• 117 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Öncelikler kanalıma hoşgeldiniz arkadaşlar. Bu sefer Camus'nün, Yabancı'sı ile karşınızdayım.

    Spoiler dolayısı ile önce kitabın özeti ile başlayıp, daha sonra fikirlerimi aktarmaya çalışacağım. Hepinize iyi okumalar dilerim.

    ---SPOİLER---
    -------------------------
    Kitabımızın konusu ve işleyişine göz atalım.
    Ana karakterimiz Meursault, anti sosyal bir hayat süren, topluma ve normlarına kayıtsız birisidir. Duygu nimetinden yoksun bu arkadaşımız, "artık bakamadığını" iddia ederek bakımevine bıraktığı annesinin ölüm haberini alır. Her şeye olduğu gibi bu duruma da duygu yoksunluğu ile tepki veren Meursault annesinin cenazesine gider. Tek derdi cenaze günü havanın çok sıcak olması ve terlerken etrafındaki insanları gözlüyor olmasıdır. Bu durum pek tabii herkesin dikkatini çeker. Ölen bir anne ve gözyaşları yerine ter akıtan bir evlat...

    Cenaze sonrası hemen bir ilişkiye başlayan Meursault, arkadaşları ve eşleriyle bir araya geldikleri bir akşam, erkek erkeğe yürüyüşe çıkarlar ve bir kavgaya karışırlar.Kavgada bir arkadaşları yaralanır ve geri dönerler. Daha sonra beline silahı alan Meursault, tekrar kavganın olduğu konuma gider ve kavga ettiği kişiler ile karşılar. "Ne alaka ya, neden böyle bir şey yaptın kardeşim?" diye sitem ettiren bir hareket ile, adamlardan birini vurarak öldürür. Üstelik tek kurşun yetmesine rağmen, nefretle bir çok mermi daha bırakır cesedin üzerine.

    Böyle basit bir kavgadan çıkan olay ile yargılanan Meursault, idam cezasına mahkum edilir. Ama önemli olan kısım, cinayetten çok, kişiliğinden dolayı bu cezayı almasıdır.

    Öldürdüğü kişi(Cezayirli bir Arap) tek kurşun ile ölmesine rağmen, ateş etmeye devam etmiştir. Ayrıca annesinin cenazesinde gösterdiği rahat tavırlar da Meursault'ün ipini çekmesinde rol oynamıştır.

    --------------------------

    Önceden kitapları, kendi tabirim ile "hebele hübele" bir şekilde okurdum. Yazarın bize vermek istediğinden çok, film tadında bir serüven içine sokardım kendimi. Sonra hiçbir şekilde analiz yapmaz, "iyiydi be" diyerek geçer giderdim. Kitap okuyarak -ve tabii ki bu sorunu fark ederek- bazı şeyleri iyi hale getirmeye çalıştım. Romandaki karakterlerin süs olarak değil, yazarın iç dünyasını yansıtan bir imge olduğunu fark ettim. Söylemek istediğini, o karakterle söylediğini ve belki de kendisine bir terapi uyguladığını fark ettim. Bu yüzden Camus'un, Meursault ile bize aktarmaya çalıştığı bir şeylerin olduğu düşüncesi ile yapacağım incelememi.

    Şimdi incelemeye geçebiliriz.

    Kitabın ismi neden Yabancı diye düşündünüz mü? Öylesine verilmiş bir isim mi sizce? Bu konuda bir çok farklı yorum bulabilirsiniz. Çünkü Yabancı, her insanın bardağına dolan güzel bir içecek gibi. Bardağınızın şekli farketmez. Tadı hepimiz için güzeldir.

    Yabancı benim için Mersault'tür. Çünkü varoluş problemleri yaşayan ve bunu kendine has bir şekilde yorumlayan (ya da yorumlayamayan), toplumun ahlaki normlarına uzak kalan birisidir; yani "yabancılaşan" birisidir.

    Annesinin cenazesinde tabutun açılmasını istemez. Sevgilisi evlenmek istediğinde ve "evlilik ciddi bir şeydir" cümlesini duyduğunda, "hayır değildir" diyerek, aile kavramına da karşı olduğunu belli eder. Ölümün cezasına bile alakasız bir şekilde yaklaşan Mersault, modern yaşamın getirdiği bireyselliğin örneği olduğunu gösterir. Her şeye karşı vurdumduymazdır.

