• SİYAHI SEVİYORUM ÇÜNKÜ,
    Gece gibi sessiz ve üzerine toz konduramayacak kadar
    asil.
    SİYAHI SEVİYORUM ÇÜNKÜ,,
    Yalnızlığımı paylaşan, benimle ağlayan ve tüm renklerle
    tek başına savaşan o.
    SİYAHI SEVİYORUM ÇÜNKÜ,
    Çıkarsız bir sadelik var onda, asi ve korkusuz.
    SİYAHI SEVİYORUM ÇÜNKÜ,
    Gözlerin gibi, saçların gibi, sevdan gibi kapkara.
    SİYAHI SEVİYORUM ÇÜNKÜ,
    Sevdan bende yarayken ve rengi kapkarayken başka
    renk görmüyor gözlerim.
    Mesela beyaz sayfalara en çokta siyah şiirler yakışıyor.
    Daha bir koyu oluyor efkarımın çay saatleri,
    Ve daha çok güçleniyor hüznüme batırılmış esmer yanlarım.
    SİYAHI SEVİYORUM ÇÜNKÜ,
    Gözü kara sevdalara bir tek o kucak açıyor
    Yalansız dolansız en dürüst renktir siyah alnına çarpar
    tüm gerçekleri.
    Düşünsene, pembesi, beyazı vardır yalanın ama
    Sen hiç siyah yalan diye bir şey duydun mu?

    Bu sözleri sana yazdım kitabından....

    Sahildeki Şair Sinan Yıldızlı
  • Hayatımın önemli bir kısmı edebiyat ile iç içe geçmiş olmasına rağmen, şiire bir türlü ısınamadım. Bazı şiirler hariç olmak üzere, hiçbir şiirin beni etkilediğini düşünmüyorum. Peki bu iletiyi neden yazıyorum? Dün sabah yine bu sitede bir okurun, Mona Roza - Sezai Karakoç şiirini paylaştığını gördüm ve yaklaşık 24 saattir aklımdan çıkaramadım. Mona Roza, az önce bahsettiğim beni etkileyen nadir şiirlerden birisi. Size hem şiirin hikayesini hem de benim şiirin hikayesiyle tanışma hikayemi anlatmak istedim. Birazcık özel bilgiler de içerecek bu paylaşımım ve "Tamam de bize ne bundan," diye düşünenler iletinin devamını pekala okumayabilir.

    Askerliği Ağrı-Doğubeyazıt'ta yaptım ve bilen bilir Ağrı'da kışlar çok sert geçer. -30 derecede gece 02-04 nöbetine gitmek kolay bir hadise değildir. İlahiyat fakültesi mezunu olan ve sivil hayatında camide hocalık görevi yapan bir asker arkadaşım vardı. Bense profilimde de yazdığı üzere, bir yaratıcının varlığına inanmayan ateistlerdenim. Bu arkadaşımız, şiir okumayı da şiir dinlemeyi de çok severdi. Bir de benimle nöbete gitmeyi çok severdi. Çünkü nöbet esnasında dolu dolu seviyeli tartışmalara girerdi benimle. Hiçbir zaman birbirimizi kırıcı bir söz söylemedik bu nöbetlerde. Ben ona hocam derdim tüm saygımla, o da bana avukat derdi kısaca. Nöbet bittikten sonra ise, ne ben onu ikna edebilirdim ne de o beni. Yine de benimle nöbete gidebilmek ve tartışabilmek için bölüğün yazıcısına(nöbetleri yazan asker) giderek nöbete yine benimle gitmek istediğini söylerdi sürekli.

