Yüzyıllık Yalnızlık Kitabı okurken karmaşık isimleri takip edebilmek için hazırladığım soyağacını bu incelemeye ekliyorum; olayları nesnel bir zemine oturtmak için bu şemayla okumak şart. Büyülü gerçeklik türüyle ilk tanışmam oldu. Eser fantastik bir anlatı gibi dursa da aslında sosyolojinin ve siyasi yozlaşmanın son derece rasyonel bir otopsisini sunuyor. Kitapta bende iz bırakan temel noktalar şunlar:
Aktarılamayan Tecrübe: Zaman çizgisel değil, döngüsel işliyor. Ailenin direği Úrsula en uzun yaşayan karakter olmasına rağmen tecrübesini yeni nesle aktaramıyor. Hafızası olmayan toplumların aynı çöküşü defalarca yaşamasını net şekilde görüyoruz.
Tüketim Körlüğü: Karakterlerin bolluğun sonsuza dek süreceğine inanıp refahı sürdürülebilir üretime dönüştürmeyi hiç akıl edememeleri tam bir ekonomik körlük örneği. Sistemin Yutuculuğu: Avrupa'dan gelen dışarıdan ve rasyonel bir figür olan damat Gastón'un bile Macondo'nun çürüyen düzenine kısa sürede ayak uydurması, çöken bir yapının içine gireni de bozduğunu kanıtlıyor.
Özetle eser; aklını, hafızasını ve üretim yeteneğini kullanmayan toplumların kaçınılmaz yok oluşunun belgeseli niteliğinde. Neden-sonuç ilişkileri kurarak ve mutlaka soyağacıyla okunması gereken, son derece etkileyici bir kitap.
Bazı kitaplar vardır, hakkında yorum yapmak istersiniz ancak yapamazsınız, yüreğiniz el vermez; insanların karşısına geçip diyeceksiniz ki: Okuyun, ne yapıyorsanız bırakın bu kitabı okuyun! Bir kadın