    Ölümünü, yaşamı kabullendiği gibi kabullenen, yaşadığı hayat ile barışamayan karakterin, içselleştiremediği bu dünyaya meydan okuması absürde karşı çıkar.
    "Camus, her şeyin absürtlükle ve yoklukla özetlenmeyeceğini, öncelikle hiçliği var sayarak bunlarla yüzleşilmesini ister. "
    "Camus varoluşçuluktan çok, absürt felsefe üzerinde durur" düşüncesine tamamen katılıyorum. Kaldı ki bunu kendisi de ifade etmiştir. “Hayır, ben bir varoluşçu değilim. Sartre ile isimlerimizin yan yana anılmasına hep şaştık..." diyerek bu konuya noktayı koymuştur.

    Yabancı kitabı her insanda farklı düşünceler aksettirebilir. Ancak ortak nokta herkesi düşünmeye sevk ettiğidir. Hiçliğinde bir anlamı olabileceğini gösteren, hayatın anlamsızlığına da
    olumlu bir bakış açısıyla yakalaşan bu kitap, eminim ki her okura bir şey katacaktır.

    Çok farklı bir beyinden çıkmış olan bu eseri, düz bir mantık ile okumamanızı tavsiye eder, hayatın belli dönemlerinde tekrar tekrar okunup, farklı duygu ve düşüncelere kapılmayı da tavsiye edebilirim.

    Herkese iyi okumalar.

    Not: Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasından ve tarzını ve düşüncelerine tam anlamı ile hakim olmadığım için; kendi fikirlerimi daha iyi aktarmak ve desteklemek adına bir takım araştırmalar yaptım. Çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgileri, tırnak içinde paylaşarak kendime ait olmadığını da belirttim. Yazarı ve düşüncelerini, kitabın katmak istediklerini daha iyi aktarmaya çalıştım.

    Umarım memnun kalırsınız. Hoşça kalın.
  • Kuşaklar arası çatışma hep vardı.
    8. Kitap analiz etkinliğimiz babalar ve oğullar.
    Yine katılım olmayacak ama ben ısrarla, seyrek de olsa sürdüreceğim. Kutabimiza donelim:
    1. Genç nesil en çok çevreden mi yoksa ailesinden özellikle babasından mi etkilenir?
    2. Farklı fikirlere insan kendini neden bu kadar kapatır?
    3. Kitap farzedelim ki yaşanmış olsun. En doğru yeri ve en yanlış yeri sizce neresi olurdu?

    Kolay gelsin arkadaşlar.
  • 170 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Bu kitap hayatımda en sevdiğim kitaplardan biriydi. Çünkü : https://youtu.be/fAJGZH1rfg8

    İlk felsefi roman, Tanpınar'ın deyişiyle "Müslüman aleminin tek romanı", Spinoza'nın çeviri yaptığı bir evrendoğum (kozmogoni) kitabı, bir "ilk" arama kitabı, bir nevi insanlık için bir "ilk" yardım.

    Bir kitap düşünün ki, içerisinde hem 4 elementten insanın olgunluğuna erişimine kadar geçirdiği süreç hem evrime göndermeler hem Kur'an motifleri ve tasavvufu savunanlar için ek olarak tasavvufi görüşler hem de evrenin başlangıcına ait bir arayış var. İşte o kitap, bu kitap. Bugüne kadar okuduğum ilk evrendoğum kitabı.

    Öncelikle kitapta pek çok yerde geçen özdek tanımından başlamalı. Özdek, bilinçten bağımsız olarak var olan her şeydir. Aldığı ilk biçimler su, hava, ateş ve topraktır. Ama yine de konumuz Avatar değil. Söz konusu olan, hepimizin hayatlarının başlangıcı ve daha doğrusu evrenin başlangıcına doğru zamansız bir fener tutma "id"i.

