• 616 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Selamlar tekrar .. İstiyordum ki, Fakir Baykurt 'un özyaşam öyküsü olan bu seriyi sizlere sırasıyla tanıtayım .. Yalnız kitapta öyle çok ayrıntı ve öyle çok isim var ki, unutmamak için sıcağı sıcağına hemen yazayım iki satır da olsa dedim .. Unutursam cidden yazık olur ... Çok uzatmadan hemen girizgahı yapalım ... Uzatmadan dediğime de çok inanma =))

    Efenim biliyorsunuz , bizim yakın siyasi tarihimiz esasen bir "darbeler" tarihidir.. Hele ki Adnan Menderes'in cansiperane katkıları eşliğinde "hep destek - tam destek" mottosuyla Amerika'ya entegrasyonun tam anlamıyla sağlandığı dönem sonrası, yapı itibariyle Latin Amerika ülkelerinin siyasal tarihine dahi rahmet okutur.. Bu darbeler neden olmuştur , bu darbelere kim yol gösterir olmuştur , bu darbelerin savunucuları kimler olmuştur falan .. Bunları daha önce defalarca anlattım .. O yüzden es geçiyorum uzun uzadıya anlatmadan .. Tanıtımda eser miktarda bu soruların cevabını bulacaksınız zaten.. Kitabımız , Adnan Menderes döneminin sonu , yani 27 Mayıs 1960 ile 12 Mart 1971 darbesi arasında kalan kısımda yer almakta .. Yani iki darbe arası .. Ne demek bu ? Şu demek cicim : Demokrasi raydan iki kez çıkmış ve birer balans ayarı yapılmış .. Ama nasıl ? Bakın bu sorunun cevabını size yine Aziz Nesin versin =)))

    " Tabii!! Bizimkiler demokrasiyi rayına oturtuyorlar.Sonra o , raydan çıkıyor ve onlar yine oturtuyorlar! Zaten oturturken de bir süre sonra "YİNE" RAYDAN ÇIKACAK GİBİ OTURTMAYA dikkat ediyorlar.Bizimkilerin özelliği bu..."

    Peki nedir demokrasi ? Olmazsa olmaz koşulu nedir Aziz Baba?!?

    "Gerçek demokrasinin ilk koşulu , güven altına alınmış toplumsal adalettir.Bir ülkede toplumsal adalet yoksa, orada demokrasiden söz etmek sömürgenlerin halkı kandırmaca oyunudur.Bir ülke hangi ölçüde "TOPLUMSAL ADALET" ölçüsüne yaklaşabilmiş ise , o ölçüde demokratiktir. Nitekim bugüne dek toplumsal adaletin "EN İLKEL KOŞULLARI" yerine getirilmediği için, Türkiye' de BİR SAAT BİLE demokrasi olmamıştır."

    Ya siyasi iktidarlar ? İki kelam da onlardan için etsen be BABA ? Bilirim .. O dönemi sen çok iyi bilirsin ..

    "Gelen, gideni aratır; çünkü gidenlerin en sürüngen artıkları, türlü yollarla yeni gelenin içine sızmasını , süzülmesini çok iyi becerirler."

    Gece gece seni de rahatsız ettik Baba.. Saygılar , hörmetler ... HEP KALBİMİZDESİN !!! Huzur içinde yatasın .. Ellerinden öperim..

    Sevgili kukumanjerolar ...Bütün bu kitabın olay örgüsü ve bu olayların sebepleri, işte bu üç soru ve cevabın karşılığıdır.. '60 anayasası , diktatörlüğe soyunan malum şahsın ardından Türk toplumuna gayet geniş hak ve özgürlükler getirdi ..Bunlardan biri de sendikal haklar idi .. Biliyorsunuz sendika kurmak bireyin demokratik hakkı ..Niçin var sendikalar ? İşveren ,yani sermayeye karşı emeğin hakkını koruyabilmek için.. Sendikal savaşım özü itibari ile bir ekonomik savaşım! '60 anayasası bu hakkı vermiş vermeye ama anayasada bu konuyla ilgili eksikler var o dönem ..Misal sendika kurabiliyorsunuz ama sendikayı kuran öğretmenler olursa anayasaya göre grev ve toplu sözleşme hakları yok!!! Bu hak o günlerde sadece işçi kesime verilmiş .. Niçin öğretmenlere verilmemiş dersen hemen cevap vereyim sana ben .. UYUYAN İŞÇİYİ , KÖYLÜYÜ KİM UYANDIRACAK ? iSTERLER Mİ BUNU ?!? Yukarda iktidarlara dair bir tespit yaptı Aziz Nesin .. Kim o dönemki iktidarın sahibi ? Zurna kimin elinde ?
    Adalet partisini ele geçirmiş , o dönemin iç ve dış "sermaye" çevrelerinin egemenliğini savunup madenlerimizi , petrolümüzü peşkeş çekip satan , uluslararası sermayenin açık pazarında yabancı sermaye ile işportacılık yapıp Türk milliyetçiliğini kimselere bırakmayan , Morrison Knudsen Inkorpıreyşın 'ın medarı iftiharı Morison Sülüman !!! Onu da defalarca yazdım..

