• Biz Amerikalı’lar kumdan ve kaktüsten bir imparatorluk yaratmıştık. Camilla’nın halkı ellerine geçen fırsatı iyi kullanamamışlardı. Biz Amerikalı’lar becerikliydik. Ülkem için sana şükürler olsun Tanrım. Dünyaya bir Amerikalı olarak geldiğim için şükürler olsun.
  • 363 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    Kitap yorumudur....

    Fakir Baykurt'u tanıyalım önce:

    "1929 yılında Burdur`un Akçaköy ilçesinde doğdu. Isparta-Gönen Köy Enstitüsünü bitirip beş yıl köy öğretmenliği yapmış; sonra Ankara Gazi Eğitim Fakültesini bitirerek ortaokul öğretmeni olmuştur. Uzun yıllar ilköğretim müfettişliği de yapan Baykurt`un meslek hayatı tedirginlik içinde geçmiştir. Üst üste bakanlık emrine alınmış, sürülmüştür. 12 Mart 1971 döneminde tutuklanıp( yargılanan yazarlardan olan Baykurt hayatını öğretmenlikten uzakta, kalemiyle kazanmıştır. Eserleriyle "Yunus Nadi", "TRT", "TDK" ve "Sait Faik" ödüllerini almıştır."

    “Hak diyenin ağzına vurulmamalı, yol açanın yolu kesilmemelidir. Bu mücadeleye giren insanlar, sonuç ne olursa olsun, bunlara katlanmayı bilmelidir. Biz bileceğiz, bizden sonraki öğretmenler de bilecektir. Çok iyi biliyor ve inanıyoruz, çektiklerimiz boşa gitmeyecektir!”

    Fakir Baykurt, TÖS Genel Başkanı olduğu için oradan oraya sürüldü. Açığa alındı. Huzursuz edildi. Cezalandırıldı. Görevini verimli bir biçimde yapabilmesi engellenmek istendi.

    Amerikan Sargısı:

    Adnan Menderes dönemi Marshall yardımlarını bilmeyen yoktur . Hani şu süt tozu hikayesi...Emperyal gücün kucağına düştüğümüz, sevindiğimiz! Sovyetlere bulaşmayalım diye Amerikanın oyununa geldiğimiz. Kendimiz ayağına gitriğimiz diye düzeltelim
    Vatan hainliğidir. Kısmen sömürgeliğe geçiştir bana göre.

    Hani türküsü var bi gelsin kulağınıza, "zeytin yağlı yiyemem aman, basmada fistan giyemem aman" ne güzel soğutulduk değil mi?
    Verilen tavizler? hibe edilene sevinmeler, baba dosttan alınan borçlar, yapılan ticaretler.

    Ee ne alaka diyorsanız hadi bir kitaba bakalım..

    Amerika ve Türk Hükümetinin dostluğunu pekiştirmek için bir pilot köy seçilir. Ankara'nın Kızılöz adında, kendi halinde üretimde olan, yaşayagelen bir köy. Amerikan "cavırları" , yalaka işbirlikçileri olan Ankaralı koltuk sabibi insanlarla köye gelirler. Dileyin bizden ne dilerseniz deyu!
    Köylüler önce şu tepeyi bir yıkın Ankara manzarasını göremeyiz diye öylesine bir söylemle atılırlar. Ne vaad ettilerse önce istemezler yapamazlar diye bu istekte bulunurlar.
    Hay hay kabul tabi. Biz dostuz la biz yani Amerika!
    O güzelim tepe yıkılır, madenler çıkartılır , kitabın sonunda tepeye ne olmuş, köylü ne yapmış göreceğiz.

    Neyse efenim hazır tepe yıkılmış. Bütün dostluğu ile Amerikalılar ve işbirlkçileri, hayvan ,toprak, doğa, kültür, dil ,eğitim gelişimine de el atar.