    Kitapta önce İbn Sina'nın Hay bin Yakzan'ı, daha sonrasında da İbn Tufeyl'in Hay bin Yakzan'ı var. Evreni, akıl ile anlamlandırma süreçlerinden geçen çeşitli insanların bir bedende dünyaya getirildiklerinin bilincinde olmalarının sonucunda düşünme süreçlerine indirgenen bir farkındalık anlatılmakta. Etkin bir akılla birlikte, öfke ve kösnü güçlerine hakim olan insanın kendi bedensel güçlerinin akli güçlerinin önüne geçmesinin savaşı ön planda.

    Her şeyden önce, özdek konusu evren gibi kitabın da ana hammaddeleri. Özdek ile biçimleşmenin ilk buluşmasından oluşan 4 elementle birlikte maden, bitki, hayvan ve insanın oluşumları akılla duyuların, aklın kendi kendine hükmedebilmesinin açıklamasıyla birlikte aynı zamanda gökbilim açısından göklerin kademelerinin tanımlanması ve imge-akıl karışımında evrenin sorgulanması konularında bilgilerin 170 sayfaya doyurucu bir şekilde sığdırılabilmesi eminim ki pek çok okur için eşsiz bir deneyim olacaktır, bu en azından benim için çok farklı bir deneyim oldu.

    İbn Tufeyl'in Hay bin Yakzan'ı zamanında büyük tartışmalara yol açan üç ana sorunu çözümlemeyi amaçlıyor:
    1-İnsan kendi başına, hiçbir eğitim ve öğretim görmeksizin, sadece doğayı inceleyerek düşünme yoluyla yetkin insan, üst insan aşamasına ulaşabilir, insani nefs etkin akılla birleşebilir.
    2- Gözlem, deney ve düşünme yoluyla elde edilen bilgiler, vahiy yoluyla gelen bilgilerle çelişmez, yani felsefe ile din arasında tam bir uygunluk vardır.
    3- Mutlak bilgilere ulaşmak, bütün insanların üstesinden gelebileceği bir şey değil, bireysel bir olaydır.

    Yukarıda yazılan 3 tartışma konusu üzerinden gidilerek ve başka bir bakış açısından gerek Nietzsche'nin üst insan konusuna paralellik gösterilebilecek bir konuda gerekse de bir insanın yalnız başına, etrafında kimse olmaksızın sadece sorgulayarak, deney ve gözlem süreçleriyle birlikte Tanrı'yı ve bir Yaratıcı olmasının zorunluluğu konularına eğilmesi anlatılıyor. Bireysel sezgilerin, akıl ve deney ile uyumluluk reaksiyonları aşamalarından sonra her bilginin üstüne bilgi katılmasıyla -bir nevi 4 elementin evreni başlatması gibi- gerçekleşen bu süreçler zinciri İbn Tufeyl'in de Hay bin Yakzan'ı Kur'an'dan pek çok motiflerle bezemesine sebep olmuş.

    Varsayımlarla birlikte ilerleyen hikayede, bütün nesnelerin hamurunun 4 elementin çeşitli oranlarda birleşimi olarak belirtilirken bu kısımdan sonrası için hem teist hem ateist okurlar açısından görüş ve bakış açısı farklılıklarına neden olup güzel, verimli tartışmalar çıkabilecek konular başlıyor.

    Teizmi savunan insanlar açısından, yaratılışın çamurdan başlayıp bunun verimli koşullarda mayalanmasıyla birlikte kabarcık sürecinden geçmesi ve ardından bir Yaratıcı'nın ona bir amaç, rol belirlemek suretiyle onu salt tesadüfilikten kurtarıp adeta büyütmesi, bana ilk olarak Hacc Suresi 5. ayette geçen nutfe, alak, mudga gibi bir tekamül sürecini, yani evrimi çağrıştırdı. Ayrıca Nuh Suresi 14. ayette de "Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır." diye belirtilir, bu da yaratılışı savunan insanlar için bir evrendoğum sebebidir. Bu kitapta da eminim ki kafasında bu konularda soruları olan insanlar, daha çok soru işaretine sahip olacaklardır. Yine de "Neden?" sorusuna eğilmek açısından dini, "Nasıl?" sorusuna eğilmek açısından bilimi kendine yol arkadaşı edinmiş insanlar için kesinlikle keşfedilmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