    Her neyse.. Bu şahsın iktidarında kendisine oy vermeyen öğretmenler birer birer sürülmeye başlanıyor .. Birdi , beşti , yüzdü , bindi derken , sayılar on binli rakamlara ulaşıyor .. Ve öğretmenler de sendikalaşma gereği duyuyorlar .. Bu işi ilkin , yazarlar adına uygulanan baskılara cevap verebilmek için Aziz Nesin yaptı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yazarlar sendikasını kurdu .. Öğretmenler adına da o günlerde yıldızı parlayan Fakir Baykurt' a teklif götürülüyor .. Hemen belirteyim !! Sendikal hareketin amacı kesinlikle para değil .. Zaten '60 darbesi sonrasında soyulmuş soğana dönen hazineye yardım olsun diye götürüp kendi "ALYANSINI" hazineye bağışlayan ismin karşılığı "FAKİR" BAYKURT! Bir diğeri ise Fil Hamdi ile kazandığı ilk ödülü - ki sanırım Altın Kirpi idi - hazineye bağışlayan Aziz Nesin.. O günlerde öğretmenler cidden devrime bağlı.. Düşürülen eğitim kalitesi ve Amerika'nın milli eğitimimize sızmasına bir dur çekebilmek için kuruluyor bu sendika ..Öğretmenler ve aydın kesim o dönem tehlikenin farkında ama o meşhur Jhonson mektubu henüz yazılmadığı için bizim VATANPERVER SAĞ İKTİDARLARIMIZ henüz anyadan konyadan haberdar değiller.. Hoş ne zaman haberdar oldular acaba ?!? Bu arada kurulan bu sendikanın ismi TÖS .. Türkiye Öğretmenler Sendikası .. Kısa zamanda yurt genelinde katılım sağlanıyor bu PARTİLER ÜSTÜ sendikaya .. Hiçbir siyasi partiyi veya olguyu sponsor yapmıyorlar kendilerine .. Amaçları hiçbir güdüme girmeden yapmak yapacaklarını.. Tabi bu arada öğretmen kıyımı inanılmaz boyutlara ulaşıyor.. Kanunlar çerçevesinde çeşitli makamlara başvuruluyor.YOK ! Uzlaşma aranıyor. YOK ! Dönemin başbakanına ulaşmaya çalışıyorlar.. YOK ! Ne yapalım ne edelim diyerek Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın kapısı çalınıyor .. Hangi Cevdet Sunay mı? Fakir Baykurt'un "Söküp alın bu Amerika'yı Türk milletinin bağrından , çok merak ediyoruz binlerce kilometrelik denizleri , karaları aşıp okullarımıza kadar giren Amerika bizden ne istiyor? Neden körpe çocuklarımızın beslenmesine kadar el atıyor ?" demesi üzerine şunları söyleyebilen Cevdet Sunay :

    "Amerika dostumuz ve müttefikimizdir.Ne istiyorsunuz Amerika'dan ? Amerika komonizmin dibinde bir ülke olduğumuzu biliyor.Kalkınma yönünden çok sorunumuz olduğunu biliyor."

