sitare

Ali Emmi'nin artık o hiçbir zaman bilinmeyen ve bilinmeyecek olan tek kişilik mücadeleye, o yardım kabul etmez ve sonucu değiştirilemez kavgaya düştüğü belliydi. Artık hiçbir dostluk, hiçbir dilek ve duygu onunla beraber olamaz, ona ulaşamazdı. Ali Emmi, Adem ile Havva'dan beri bütün insanların tek başlarına çıktıkları büyük yolculuğun eşiğinde idi. Bilinen ve önlenemez macera milyonlarca yıldan sonra bir kere daha bu alacakaranlık odada tekrarlanıyordu. Ve dünyanın kesin, en çok bilinen gerçeği olduğu halde olağanlaşamıyor, geride kalanların arasında sarsacak üç beş kişi, mıncıklayacak birkaç kalp bulabiliyordu.
Reklam
“Kelâmın kanaat ve istiğnası ve asabiyeti ise makamın haricinde üslûbu aramamaktır.”
“Tâ herbir maksad onun münasibinde olan üslûbdan cilveger olabilsin.”
Demek kelâm meyvedar bir ağaçtır. Cinayet ve ictinadan himayet etmek için dikenleri ve süngüleri dizilmişler.
Şunu da hatırda tutun ki: Bir vakit Rabbi İbrâhim’i birtakım emirlerle sınamıştı. O da onları hakkıyla yerine getirdiğinden Rabbi kendisine: "Seni insanlara önder (İmam) yapacağım." dedi. İbrâhim: "Ya Rabbî, neslimden de önderler çıkar!" deyince, Allah: "Zalimler ahdime (nübüvvete) nail olamazlar." buyurdu.
Reklam