    Ateizmi savunan insanlar açısından da Çağrı Mert Bakırcı'nın Evrim Kuramı ve Mekanizmaları kitabının 59. sayfasında belirttiği gibi, cansızlıktan canlılığa geçiş aşamaları okyanusların tabanlarında, tıpkı bugün kıtaların üzerinde gördüğümüz gibi volkanik bacaların bulunduğu, evrenin yaklaşık başlangıcı olan milyarlarca yıl öncesine gidildiği ve ilk yaşamın oradaki kabarcıklanmalardan ve çeşitli kimyasal reaksiyonlarla birlikte kimyasal moleküllerin oluşmasının etrafında gelişen bir canlılık süreci var. Engelsiz bir doğal seçilim süreci, doğal koşulların elverişliliği ve aşama aşama türdeşleşme konuları Hay bin Yakzan'ın da beslendiği diğer konulardan.

    Apateizmi savunan arkadaşlar buraları okumasalar da olur sanırım? :)

    Kitaptan küçük bir örnek vermek gerekirse, Hay bin Yakzan daha çok kabul edilen varsayımda bir çamurun şekillenip mayalanması ve Yaratıcı'nın ona hayat vermesinden oluşuyor, daha sonrasında ise kendi çocuğunu kaybetmiş bir ceylan onu emzirip büyütüyor. Bu aslanların avcılık karakterleri güçlü olan yavruyu diğerlerinden daha çok kollaması gibi bir içgüdü doğuruyor. İçgüdü konusunda yaptığımız tartışma için şu alıntının altındaki yorumlara bakabilirsiniz : #35329239

    Özet olarak, Spinoza'nın töz felsefesine yakınsayan bir yaklaşımda özdek, 4 element, evrim ve yaratılış konularının harmanlandığı, evrenin ilk anına gitme idi güden bir sorgulamada, adaptasyon, çevreyi tanıma, sezgi, deney ve gözlemlerin hepsinin bir arada kullanılıp bir insanın bir tümevarım minvalinde düşünce süreçleri sonucunda etrafında bunu sorabilecek ne kimsesi ne de interneti olan bir insan sizce Tanrı'nın var olmasının zorunluluğuna, amaçlılığa mı ulaşır, yoksa bu tam tersi bir tarafta amacın gereksizliğine mi?

    İncelemeyi buraya kadar okuyanlar için bir teşekkür mahiyetinde kendi hayat felsefesini, yani evrenin ilk anlarına ait düşüncelerini, inancı ne olursa olsun aşağıya yorum olarak yazmış olan arkadaşlarım arasından bu kitabı isteyenlere, kitabı hediye ettim. Kur'an ve yaratılış, Darwin ve evrim teorisi, hayatın tamamen bir simülasyon olma ihtimali, insan ırkının Anunnaki'ler tarafından yaratılması vs... Ben bu kitapla birlikte kendi hayati görüşlerimi ve amaçlarımı sorgulayıp soru işaretlerime yeni renkler kattım. Tartışmalardan, eleştirilerden kendime o kadar çok şey katıyorum ki kesinlikle tartışmaların etkisini yadsıyamıyorum.

    Görüşlerimiz ne olursa olsun bu kitabı okuyup daha çok sorgulayabilir, kimliğimizi oluşturma yolunda belki de büyük adımlar atabiliriz. Gerçek olan şu ki, içinde yaşadığımız evren ve beden hakkında ne kadar fazla çeşitlilikte kitap okuyabiliyorsak bu bizim için kârdır. Bundan dolayı, bu kitap daha çok bilinmeyi ve okunmayı hak ediyor. Sevgiler...
  • İstanbul okuma grubunun pek değerli takipçileri biz 10. toplantımızı yaptık . Peki sizlere sorarız neden siz aramızda yoktunuz? Hiç utanmadınız mı pazar kahvaltılarınızı saatlerce uzatırken? Biz oyunlarla yaşamaya çalışırken siz oyunsuz kalmaktan hiç çekinmediniz mi? Gerçekleri yaşamak hiç zorunuza gitmedi mi?
    Merak etmeyin sevgili okurlar, canımız insanlarımız biz sizleri de düşündük ve sizin yerinize de oynadık tehlikesiz oyunlarımızı. Üstelik bunu yaparken vicdanlarımızı da çok güzel rahatlattık.