    Nasıl ? Süper di mi ?!?!? Öğretmenler bakıyorlar ki devletin başı da o güdümün içinde , sine-i millet diyip halkı arkalarına alarak yapacaklarını yapma kararı alıyorlar .. Fakir Baykurt' u biliyordum ama bu kadarını bilmiyordum !!! Ne efsane bir adammışsın sen be kardeşim .. Hele o dönemki köylülerimiz ... O dönemki halk !! Okurken kalakaldım .. Kaç kez geri dönüp okudum sayfaları bilemiyorum ..O yoklukta sınırlı sendika geliriyle Türkiye'yi köy köy gezmek.. Bakın köy köy diyorum !! Yolu suyu elektriği olmayan o köyleri kimi zaman yıkıntı bir minibüsle , kimi zaman eşek sırtında gezen bu adama ne denir bilmem!! O soğukta Fakir Baykurt' un civara geldiğini haber alıp , gece yarısı yol üstünde nöbet tutan köylüler !! Ben yazarken , şu an dahi inanamıyorum !! Anlatılır gibi değil .. O misafirperverlik , o insanlık bu satırlara aktarılmaz .. Köylülerle yapılan sohbetlerdeki o diyalogları keşke uzun olmasa da buraya aktarabilsem .. O cahil bırakılan , cahil sanılan köylülerin sorduklarını bir okuyabilseniz keşke .. Pek tabii bu misafirperverlik her yerde aynı değil .. Kayseri'de yapılacak büyük kongre öncesinde "bir takım eller" tarafından CAMİ duvarı dibinde patlatılan bombalarla halkı öğretmenlere karşı kışkırtan o güçleri de okumak lazım ..Madımak'tan öncesi de var diyeyim siz anlayın .. Bir sinemada toplanmış öğretmenleri YAKMAYA YELTENENLER SİZCE KİM OLABİLİR ?!?!? Haydi bir ipucu vereyim MADIMAK diyerek !! Buldun mu ? Tamam öyleyse!!! =)) Devam edelim ...

    Velhasıl kelam .. Bilindik son .. Bizim Sülüman'ın uyguladığı politikalarla ayrıştırılan halk ..Sürekli tırmanarak - "tırmandırılarak" sürüp giden sokak çatışmaları ve ardından gelen darbe.. Sendikanın kapatılışı ..Fakir Baykurt 'un cezaevine girişi .. Şunları gece yarılarına kadar dilinde tüy bitesiye köylüye anlatan , köylüye yol gösteren Fakir Baykurt 'u yaşatırlar mı ?

    "Şu iş kayıt zamanı, gelmesem gerçekten gücenecek miydiniz? ikindiye doğru bir yağmur gelirse görürsünüz gününüzü! O
    zaman da Demirel'e araba yollayın, gelsin kışı nasıl geçireceğinizi anlatsın. Ama bilmiyorum gelir mi? Siz gene de çağırın.Bana Demirel'den ne istediğimi sordunuz? Bizim işimiz onunla değil, ONUN YÖNETTİĞİ DÜZENLE. Gerçekte bu sizin işiniz. Bir bizim derdimiz olsa kolay. Bizim kendi çocuklarımız okuyor. Asıl sorun SİZİN ÇOCUKLARINIZ. Okulların durumu kötü. Eğitim öğretim diye yaptığımızı yapmasak daha iyi. Bu işin planlamasına, programının yapılmasına, hem de yönetimine bizi karıştırmıyorlar. Şuradan anlayın, kaç yıl oldu bu Demokratlar, ondan sonra onların yerine kurulan partiler yönetime geleli; BİR TEK ÖĞRETMEN BAKAN GELMEDİ eğitimin başına. Geldi mi, adını biliyor musunuz? Bir tek Orhan Dengiz'in coğrafya öğretmeni olduğu söylendi, o da parti yöneticisiydi. Eğitimi öğretimi, öğretmen döverek, sürerek, yakarak yalnızca kendileri yönetiyor. Uzundur bu konu. Niçin böyle yapıyorlar? Biraz kafa yorarsanız yanıtı kendiniz bulabilirsiniz. SÖMÜRÜNÜN RAHAT SÜRMESİ İÇİN. Ço-
    cukları uyu uyu yat uyu diye okutacağız, halk sürekli
    ne oluyor diye bakmayacak; ağa soymuş, tüccar vurmuş, Amerika gelmiş, aldırmayacak.

