayan, bana karşıdır, ve benimle beraber devşirmeyen, dağıtır. Bunun için size diyorum: Her günah ve küfür insanlara bağışlanacaktır; fakat Ruh'a karşı küfür bağışlanmayacaktır" (Matta, 12:30-31).
Sayfa 90·Kitabı okudu
Din
Yeni Ahit'te Mesih'ten sonra Pavlus, baş oyuncudur. Yeni Ahit'te herkesten fazla yer tutar. Fikirleri ve işleri İncilcilerinkinden daha fazla sayfa kapsamaktadır. (...) Pavlus'un ektiği tohum, Normatif değerlere sahip bir siyaset ve günahta ve ıstırapta tasarruf kuramıdır. Kendi yazdığı gibi Pavlus altı yedi kişiden fazlasını vaftiz etmiş değildir. Yine de, Gentile cemaatlerde yeni dinin kural ve düzenlemelerini kendi toplumsal-siyasal anlayış ve standartları uyarınca kurmuştur. Dolayısıyla Gentile Hıristiyanlarından Pavluslaştırılmış Hıristiyanlar olarak söz etmek, yanıltıcı olmayacaktır.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Din