• Vatani sorumluluğunuzla özgürlüğünüz arasında bir seçim yapmak zorunda olsaydınız hangisini seçerdiniz?

    Ferdinand böyle bir seçim yapmak zorunda bir yandan çok sevdiği karısı ve özgürlüğü diğer yandan vatani sorumluluğu.. Hangisini seçtiğini söylemicem onu siz okuyunca anlayacaksınız.

    Mecburiyet, Stefan Zweig'in o incecik ama içi dolu dolu kitaplarından biri, gerçekten muhteşem, okunası kitaplardan.. keyifli olumalar...
  • Çünkü Tanri önünde, bir özgürlük sorunundan çok bir kötülük sorunu vardır. Seçeneği biliyoruz; ya özgür degiliz ve kotulukten her gücü elinde tutan Tanri sorumludur ya özgür ve sorumluyuz ama Tanri her gücü elinde tutamamaktadir.
  • Piyasada çok fazla sayıda kitap var ancak Mirdad’ın Kitabı hepsini egale edip gönlümde çok güzel bir yer edindi. Bu duyguyu yaşamamı sağlayan ince ruhlu nadide insana teşekkürü bir borç bilirim.
    Mikhail Naimy başyapıtın mimarı... Tüm tecrübesini topladığı tek kitap… Bir daha büyük cümleler kurmayacağıma dair kendime söz vermeme rağmen muazzam diyorum eser için. “Kitapların Everest’i” gibi tanımlamalar kurulmasına rağmen ben kendim de Mirdad’ın Kitabı için “Mirdad’la Milattan Önce Mirdad’la Milattan sonra” ifadesini uygun buldum. Tabii bu milat benim için geçerli :)
    Kitabı anlamak için kitapta kullanılan kelimelere bakmayınız satır araları onu tarif etmek için daha anlaşılır. Sadece akılla anlaşılacak bir eser değil akıldan ziyade kalbi ile okumalı insan bunu, o yüzden kalbi ile okumayacaklara kitabı tavsiye etmiyorum. Sizi kendinizin de ötesine geçirecek bu eserin özüne ulaşamayanlar başarısızlıklarını kitaba yüklemesinler. Biraz sert oldu ama gerçek böyle :) Çünkü bu kitap çok eski çağlardan kalma en büyük kitaplardan. Şiir gibi müzik gibi bir meditasyon hocasından alınan bir mesaj niteliğinde okumanızı tavsiye ederim. Kitap sizin çevrenizde belirli bir atmosfer yaratmak içindir. Eğer hazırsanız, hazır olursanız, atmosfer yaratılmış olacak ve büyük bir sessizlik kitabı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Ve sessizlik her zaman keyiflidir. Sessizlik demişken yazar eserde aynen şu ifadeyi kullanmaktadır. “Gürültülü bir erdem, sağır bir adaletsizlikten daha kötüdür.” Ne kadar da güzel bir ifade! Ünlü bir düşünürümüzün de belirttiği gibi “Fazla konuşmak, tehlikelidir. Sessizlik ise bazen kötü şansı engellemenin en iyi yoludur. Papağanları düşünün. Konuşabildikleri için kafese kapatılırlar. Konuşamayan diğer kuşlar ise özgürce uçmaya devam ederler.” Sanırım ömrümün kalan kısmında da daha sessiz bir hayat tercih edeceğim. Çünkü sessizlik her zaman mutluluk getiriyor.
    Kitap, Nuh tufanının anılarını mistik düşünce tarzı ile ele alıp bir dağın tepesinde ismi Gemi Ev olan bir manastırda başlamaktadır. Her cümlesinin altı çizilmeye değer olan bu eserde Mirdad en başından en sona doğru yaşanmışlıklarını anlatmaktadır. Mirdad’la beraber Shamadam, Noranda, Bennoon, Micayon, Micaster, Zamora ve adlarını hatırlayamadığım kişiler ile olan ilişkisini sevgi, kıyamet, anlayış, otorite, kadın erkek ilişkisi ve daha sayamadığım birçok konu üzerinde fikirlerini zaman zaman esrarengiz bir biçimde zaman zaman da direkt bir biçimle açıklamış. Site üzerinde hoşuma giden alıntılar yaptım ve bunlar üzerinde en çok ilgimi çeken ise şu olmuştur. "Sevgi yaşamın melodileriyle çarpan bir huzurdur. Nefret ölümün şeytani sesiyle sava açmaya can atıcıdır. Siz hangisini seçerdiniz? Sevip, ebediyen huzurlu olmayı mı? Yoksa nefret edip ebediyet kavga içinde olmayı mı?" Konu ile ilgili hemen de Hz. Ali o eşsiz sözü aklıma geliyor. “Gören göze karanlık perde olamaz, görmek istemeyen göze ışık ne yapsın” Sabahları uyanıp aynaya baktığımızda içimizdeki sevginin ya da nefretin yüzümüze yansıdığını görürüz. Öncelik sevgi olduğunda hayatımızın da akışındaki sorunlara daha pozitif yaklaşır ve çözeriz. Bazen de içimizdeki kaynağı farkında olmadan, değişik ruh hallerine kapılarak kurutmaya çalışırız ki bu da sonumuzun pek de iyiye doğru gitmediğini gösterir. Mirdad bu konuların üzerinde detaylıca durmuş olup aydınlatacağı kadar aydınlatmıştır bizleri.
    Daha yazılacak çok şey var kitabı okuyun pişman olmazsınız.
  • "Sevgi yaşamın melodileriyle çarpan bir huzurdur. Nefret ölümün şeytani sesiyle sava açmaya can atıcıdır. Siz hangisini seçerdiniz? Sevip, ebediyen huzurlu olmayı mı? Yoksa nefret edip ebediyet kavga içinde olmayı mı?"
    Mikhail Naimy
    Sayfa 81 - Arıtan yayınevi
  • Taş Devri Paketi

