• 'Yanlış anlaşılma' insanların hayatını ne kadar mahvedebilir?
    ve bir kitap 'her şeyi' içinde nasıl barındırabilir? sorularının cevabı bu kitap sanırım.
    .
    .
    .
    Yazar uyarı olarak -aşk üçgeni yoktur- demiş. E hal böyle olunca Esteban'ın ve Damian'ın kim olduğunu Skye'dan önce anlayabiliyoruz.

    Kitap Skye'ın doğum gününde kaçırılışıyla başlıyor, sıradan bir kitap olacağı izlenimini verse de okurken harcanan bütün zamanın hakkını veriyor.

    Kitabın HER ŞEYİ ama HER ŞEYİ yerli yerindeydi. Damian'ın geçmişinin anlatılmaya başlandığı yer mesela, başka birinin ağzından dinlenebilecek kadar yüzeysel değildi. Yazar her şeyin ayrıntılı bir şekilde anlaşılabilmesi için -hikayenin anlatılmaya başladığı yerde başka bir bölüm açmış. Bence bu düşünce çok yerindeydi. Çok güzel olmuştu.

    Şimdi, Skye'ın kaçırılışı diyip Damian'ın geçmişine geçtim ama kaçırılışında olan bir kaç şeyden bahsetmem lazım. Çünkü ne hissedeceğimi bilemediğim sahnelerdi onlar. Güldüm, sinirlendim, şaşırdım, ağzım açık kaldı YOK ARTIK bile demişliğim var... Cidden, o 'yok artık' dediğim yeri ben hala atlatamadım. Ne gerek vardı havuç doğrar gibi o -spoi vermemek için kendini zor tutuyor- şeyi kesmeye. Sırf babası acı çektiğini duysun diye onu kesmek zorunda mıydın? Berbattı ya.

    Skye'ı tekneye getirdiği ilk gün Skye susuzluktan ve açlıktan geberirken, geçip karşısına bütün yemeği yiyip, sonra da 'susadın mı?' diye sorması... sonra kalkıp suyu kızın suratına boşaltması... su akarken yağlı parmaklarını suyla temizlemesi... o yağlı suyu Skye'ın mecburen içmesi...

    Teknede olan bir sürü şey var, bir ara bi' etkileşim oluyor ondan bahsetmeye hiç gerek yok zaten.

    Sonra bir gün flkgjd Skye flkgjd kaçmaya fdkgjk çalışıyor dlfkjg
    ya ben o sahnede niye güldüm bilmiyorum fldkjg Skye kendini denize atıp, parmağına rağmen yüzerken Damian çok rahat bir şekilde balık tutmaya devam edip fıstığını yiyor... Skye, köpek balığı gördüğünde zaten ben gülmekten ölüyordum lfkjdlk neyse ki yunusmuş. Skye, tekneye geri dönüyor bu arada. Uzandığı yerde uyuyakalıyor ve uyandığında üstünde bir battaniye var.

    İşte böyle minik detaylar o kadar fazla ki, o yüzden bu kitapta her şey var diyorum.
    Kitap tamamen dram, intikam, depresyon, entrikayla dolu değil. Güldüren, eğlendiren sahneleri de var. Ve bence diğerlerinden onu farklı yapan da bu. Verdiğim 10 puanın hepsini hak ediyor. Tamamen.

    Skye ve Esteban'ın geçmişi... MaMaLu, El Charro, Victor, Warren ve Rafael tabii ki... Herkesin rolü mükemmel bir şekilde işlenmişti. Ben tutarsızlıklar göremedim. Gören varsa da merak ederim hangi sahneler olduğunu..

    Skye'ın Damian'ın kim olduğunu o cümleyle fark edişinden sonra, Damian'ın onu şehirde bırakıp tekneyle geri dönüşü, Skye'ın takip edip, aldığı çilekleri Damian'a fırlatması... o sahne favorilerimden biri. Skye'ın çilekleri alırken aklından geçenleri düşününce zaten. Damian'da fark ediyor.

    Ben normalde mutlu son hayranlarından değilimdir. Ama. Ama. Ama. Bu kitap mutlu sonu hak ediyordu. Sonuna kadar hemde.

    Skye ve Damian mutluluğu buldu... Demeye kalmadan...
    Buradan sonrası büyük bir boşluk ve anlatırsam kitabı okumayan biri için büyük spoi olur. Ben okusam o spoiyi, kitabı okuyasım gelmez zaten. Burada da şu an spoi şeyi yok.
    NEYSE.

    Güldüğüm, 'ne zaman okusam yine gülerim' dediğim bir sürü sahne var. Hepsini olmasa da çoğunu not kısmına ekledim, aklıma geldikçe açıp okurum diye.

    İyi ki okudum. Okuduğum için pişman değilim. 390 sayfanın hakkını veren bir kurguydu.
    Tekrar tekrar okuyabilirim.
  • Orta okul cagindaki genclerin cok begenerek okuyacaklarini dusunuyorum, çünkü karakterlerin düsünce yapisi ve yaslari onlara cok daha uygun.O dönemler de okuyabilseydim eminim severdim.
    Insana bir seyler katmiyor ama sürükleyici bir kitap..
    Ilk kitapta Thad ve Charley anlatiyordu, bunda da Rives ve Skye dan dinliyoruz hikayeyi..
    Survivordan ask romanina donuyor bazen ama heyecanlandiran yerleri de var
    Ben serinin 3 kitabini da birlikte aldim:(((
    O yuzden maceraya dolu dizgin aska devam...
  • "...Bazen edecek bir kelime yoktu, diye kadar verdim. Bazen sadece gerçek olanı hissetmek gerekiyordu."
    Lynne Matson
    Sayfa 478 - Yabancı Yayınları