Her kişi, belirli, öngörülmüş ya da öngörülebilir
bir yaşamı, sonuna dek yaşayamadan ölür -
Öyleyse, her kişi için öngörülmüş bir ölüm de
yoktur - her kişi yaşar: öylesine...
Her kişi, ölümüyle de yaşar.
Ölüm de yaşar, her kişiyle.
Ölüm kişiyle yaşar.
"El Mitra bir kez daha
söz aldı ve dedi ki: Peki, Evlilik ey üstat?
Ve o şöyle yanıtladı:
Birlikte doğdunuz ve sonsuza dek birlikte olacaksınız.
Birlikte olacaksınız, ölümün beyaz kanatları günlerinizi dağıtıp savurduğu saatte.
Elbette, Tanrı'nın sessiz belleğinde bile birlikte kalacaksınız.
Ama, birliğinizde mesafeler olsun.
Göklerin rüzgarları dans etsin aranızda.
Birbirinizi sevin, ama aşk pranga olmasın aranızda:
Ruhlarınızın kıyıları arasında hep dalgalanan bir deniz olsun aşk.
Birbirinizin kadehini doldurun, ama aynı kadehten içmeyin.
Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı ekmeği yemeyin.
Birlikte şarkı söyleyip dans edin ve eğlenin, ama ikiniz de tek başınıza olun,
Bir lavtanın, aynı ezgiyle titreseler de birbirinden ayrı duran telleri gibi.
Kalplerinizi verin, ama teslim almayın birbirinizin kalbini.
Çünkü sadece Hayat'ın avucundadır kalpleriniz.
Birlikte saf tutun, ama yapışmayın birbirinize:
Çünkü tapınağın sütunları da ayrı dururlar,
Ve meşe ile selvi büyüyemez birbirinin gölgesinde."
Her aşamada, her deneyimden sonra ne denli değiştiğimizin ayırdına varacak, çelişkilerimizi görecek yerde her şeye hep o anda içinde bulunduğumuz konumdan bakarız; içimizde, bugüne dek oluşmuş ve oluşacak değişiklikleri göremeyiz.
Güç, itaat ister, itaate bağımlıdır. Önce sol ayağı atarak muntazam yürüyüşe geçmenin, savaşları kazanmakla hiçbir ilgisi yoktur. Ancak bu, askerleri sorgusuz sualsiz itaate koşullandırmaya yarar. Ve böylece askerler, sorgusuz sualsiz ölüme giderler.