    Neler konuştuk bir bilseniz canımız kitabımız Oyunlarla Yaşayanlar hakkında. Canımız kitabımız, canımızı çok yaktı sevgili okurlar. Neden camımızı bu kadar yaktı? Sefil ruhlarımızın karanlık noktalarını bizlere hatırlattı diye mi sizce? Bizimki de soru mu yani şimdi Oğuz Atay okuyorsak tüm bunları göze almalıydık öyle değil mi? Bana günün özetini yap diyen insan kardeşlerim pişman mısınız şimdi? Pişman olmayın ne olur ben söz konusu Atay olunca gördüğünüz üzere sakin kalamıyorum, aklım biraz devre dışı kalıyor. Her neyse toplantılar diyoruz iyi ki varlar tabii sizler de öyle...
    Çiçeklerden papatyayı insanlardan sizi sevdik. 🍀
    Bir sonraki buluşmada görüşmek üzere sahi gerçekten görüşür müyüz?
    Toplantı iletisini hazırlayan Bengü arkadaşımıza da teşekkür ederiz. Muhtemelen hala kitapla yaşıyor kendisi. Etkisinden çıkması biraz zaman alacak :)


    Bir sonraki toplantımız 04.11.2018 tarihinde olacak ve bu sefer farklı bir kitap seçtik Ben Robot


    Toplantıya katılan arkadaşlar:

    Muzaffer Akar
    Selman Ç.
    Ebru Ince
    Osman Y.
    Canan
    Bengü
    Oğuz Aktürk
    Esra Koç
    Turhan Yıldırım
    ™ Parende
    https://1000kitap.com/JayGarrick
    Ezgi Eroğlu ve iki arkadaşı
    özlem
    Fatma Zehra Aksoy
    Hilal
    Fırat İnan SARIÇİÇEK
    Yağmur.
    Şevval Erdemir
    Banu Ercan
    Tuğba Demirci
    zeyneb

    Ayrıca kullanıcı adlarını bilmediğimiz ve sitede olmayan arkadaşlar da vardı. Eğer burada iseler ses versinler listeye ekleme yapalım.



    Toplu Fotoğraflarımız

    http://i.hizliresim.com/3zdMr2.jpg
    http://i.hizliresim.com/nlBpzl.jpg
    http://i.hizliresim.com/X65NVR.jpg
    http://i.hizliresim.com/DDamL6.jpg


    Ortaya karışık

    http://i.hizliresim.com/VDbNZn.jpg
    http://i.hizliresim.com/g6BRj5.jpg
    http://i.hizliresim.com/zMbqQj.jpg
    http://i.hizliresim.com/Q29G4y.jpg
    http://i.hizliresim.com/r17vj3.jpg
    http://i.hizliresim.com/GDlXEr.jpg
    http://i.hizliresim.com/r17vga.jpg
    http://i.hizliresim.com/PDgz5d.jpg
    http://i.hizliresim.com/8zJ5Jd.jpg
    http://i.hizliresim.com/2abqbO.jpg
    http://i.hizliresim.com/oV1p1q.jpg
    http://i.hizliresim.com/VDbNbR.jpg
    http://i.hizliresim.com/WDdamq.jpg
    http://i.hizliresim.com/RDqN2G.jpg
    http://i.hizliresim.com/EDZNk9.jpg
    http://i.hizliresim.com/1EXBq1.jpg
    http://i.hizliresim.com/j6opZG.jpg
    http://i.hizliresim.com/1EXB51.jpg
    http://i.hizliresim.com/9NOAJQ.jpg
    http://i.hizliresim.com/zMbLPD.jpg
    http://i.hizliresim.com/aY6pOO.jpg
    http://i.hizliresim.com/PDgNXQ.jpg
    http://i.hizliresim.com/0zQgOW.jpg
    http://i.hizliresim.com/j6op9J.jpg

    Ek olarak instagram sayfamız https://www.instagram.com/1000kitapistanbul/


    Bir sonraki buluşma
    Okunacak Kitap: Ben Robot
    Tarih: 04 Kasım 2018 Pazar
    Saat: 13:30
    Mekan: Okkalı Kahve Kadıköy
  • sizce bir insan neden dövme yaptırır arkadaşlar?