    KUZU GİBİ OLUN DİYORLAR
    BÜYÜYÜP ORTAYA ÇIKINCA
    KOYUN GİBİ GÜTMEK İÇİN "

    Biliyorum baya uzun oldu ama kitabın Mamak Askeri Cezaevine girişten sonraki kısmı cidden rekor.. Hani her açıdan rekor!! Anayasal düzeni ilga etmeye yeltenerek anarşi uygulamaya yeltenen(?!?!?) isimlerden bir kaç örnek vereyim kısaca ..
    Devrim gazetesi tayfası ve SAKINCALI PİYADE Uğur Mumcu , SBF Dekanı Mümtaz Soysal , Sevgi Soysal, Deniz Gezmiş ve arkadaşları , Prof. Bahri Savcı, Prof. Muammer Aksoy ,Doç. Dr. Burhan Cahit Ünal , Trt' den Emin Galip Sandalcı , İşçi Partisinden Adil Özkol , gazeteci İlhami Soysal ve tonla isim .. Suçları çok büyük =))

    Karşı cenahta kimler var ?

    Forvette Baki Tuğ !!! Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını ipe götüren kararı verdikten sonra şunları söyleyebilen Baki Tuğ !!

    "Duruşmada birazcık uslu dursalardı idam edilmezlerdi."

    STOPER Nihat Erim !!! "Bazen demokrasilerin üzerine şal örtmek gerekir."diyen Nihat Erim !!!

    Uzuuuun ama çok uzun lafın kısası .. İNSAN ölür eseri , EŞEK ölür semeri kalır derler ya .. O tanım pek az kitaba böylesine yakışabilir .. Bize bu "ESERİ" bırakan Fakir BAYKURT' a selam olsun bir kez daha .. Yine bir parça bırakayım hem ona hem de ON BEŞLİKLERE .. Şimdilerde cezaevindeler çünkü ..

    MAPUSANELER içinde demirden direk
    Kimimiz ON BEŞLİK , kimimiz KÜREK...

    https://www.youtube.com/watch?v=t-3G6w-g9Wk
  • 168 syf.
    ·2 günde·Beğendi·6/10
    Yılmaz Polat'ın bu kitabı gazete yazılarının kitap haline getirilmesinden oluşuyor. AKP öncesi dönemden başlayıp 2007'ye kadar geçen zaman içinde içeride ve dışarıda yaşananların yorumlanması haricinde bir de medyaya yansımayanlar hakkında bilgiler aktarıyor.

    ABD'nin 'Ilımlı İslam' projesi kapsamında yürüttüğü çalışmalar sırasında özellikle Refah Partisi içinde Erbakan'ın yakın çevresiyle de bir temas kurulur. ABD'nin kendine yakın bulduğu kişiler ve siyasi partilerle daha kolay çalışması; desteklediği iktidarlara her türlü yardımı yapması ABD'nin öteden beri temel düsturu olmuştur. O dönem içinde de Erbakan olmasa da ABD'nin tekliflerine sıcak bakan çeşitli kişiler de ortaya çıkar. Daha sonra bunlar önce Meclis'e sonra da iktidara gelebilmek için birlik oluşturur. Kasım 2002 seçimlerinde AKP'nin tek başına iktidara gelmesi de ABD'nin çıkarlarıyla örtüşür. 2002 - 2008 arasında yaşanan Türk - Amerikan resmi, özel ya da gizli görüşmeler bir gazetecinin gözüyle aktarılır.

    Cia'nın Muteber Adamı, sıradan okurun göremediği ya da normal gözüken çeşitli olayların arka planını açıklamaya çalışıyor. Güncele dair bir gazetecinin gözlemlerini okuyoruz.

    Bu kitapla ilgili bir not ilave edeyim. Kitabı okuyup bitirdiğimizde, 2017 yılında birinci baskısı yapılan kitap nasıl olur da 2008 yılındaki olaylarla bitiyor diye düşünülebilir. Şunu ifade edeyim: Bu kitap daha önce 2008 yılında farklı bir yayınevi tarafından yayımlanmış.

    Bu kitabı 3 - 4 Ağustos 2019 tarihleri arası okuyup, inceleme yazısı ise 5 Ekim 2019 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
  • "Gelen, gideni aratır; çünkü gidenlerin en sürüngen artıkları. türlü yollarla yeni gelenin içine sızmasını , süzülmesini çok iyi becerirler."
    Aziz Nesin
    Sayfa 22 - Adam Yayınları 7. Basım