    "İlk gün el değmemiş ormanda on saat yürüyüş yapacağız, akşam çökerken bir nehrin kenarında kamp kuracağız. İkinci gün nehirde on saat kanoyla dolaşacak, küçük bir gölün kıyısında kamp kuracağız. Üçüncü gün yerel halktan nasıl balık tutulacağını ve yakındaki koruda mantar toplamayı öğreneceğiz."

    Modern Proletarya (Emekçi Sınıfı) Paketi

    "İlk gün pislik içindeki bir tekstil fabrikasında on saat çalışacağız, sıkış tıkış bir apartman dairesinde geceleyeceğiz. İkinci gün yakındaki bir markette on saat kasiyerlik yapacak ve uyumaya aynı daireye döneceğiz. Üçüncü gün yerel halktan nasıl banka hesabı açarak ev kredisi alacağımızı öğreneceğiz."

    Siz Hangisini Seçerdiniz?
  • 2-3 yıl önce izlediğim filmi beni etkilemediği için açıkçası okumayı planlamıyordum. PDF olarak indirme imkânı bulunca okunmaya başladım. Ve kitapla filmin alakası olmadığını fark ettim. Kritik birçok nokta filmde atlanmıştı kitapla birlikte olayların iç yüzüne şahit oldum.
    Konusu ise yeterince özgün. İnsanlar topluluklara ayrılmış durumda ve 5 topluluk var. Fedakarlık, cesurluk, dürüstlük, dostluk ve bilgelik.. Baş karakterimiz Beatrice fedakarlıktan cesurluğa geçiyor ve O bir uyumsuz. Hepimiz gibi. Hiçkimse tamamen iyi veya tamamen kötü değildir. Büyük ihtimalle yazarımız Veronica roth da bunu anlatmayı amaçladı ve bence gayet iyi de başarmış.
    .
    .
    Kitabı okurken düşündüm de acaba ben hangi topluluğu seçerdim?
    Herhalde Tris gibi uyumsuz olurdum. Çünkü tek bir seçim yapamadım. :) Cesareti öğrenebilmek için belki korkusuzluğu, belki de hep hayranlık duyduğum bilgeliği, ya da içimdeki adalet duygusuyla dürüstlüğü seçebilirdim diye düşünüyorum.
    .
    Peki ya siz hangisini seçerdiniz?