    İşte o yazdırılan gece nöbetlerinden birinde beni Mona Roza şiiri ile tanıştırdı. Önce şiirin yazılma hikayesini anlattı. İnternetten bulduğum ve birebir örtüşen bir yazıyı sizinle paylaşarak şiirin Sezai Karakoç tarafından Mona Roza'nın yazılma hikayesine değinmek gerekiyor iletimin bu kısmında:

    "Sezai Karakoç Ankara Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi'ndeyken bir okul arkadaşına sevdalanır. Bu sevdalanış rüzgarın önüne atılmış bir tüy gibi hayatını sürükleyecektir. Sonu olmayan bu başlangıç ömrü boyunca sürecek bir aşkın habercisidir. Kısa bir süre sonra aşkına dayanamayıp kıza açılmaya karar verir. Fakat, kızın kendini terslemesini ve ret cevabını alma riskini göze alamamaktadır. Anadolu'nun bağrından gelen genç Sezai Karakoç'un kalbi kırılmıştır. Ama bu kırgınlık fazla uzun sürmez. Sezai geri toparlanır ve şansını tekrar denemeye, hedeflediği aşkı yaşamak için elinden geleni yapmaya karar vermiştir. Fakat kendisini yakışıklı bulmadığı için ona bir türlü açılamaz. Bir gün cesaretini toplayıp aşkını Muazzez Hanım´a arz eder. Fakat reddedilince çok üzülür. Okullar tatil olur. Muazzez Hanım Geyve´de yazlıkta kalmaya başlar. Sezai Karakoç da tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini seyreder. Ona şiirler yazar. Mona Roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek Muazzez Akkayam ismi ortaya çıkar. Gel zaman git zaman. Okul biter ve mezuniyet töreni yapılır. Mezuniyet törenindeyse Sezai Karakoç Mona Roza şiirini okur. Muazzez Akkaya ise tam karşısındadır. Şiir bitene kadar o kalabalıktan hiçbir ses gelmez. Oysa Sezai Karakoç şiirin tamamını sevdiğinin gözlerinden gözlerini hiç ayırmadan okumuştur. Son kıtada başlayan uğultular, kalabalığın şiiri çok beğendiğini mırıldayan dudaklar ve bu aşk kime diye sorular, sorular arasında bir kız? Şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes bir daha okuması için ısrar eder. Ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri peş peşe okur. Sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına gelir ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar. Sezai Karakoç senin aşkın artık benimkine yetişemez der ve hayır cevabını verir Muazzez Hanım bayılır." Hikayenin devamında Muazzez Hanım'ın intihar ettiğini söyleyenler de vardır; ama gerçek şudur ki Sezai Karakoç hiçbir zaman Muazzez Hanım'a kavuşamaz.

    Her kıtasının baş harfleri birleştirildiğinde Muazzez Akkayam çıktığı Mona Roza şiiri bilindiği üzere, şu şiirdir:

    MONA ROZA

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek...

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin, ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ahh! beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki ben Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki ben Mona Roza bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım uymaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler o kokulu ten

    Mona Roza siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza siyah güller, ak güller.

    Sezai Karakoç

    Hoca, Mona Roza'nın hikayesini sanki şiiri kendisi yazmış gibi heyecanlanarak anlatmıştı ve hikayesi ile birlikte şiiri tanımak beni bir hayli etkilemişti. Akabinde ise hocanın çok sevdiği ve bu şiirle bağlantılı olan bir youtube videosu ile beni tanıştırmıştı. Hikayenin üzerine dinlendiği zaman yarattığı etki gerçekten inanılmaz. Yazımın başında söylediğim gibi, dün sabah bu şiiri görünce hocaya, hatırlıyorum mahiyetinde, o youtube videosunu gönderdim. O da bana; "Hatırlanmak çok güzel, teşekkürler," diye cevap yazdı. İnsanın hayatında bu tarz dostları mutlaka olmalı. Bilemiyorum, belki de ben dost seçerken gösterdiğim dikkati şiir seçerken de gösteriyorumdur. Önce şiirin hikayesini ve şiiri yazan kişiyi tanımaya ihtiyaç duyuyorumdur. Dediğim gibi, bilemiyorum. Bu şiir o şiirlerden ama. Onu biliyorum. Sözlerime son verirken bahsettiğim videoyu da sizinle paylaşıyorum ve okuyan herkese sabrı için sonsuz teşekkür ediyorum:

    https://youtu.be/pb9MevH21Pk

    Ekleme: Sacit Onan tarafından şiir harika bir şekilde seslendirilmiş. Dinlemek isteyenler için:

    https://youtu.be/zTWf3UGA3hQ