    Ha! Neydi ki ata tohumu ne işe yarardı?
    Gezen tavuk en son nerde görülmüştü?
    Eşşek neye lazımdı?
    Gavur tomofillerinin fiyakasına kim tav olurdu?
    Çocuklara düşünmeyi de öğreten öğretmenlerin başına ne gelirdi?
    Bütün bu dostluk elini havada bırakan yardım istemeyen Türkiye kredi çekmek zorunda kalır mıydı? İstese verirler miydi?
    Yahu koca Amerigaa paket peynir, un, süt tozu yardımı yapıyor, hayvanlarından daha fazla verim almanı sağlıyor daha ne istersin be hey dürzü!
    Dillerini öğretme çabaları? Bir ülkenin kültürünü diliyle, diziyle, geleneğiyle bozamazsın bunlar hep medeni dostluk elidir!

    1950'li yıllardan günümüze gelelim. Suratımıza çarpanlara bir bakalım mı?
    Üretim?
    Tarım?
    Yerli ürün?
    Yerli çiftçilik?
    Kültür?
    Siyasi bağımlılık?
    Kültürel bağımlılık?
    Yeterli eğitim?
    Madenler?
    Tam bağımsızlık?

    Ah Temeltoş vah temeltoş kitabın içinde yaşadığın burgular şu an bir çok insanda mevcut.
    Amerikalı Boby der ki kitapta; anlatamam tehlikeli. Siz gözünüzü çok açacak!
    Bobycim biz uyumayı seviyoruz elleşme.

    İnanılmaz keyifle okudum. Sinirlenerek, ah ulan ne değişti diyerek. Kitabın sonunda oh be dediğim kısmı, Temeltoşun gururunu yaşayacağımız anlar dileğiyle.
    Daha fazla yazarsam anarşizme doğru bir cigara tüttürebilirim. Suya sabuna dokunmadan anca bu kadar yorum yapabilirim.
    Fakir Baykurt'u bilip, yeni okuyor olma ayıbım da şurda dursun.
    Egemenlerden değil emekçilerden yana olan ,kalemi güzel insanı okuyunuz.
    Pdf olarak okundu. Ebru Ince Tuco Herrera vesileniz için teşekkür ederim.
  • Fransız mısınız?
    -Evet, Parisli.
    Öyleyse şaklabanlık yapmayı iyi bilirsiniz?
    -Aslında, diye cevap verdi bu sözleri milliyetine hakaret olarak algılayan Passepartout,
    -Biz Fransızlar da en az siz Amerikalılar kadar iyi şaklabanlık yaparız!
    Jules Verne
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • "Kızılderili şefleri trenle,
    New York’a getirildi.
    Bir heyet kendilerini karşıladı.
    Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.
    Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri şaşırtmıştı..
    Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.
    Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.
    Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağını söylediler.

    Karageyik ısrar etti.
    Arabayı durdurdu.
    İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.

    Amerikalılar şaşırmıştı..
    “Olamaz” dediler, “Sende doğa üstü güçler var.”
    “Hayır” dedi Karageyik,
    “Ağustos böceğini duymak için doğa üstü güce ihtiyaç yok.”
    “O zaman biz niye duymadık?” dediler.
    Kara Geyik cebinden metal bir 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.
    Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.
    Karageyik yanındakilere sordu:
    “Anladınız mı..?”
    “Anlamadık” dediler.

    Anlattı;
    “Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir." Çünkü her şeyi ona göre duyar,
    ona göre görür,
    ve ona göre hisseder.

    Siz doğaya değer verseydiniz,
    Ağustos böceğinin,
    şarkısını duyardınız...
    *Alıntı
  • Amerika Fransız İngiliz şirketleri binlerce kilometre uzunluğunda demiryolu döşedi, altın ve gümüş madenleri kurdu,tonlarca petrol çıkardı. Tabii bunların hepsi yararlı işlerdi ama bir de baktıktı yabancı şirketler bizim topraklarımızı, doğal kaynaklarımızı sömürüyorlar.Hele siz Amerikalılar,en berbatlarıydınız.